Puan vermedi·509 syf.··
2026 15. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 19:59
Kitap yer yer beni çok etkiledi. Sağ sol olaylarına çok güzel değiniyordu. Tabii ki tarihsel açıdan bir anlatım ağırlıkta değildi. Dönemin mahalle hayatı, komşuluk ilişkileri, aile içi ilişkiler, arkadaşlık ilişkileri, aşk gibi birçok konuya değiniyordu ve çok güzel bi anlatımı vardı sanki ben aşık oldum sanki ben devrimci oldum sanki ben hapse girdim sanki ben arkadaşlarımın ölümünü gördüm yazar öyle güzel aktarıyor ki duyguyu kalemini çok sevdim. Selen ve Ceren'in abla kardeş ilişkisine bayıldım. Sinan'ın ölümüyle dağıldım Yücel ile ters köşe oldum , ya bir yazar nasıl bu kadar güzel yazabilirr ♡ @yeşimerdem Kitap bir dönemin 1970/80 yıllarındaki mahalle hayatını , komşuluk ilişkilerini sağ ve sol ideolojilerin insanlara ve topluma bıraktığı etkiyi çok güzel ortaya koyuyor. Çok sevdiğim bir roman oldu. Dönem romanlarını sevenlere tavsiyemdir.
Sağım Solum Önüm ArkamYeşim Erdem · Can Yayınları · 2020175 okunma
Gözlerim değil, kalbim yoruldu:((
10/10
·360 syf.·
2026 60. kitabı
“Üffff… Günday, Günday, Günday… Paramparça ettin beni :(( İnsan her sayfada ölüp yeniden dirilir mi? Ben tam olarak bunu yaşadım. Her sayfada biraz daha dağıldım, biraz daha içimde bir şeyler koptu. Derdâ… Saç örgüsü beline kadar uzanan o masum çocuk… Hayat sana ne yaptı böyle? Gerçi buna ‘hayat’ demek haksızlık olur. Sana bunları yaşatan, insan görünümüne bürünmüş o vicdansız kalabalığın ta kendisi… Okudukça tek bir şeyi düşündüm: Gerçek hayattaki Derdâları neden göremiyoruz? Ya da neden görmezden geliyoruz? Biz nasıl bir toplum olduk böyle? Merhametimizi ne zaman kaybettik, vicdanlarımız ne zaman bu kadar sustu? Oysa Derda gibi, Derdâ gibi o kadar çok çocuk var ki… Oturduğu okul sırasından koparılan, bilmediği diyarlara savrulan, çocukluğunu yaşayamadan büyümek zorunda bırakılan… İşte en çok da buna yanıyor insanın içi. Kalbim gerçekten acıdı, kalbim kanadı. ‘Doğduğun yer kaderindir’ derler ya… Ne yazık ki bazı çocuklar bu kaderi ağır bir şekilde yaşıyor. Keşke bunlar sadece bir romanın sayfalarında kalsa diyebilseydim. Ama bugün, bağnaz zihniyetlerin giderek arttığı bir dünyada, buna benzer acıları daha çok görecek olmak insanı daha da yaralıyor. Kısacası bu kitabı okurken gözlerim yorulmadı; kalbim kanadı. Bence bu eser herkes tarafından mutlaka okunmalı. Daima sevgiyle ve kitaplarla kalın…
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·263 syf.··
2026 2. kitabı
"Theseus, sonunda korkmuş bir çocuk görür. Kısa kılıcını yere fırlatır ve çocuğu labirentten çıkartır." Labirentlerce ve aylarca sürdü okumam. Kendi kayboluşumla eş zamanlılığından mıdır bilmem, bol bol dağıldım okurken. Kafa karıştırıcı bir kitaptı. Kopuk parçalar, rastgele metinler beni de kopardı zaman zaman. Lâkin özellikle kitabın ortaları beni daha da çekti Minotor'un dillendirildiği kısım olmasından ötürü. Bağlantı kopuktu ama belki tam da kopukluğu anlattığından olsa gerek, yakınlık da duydum bu kitaba. Minotor'dum çünkü ben de, belki de başka bir yaşamda. Veya Minotor sanarken kendimi, diğer olduklarımdım.
