Kürk Mantolu Madonna
10/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:37
(Spoiler uyarısı) Bazı kitaplar vardır, okurken ara vermek istersiniz ama yapamazsınız. Kürk Mantolu Madonna benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Hikaye ilerledikçe dikkatimi dağıtacak hiçbir şeye izin vermedi, her sayfa beni biraz daha Raif Efendi’nin dünyasına çekti. Kitabı bitirdiğimde en çok Maria Puder’in ölümü değil, Raif Efendi’nin on yıl boyunca bundan habersiz yaşamış olması vurdu beni. Çevresinde insanlar, ailesi ve kalabalıklar vardı ama aslında çoktan yalnız kalmıştı. İnsanlardan kaçan, içine kapanan o adamı anlamamak mümkün değildi. Çünkü bazen yalnızlık, etrafınızda kimsenin olmaması değil, sizi gerçekten anlayan tek kişinin artık hayatta olmamasıdır. Sabahattin Ali, Raif Efendi’nin sessizliğini öyle güçlü anlatıyor ki bir noktadan sonra onun hikayesini okumuyorsunuz, hissediyorsunuz. Kitap bittiğinde geriye büyük olaylardan çok, insanın içine yerleşen bir hüzün kalıyor. Kürk Mantolu Madonna benim için bir aşk hikayesinden çok, geç kalmışlıkların, kayıpların ve insanın kendi içine çekilişinin hikayesiydi. Son sayfayı kapattığımda hissettiğim şey üzüntüden çok derin bir boşluktu.
Duygu ve Düşünce
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019376,5bin okunma
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 05:57
Kitabı okumak düşler arasında seyahat etmek gibiydi. On öyküden oluşan kitapta hangi masal nerede başlayıp gerçekliğe bağlanıyor, özellikle de birkaç öyküyü okuduktan sonra benim için iç içe geçmiş bir hal aldı. Kitapta yazarın da Öykülere Girerken başlıklı önsözünde ifade ettiği gibi, masalların yersiz ve adsız kişilerinin takip ettikleri düşsel amaçların yeryüzüne inmiş yaşamlardaki avuntularla örülü gerçekliklere dönüşünün öykülerini okuyoruz. Tomris Uyar'ın atmosfer kuran bir yazar olduğunu daha evvel bir kitap yorumumda ifade etmiştim. Bu kitabındaki öykülerinde de yazar bir atmosferin içinden biz okurlarına seslenerek öykülerini başlatıyor. Bu bakımdan özellikle de öykülerin giriş paragraflarına doyamadığımı ve her öyküyü bitirdikten sonra bu ilk paragrafa mutlaka geri döndüğümü söylemeliyim. Bu girişler, bir düşün beklenti dolu belirsizliğini içerisinde barındırdığı gibi, bir sonun tekdüze yanıtını da basitçe ifade ediyordu. Sen buradasın, diyordu karaktere, gezdiğin uçsuz bucaksız anılar, hayaller ve avuntular denizinin kıyısında bir düşü düşlüyorsun. Sen, yaşamın kıyısından yaşamın içindeki bir haline bakıyorsun. Bazı öyküler gerçekçi bir olay örgüsüne yakınken, bazıları mekan zamanın belirsizliğiyle soyutlaşmış bir akışa sahipti. Bu bakımdan bu öykülerin anlatımında büyülü gerçekçilikten yararlanıldığını söylemek mümkün. Ben kitabın en çok da bu sınırları belli ancak bu sınırların içindeki yer yer gerçek dışılığa kayan imgesel dünyanın yayılmacı izleğini takip etmeyi sevdim. Bu bakımdan en sevdiğim öykü şuydu demek bana bir yapının tek bir parçasını çekip o yapıyı görebildiğimi ifade etmek kadar tutarlı geliyor. Yine de olayları merkeze alarak olmasa da, dil anlatım bakımından en içimde yer tutan ve atmosferiyle okuma anımdaki gerçekliğimi kaplayan öyküler
Edebiyat
Gecegezen KızlarTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 2018804 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·208 syf.··
2026 4130. kitabı
Oldukça ilginç bir fikirle başlayan ama okudukça daha çok karakterin hikâyesine odaklanan bir roman. Kitap, bir havaalanında karşılaşan iki eski tanıdığın sohbetiyle başlıyor ve anlatılan hikâye giderek derinleşiyor. Bir adamın yıllar önce denizde yaşadığı garip bir olay ve bu olayın hayatında bıraktığı izler üzerinden ilerleyen bir anlatı var. En sevdiğim tarafı, hikâyenin merak uyandıran yapısı oldu. Başta anlatılan olay gerçekten ilginç ve insanın aklında “sonra ne olacak?” sorusunu sürekli diri tutuyor. Anlatım da oldukça akıcı, bu yüzden kitap kısa sürede okunuyor. Fakat bazı yerlerde hikâyenin daha da derinleşmesini beklerken biraz yüzeyde kaldığını hissettim. Yine de farklı bir kurgu okumak isteyenler için ilgi çekici bir kitap. Özellikle tesadüfler, ikinci şanslar ve insanların hayatını değiştiren küçük anlar üzerine düşündüren bir hikâyesi var. Benim için merakla okunan ama bittikten sonra “biraz daha güçlü olabilirdi” duygusu bırakan bir roman oldu.
