ChatGPT ile 3 din hakkında konuşmam.
Bence gizli müslüman olabilir kendisi :) İslam - Yahudilik ve Hristiyanlığın benzerliklerini ve farklılıklarını konuştuk. Meraklısı için konuşmamızı bırakıyorum. ----------- Aşağıda İslam – Yahudilik – Hristiyanlık üçlüsünün tarihsel kökenleri, inanç öğeleri, ibadet yapıları, kutsal metinleri, peygamber anlayışı, ölüm sonrası inancı, günah–kurtuluş doktrini, hukuk sistemleri ve Tanrı tasavvurları açısından hem ortak hem ayrıştıkları noktaları çok kapsamlı ve düzenli şekilde veriyorum. Bu üç din “İbrahimî dinler”dir, yani kökleri Hz. İbrahim’e dayanır. Önce ortak noktalar, sonra ayrışan noktalar gelecek. 🟩 I. ÜÇ DİNİN ORTAK NOKTALARI ✔ 1) Tek Tanrı İnancı (Monoteizm) Üç din de: Evreni yaratan tek ve mutlak Tanrı olduğuna inanır. Tanrı’nın ezelî, ebedî, her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten olduğunu kabul eder. Yahudilik: Yahve Hristiyanlık: Baba Tanrı (aynı Tanrı) İslam: Allah (aynı kökten tek tanrı inancı) Hepsinde Tanrı tek kaynaktır. ✔ 2) Hz. İbrahim Ortak Atadır Üç din de kendisini “İbrahim’in yolunun devamı” olarak görür. Yahudiler → İbrahim–İshak–Yakup soyundan
Din
Marifetullah, Allah’ı anlamaktır. Allah’ın anlaşılması, eşyanın, katı maddelerin, fiziki varlıkların anlaşılmasına benzemez. Zaten onun için anlamak diyoruz. Dokunduğunuz şeylerle sınırlı ise anlayışınız, 5 duyu ile sınırlıdır tüm öğrendikleriniz. Unutmayınız ki 5 duyu sadece insanda yoktur. 5 duyuya sahip olmak için insan olmak gerekmiyor. Bir göze, bir kulağa, bir dokunma duyusuna, bir burna sahip olmaksa mesele, fil kulağı insan kulağının 100 katıdır. Karga gözü insan gözünün görme keskinliği açısından 200 mislidir. Bu bazen daha da üste çıkabiliyor. Düşünebiliyor musunuz? Hayır. O zaman insan bu değilse ne? İnsanı insan yapan ne diye baktığımızda işte anlama işi orada. Ama marifetullah konusunda ne karganın, ne filin, ne köpeğin ne diğerlerinin hiçbir marifeti yoktur. Marifetullah’tan behre sahibi değildirler. Bununla mükellefte değildirler. Mükellef olmamaları zaten bunun için donatılmadıklarına delalet eder. O zaman insan başka bir şey ve Allah’ı tanıyacağı yeri de 5 duyu değil. Fakat 5 duyuyu bu uğurda kullanması ve kullanmayı bilmesi de insanın özelliklerinden biridir. İnsan 5 duyuyu marifet yolunda istihdam edebilen bir varlıktır, öğrenme diye de buna diyoruz zaten. Ta’liym diyoruz biz buna öğrenme yeteneği ve insanın öğrenme yeteneğinin insanı insan eden en temel özellik olduğunu biz ilk inen 5 ayetten de anlıyoruz. (‘Alak/4-5) Ta’liym. İlk inen ayetlerin konusu değildir sadece Ta’liym. Ta’liym aynı zamanda ilk insanın yaratılışında insanın ayırıcı vasfı, hususi özelliği olarak görüyoruz. Ta’liym ül Esma suretinde tecelli ediyor öğrenme yeteneği. (Bakara/31) O Adem’e isimlerin tümünü öğretti. Demek ki Adem isimlerin tümünü öğrendiğinde Adem adam oldu. Adem isimlerin tümünü öğrendiğinde aslında secde ile emrolundu melekler. Yani aslında Adem’in öğrenme
Reklam