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,482 okunma
10/10
·928 syf.·
2026 9. kitabı
Sonunu bile bile aldığım o kitap. Evet ,uzun zamandan beri son sayfaları yüzünden gıdım gıdım ilerleyerek okuduğum bir kitabın sonuna geldim. Tavsiye ediyor muyum ,kesinlikle evet. Kafamda cümleleri kurmaya çalışıp bir şeyler yazmak istiyorum ama kırık kalbim kelimeleri toparlamama müsade etmiyor. Bu kitaba mutlu bir son yakısır mıydı? Açıkçası bilemiyorum. Herşey bittikten sonra adalete teslim olsaydı Eftalya ve Tugay ,çok aptalca ve saçma olurdu. Kaçmak ve hayatları boyunca saklanmak asla ikisinin istediği bir şey değildi. Çünkü onların savaşı özgürlüktu. Özgürlük için verilen onca mücadele ,kayıp acıdan sonra kaçak bir hayat asla ikisinin yapabileceği birşey değildi. Ölüm. Acı olsada gerçek ,yani birlikte ölseler de biz sadece arkalarından ağlasak ve olay bitseydi keşke . Ama yok yazar illa ciğerimizi dağlayacak ,yani geride Tugay'ı bırakmak. Offffff yani ciddi anlamda dağıldım. Tugay Demir Çeviker’im savaşın ortasında bile en zor anda bile kalbimizi titremeyi başaran bir adamken ,Eftalya'sız nefes bile alamazdı . Çok bile dayandı. Ama gidene kadar kendi ile beraber benimde ruhumu perperişan etti. Basından sonuna o kadar güzeldi ki . Her karakteri bende iz bıraktı. Giray ,Marco,Sinan Gamze ,hepsini çok ama çok sevdim. Onurla duruşlarına bayıldım. İlk kitaptan daha çok sevdim ikinci kitabın, aslında Eftalya'yı 2de daha sevdim. Evet başlarda vardı saçma hareketleri ama ardından çok güçlü bir Eftalya görmek aşırı gururlandırdı beni. Bir direnişin hikayesiydi,bir savaşın ortasında bile askın ne kadar güçlü ve karşı konulamaz olduğunu gördük Tugay Demir Çeviker sayesinde. Sevginin nasıl eşsiz bir duygu olduğunu ve güzel seven adamların varlığına inandırdı beni . Her şeye rağmen döktüğüm o gözyasları helal olsun Her yaş o satırlara değdi,çünkü çok yoğun duygular ile
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,890 okunma
10/10
·240 syf.··
2026 38. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:16
Suskunluklar, soylenmemis cumleler, yarim kalan hisler.. Benim için sadece okuyup bitirdiğim bir kitap olmadı bu kitap. Kapağını açtığım andan itibaren bititip kapattığımda da cümleler aklının bir köşesinde dönüp durmaya devam eden bir okumaydi. Sanki Melike karşıma geçmiş oturmuştu konuşuyordu, ve bende onu sadece dinliyordum. Çünkü kitapta geçen birçok duygu yabancı değildi bana. Hele bazi cumleler, insan onları okumuyor… resmen içinde hissediyor. Duygulara tercüman olmak diye bir şey varsa, bu kitap onu çok güzel yaptı. Her sayfada ayrı durdum. Altını çizmediğim yer neredeyse kalmadı. Bazen tek bir cümle için dakikalarca sayfaya baktığım oldu. Çünkü bazı satırlar tam insanın sustuğu yerden yakalıyor onu. “Ben bunu neden bu kadar derinden hissettim?” diye düşündürüyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu. Abartmadan, bağırmadan, çok gosterisli cumlelere htiyaç duymadan insanın içine dokunabilmesi… Sade ama gerçek duygularla ilerlemesi. Ve belki de bu yüzden bu kadar etkiledi beni. Okurken kırıldım, dagildim, toparlandim, 'bak bu iyi geldi' dedigim yerde gulumsedim, biraz düşündüm, biraz da kendime rastladım satır aralarında. Bazı yerlerde “bir tek ben böyle hissediyorum sanıyordum” dediğim sonra yalniz olmadigimi gordugum cumlelerle karsilastim. Çünkü kitap insanın dile getiremediği o sessiz yorgunlukları, kırgınlıkları, iç konuşmaları öyle doğal anlatıyor ki ister istemez kendinden parçalar buluyorsun. Sezgin Kocabaş’ın kalemi gerçekten çok başka hissettirdi bana. Klasik kişisel gelişim kitabı gibi ilerlediğini düşünürken, bir anda kendi iç sesinizle karşı karşıya kalıyorsunuz. Deneme türünde ilerleyen kitap; dostluk, yalnizlik, icsel huzursuzluk, üstü kapatılmış suskunluklar..duygularını öğreten değil, hissettiren bir şekilde ele alarak anlatıyor.. Çokça benden,
Konuşulmadı Çünkü Söylenecek Hiçbir Şey Yeni DeğildiSezgin Kocabaş · Destek Yayınları · 20263 okunma
10/10
·200 syf.··
2026 46. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 16:22
Yine dağıldım. Yazarın hikayeleri o kadar gerçek o kadar hayatın içinden ki dalıp gitmemek elde değil. Söyleme bilmesinler de öyle oldu aldı götürdü beni. Sanki yakın arkadaşımla dertleşmişim, psikiyatristimle konuşup terapi yapmışım gibi etkiyle tamamlıyorum her kitabı. Kızıma alıyodum hep yazarın kitaplarını artık yetişkin grubu da kütüphanemde genişçe yer bulacak.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,5bin okunma