gizli örgütleri konu alan film tavsiyeleri da vinci şifresi (the da vinci code, 2006) robert langdon (tom hanks), paris'te louvre müzesi'nde işlenen bir cinayeti araştırırken, tarihin en büyük gizemlerinden biri olan gizli bir tarikatın sırlarını keşfeder. ron howard yönetmenliğinde, tarihi eserler, semboller ve gizemli şifreler üzerinden ilerleyen sürükleyici bir gerilim sunar. angels & demons(melekler ve şeytanlar, 2009) robert langdon (tom hanks), vatikan'da illuminati'nin papa'ya karşı düzenlediği komployu çözmek zorundadır. ron howard yönetmenliğinde, hızlı tempolu sahneler, tarihi mekanlar ve simge çözme aksiyonları ön plana çıkar. the bourne identity (kimliksiz bourne, 2002) jason bourne (matt damon), hafızasını kaybetmiş bir ajan olarak, kendisini kontrol eden gizli cia programının sırlarını keşfeder. doug liman yönetmenliğinde, aksiyon ve gerilimi modern şehir manzaralarıyla harmanlayan bir casus hikayesi. mission: impossible – fallout (görevimiz tehlike – düşüş, 2018) ethan hunt (tom cruise), imf ekibiyle dünya çapında bir terörist örgütün eline geçen nükleer silahları durdurmak zorundadır. christopher mcquarrie yönetiminde, yüksek tempolu aksiyon sahneleri ve uluslararası casusluk teması öne çıkar. the departed (köstebek, 2006) billy costigan (leonardo dicaprio), boston mafyasına sızdırılan gizli bir polis ajanıdır. martin scorsese yönetmenliğinde, suç örgütleri ve polis içindeki çift taraflı ajanlık teması çarpıcı şekilde işlenir. eyes wide shut (geniş gözler kapalı, 1999) dr. bill harford (tom cruise), new york'ta gizli bir elit tarikatın ritüellerini keşfeder. stanley kubrick yönetiminde, cinsellik ve gizemle harmanlanmış bir atmosfer yaratılır. national treasure (ulusal hazine, 2004) benjamin franklin gates (nicolas cage), amerika tarihine dair
contagion (2011) // salgın ( covid -19) steven soderbergh'in yönettiği bu film, dünya çapında hızla yayılan ölümcül bir virüsün etkilerini gerçekçi bir şekilde anlatır. marion cotillard, matt damon, kate winslet ve gwyneth paltrow'un performansları, hastalığın toplumsal ve bireysel etkilerini derinlemesine hissettirir. film, bilimsel doğruluk ve dramatik gerilimi bir arada sunarken, salgınların modern dünyadaki yayılma dinamiklerini de sorgulatır. 28 days later(2002) // 28 gün sonra danny boyle'un yönettiği bu film, laboratuvar kaynaklı bir virüsün ingiltere'deki yayılmasını konu alır. cillian murphy'nin jim karakteri, uyanıp tamamen değişmiş bir dünyada hayatta kalmaya çalışır. film, klasik zombi anlatısından farklı olarak virüsün yarattığı kaosu ve insan psikolojisinin sınırlarını güçlü bir şekilde işler. world war z(2013) // dünya savaşı z marc forster'ın yönettiği filmde brad pitt, eski birleşmiş milletler çalışanı gerry lane rolünde, tüm dünyayı tehdit eden bir zombi salgınıyla mücadele eder. film, hem aksiyon hem de küresel kriz yönetimi açısından etkileyici sahneler sunar. küresel salgının hızla yayılmasının ve panik ortamının etkisi, izleyiciye yoğun bir gerilim deneyimi yaşatır. outbreak (1995) // salgın tehlikesi wolfgang petersen'in yönettiği bu film, kurgusal motaba virüsünün amerika'ya yayılmasını konu alır. dustin hoffman, rene russo ve morgan freeman'ın performanslarıyla, hükümetlerin ve bilim insanlarının salgın karşısındaki çabaları işlenir. film, virüsün biyolojik tehlikesi kadar politik ve etik boyutlarını da sorgular. i am legend(2007) // ben efsaneyim francis lawrence'ın yönettiği filmde will smith, manhattan'da tek başına kalan bilim insanı robert neville'i canlandırır. dünya, ölümcül bir virüs sonrası vampir benzeri mutantlarla dolmuştur.
`dünyanın sonu temalı`` kıyamet filmleri` 1. `The Matrix` (1999) – `Wachowski Kardeşler` Gerçekliğin dijital bir simülasyon olduğunu keşfeden Neo (Keanu Reeves), direnişin sembolü haline gelir. Laurence Fishburne ve Carrie-Anne Moss’un da yer aldığı bu kült yapım, insanlık ile makineler arasındaki savaşı felsefi ve stilize bir dille işler. 2. `Interstellar` (2014) – `Christopher Nolan` İnsanlığın son umudu, solmakta olan Dünya’yı terk edip başka bir galakside yaşam aramak. Matthew McConaughey ve Anne Hathaway’in yer aldığı film, kuantum fizik, zaman, fedakârlık ve insan iradesi üzerine etkileyici bir yolculuk sunuyor. 3. `WALL·E `(2008) – `Andrew Stanton` Terk edilmiş ve çöp yığınlarıyla dolu dünyada kalan yalnız bir robot olan WALL·E, aşkı bulur ve insanlığın geri dönüşünü tetikleyen umut kıvılcımı olur. Animasyonun kalbimizi ısıtan ve düşündüren hali. 4. `Planet of the Apes `(1968) – `Franklin J. Schaffner` Charlton Heston’un canlandırdığı bir astronot, iniş yaptığı gezegende maymunların egemenliği altında bir toplumu keşfeder. Türler arası çatışma ve insan doğasının eleştirisi bu klasikle sinema tarihine kazındı. 5. `12 Monkeys` (1995) – `Terry Gilliam` Bruce Willis zaman yolculuğuna çıkıyor; amacı, insanlığı yok edecek virüsün geçmişte yayılmasını engellemek. Brad Pitt’in akıldan çıkmayan performansıyla delilik ve kader kavramlarını harmanlayan distopik bir başyapıt. 6. `Edge of Tomorrow` (2014) – `Doug Liman` Tom Cruise, uzaylı istilasına karşı savaşırken zaman döngüsüne sıkışır; her ölüm onu aynı güne geri getirir. Emily Blunt ile aksiyon ve zekice kurguyu buluşturan bu film, “öl-dönüş-tekrar dene” formülünü başarıyla işler. 7. `Shaun of the Dead `(2004) – `Edgar Wright` Zombi istilası bir yana, Shaun’un derdi daha çok eski sevgilisini geri kazanmak! Simon
The Lost (2006) “Lost”, 22 Eylül 2004 ile 23 Mayıs 2010 tarihleri arasında ABC kanalında yayınlanan, toplamda 6 sezon ve 121 bölümden oluşan bir Amerikan televizyon dizisidir. Dizi, Oceanic Airlines’ın 815 numaralı uçuşunun Güney Pasifik’te ıssız bir adaya düşmesi sonucu hayatta kalan yolcuların yaşadıklarını konu alır. Hayatta kalma mücadelesi verirken, ada hakkındaki gizemli ve doğaüstü olaylarla karşılaşırlar. Yapımcılar: J.J. Abrams, Damon Lindelof, Jeffrey Lieber Oyuncular: • Matthew Fox (Dr. Jack Shephard) • Evangeline Lilly (Kate Austen) • Josh Holloway (James “Sawyer” Ford) • Terry O’Quinn (John Locke) • Naveen Andrews (Sayid Jarrah) • Jorge Garcia (Hugo “Hurley” Reyes) • Daniel Dae Kim (Jin-Soo Kwon) • Yunjin Kim (Sun-Hwa Kwon) • Michael Emerson (Benjamin Linus) Konu: Dizi, uçak kazasından sağ kurtulan 48 kişinin, ıssız bir adada hayatta kalma çabalarını ve adanın gizemlerini keşfetmelerini anlatır. Karakterlerin geçmişleri, “flashback” ve “flashforward” teknikleriyle derinlemesine işlenir, böylece izleyiciler hem adadaki olayları hem de karakterlerin geçmiş ve gelecekteki yaşamlarını öğrenirler. Pilot Bölüm – “Pilot”: 815 numaralı uçuşun ıssız bir adaya düşmesiyle başlayan bu bölümde, hayatta kalan yolcuların şaşkınlığı ve çaresizliği hemen izleyiciyi içine çekiyor. Herkesin farklı geçmişleri ve sırları olan karakterler, doğanın acımasız koşullarıyla mücadele ederken, adanın esrarengiz atmosferi yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. İlk bölüm, karakterlerin tanıtımı, hayatta kalma çabaları ve adanın gizemli olaylarına dair ufak ipuçları vererek dizinin sürükleyici macerasına samimi bir giriş yapıyor. 1. Sezon (2004–2005) İlk sezonda, Oceanic Airlines 815 numaralı uçuşunun ıssız adaya düşmesiyle hayatta kalan 48 kişinin, hemen ilk şok ve şaşkınlıkla
Hayata Dair
Reklam
Reklam