Ağızdan AğızaAntoine Wilson · Tersine Kitap · 2025119 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 21. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:13
madam bovary okurken kendimi emma’ya beklediğimden çok daha yakın hissettim. çünkü emma’nın asıl derdinin aşk olmadığını düşünüyorum. o sürekli yeni bir aşka koşuyor, bir sonraki insanın hayatındaki boşluğu dolduracağını sanıyor ama bence aslında aradığı şey bir sevgili değil. içinde gerçekleştiremediği, bir türlü ulaşamadığı daha büyük bir hayatın özlemini çekiyor. bu yüzden emma’ya kızmakta zorlandım. evet, zaman zaman inanılmaz derecede düşüncesiz ve bencil davranıyor ve aynı zamanda sürekli “bu mu yani?” hissiyle yaşayan biri. hayatın ona vaat ettiğinden daha fazlasını istediği için durmadan yeni heyecanların peşine düşüyor. sorun şu ki o heyecanların hiçbirinde aradığı şey yok. kitap boyunca emma’nın her yeni aşkı büyük bir çözüm gibi görüp birkaç sayfa sonra yine mutsuz olmasını izlemek biraz benim internet alışverişi alışkanlıklarıma benzedi. “bir sonraki şey kesin beni mutlu edecek.” sonuç: yine aynı boşluk. flaubert’in dili ve karakterleri inanılmaz güçlüydü. emma’yı hem anlamak hem de zaman zaman saçını başını yolmak istedim. kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey bir aşk hikâyesinden çok, insanın kendi içindeki eksikliği dışarıda aramasının ne kadar yorucu olduğu oldu.
Madam BovaryGustave Flaubert · Ema Yayınları · 201740,9bin okunma
9/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 03:21
Aristo ve Dante Evrenin Sırlarını Keşfediyor kitabının devam kitabı olan bu kitap, daha çok Aristo'nun duygusal gelişimini konu alıyor. Kitapta Aristo cinselliği, birini sevmenin ne olduğunu, dostluğu, kartograf olmayı ve dahasını öğreniyor, biz de onu izliyoruz. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitapta bu kadar yerin altını çizdim. Ben daha kısa sürede okumayı düşünmüştüm ama demek ki böyle olması lazımmış. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın, ben sayfaları merakla çevirdim. Aslında Dex Yayınevi'nin çevirilerini pek beğenmiyorum çünkü pek çok kitabında anlaşılmayan cümleler, yanlış çeviri vs. gördüm ama bu kitapta öyle bir sorun yaşamadım. Yine de yabancı cümleleri keşke alta bilgi olarak çevirselermiş. İlk kitabı okumasanız da okuyabilirsiniz bence, bir şans vermenizi öneririm.
Aristo ve Dante Dünyanın Sularına DalıyorBenjamin Alire Sáenz · Dex Kitap · 2022613 okunma
Bittiğinde bitmeyen kitap
Puan vermedi·309 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 02:24
Kitabı bitirdiğimde elimdeki kitap kapandı ama hikâye kapanmadı. Son sayfalarda uzun süre , Ben mi bir şeyi kaçırdım? diye düşündüm. Çünkü okuduğum her şeyi yeniden değerlendirmek zorunda kaldım. Bu kitap benim için sadece bir cinayet romanı değil ,insanların sevildiğine inanmakla gerçekten sevilmek arasındaki farkı anlatan psikolojik bir hikâyeydi. Alicia’nın sessizliği ilk başta bir suçun sonucu gibi görünse de, ilerledikçe bunun yalnızca yaşanan olaylarla açıklanamayacak kadar derin bir şey olduğunu anlıyoruz. Bazen insanı susturan şey, yaşadığı olaydan çok, o olayın içinde gördüğü gerçektir. Kitabın en sevdiğim yanı okurla kurduğu oyun oldu. Uzun süre her şeyi anladığınızı, karakterleri tanıdığınızı ve parçaları birleştirdiğinizi düşünüyorsunuz. Sonra yazar küçük bir hamleyle bütün resmi yeniden değiştiriyor. Ve bir anda kitabı değil, kendi bakışınızı sorgulamaya başlıyorsunuz. Ters köşesi benim için sadece şaşırtıcı olmakla kalmadı , geriye dönüp baktığınızda parçaların aslında en başından beri orada olduğunu fark ettiren türdendi. Belki de kitabın adının Sessiz Hasta olması boşuna değil. Alicia’nın sessizliği yalnızca tek bir olayın sonucu gibi gelmedi bana. Daha çok, insanın yıllarca içinde taşıdığı yaraların, bastırdığı korkuların ve kaçtığını sandığı duyguların sessizliği gibiydi. İnsan bazen geçmişini geride bıraktığına inanıyor. Yeni bir hayat kuruyor, bazı acıların artık geride kaldığını düşünüyor. Ama bazı yaralar kaybolmuyor; sadece sessizleşiyor. Bu kitap bana şunu düşündürdü: En çok kaçtığımız şeyler, bazen hiç beklemediğimiz bir anda yeniden karşımıza çıkabiliyor. Ve belki de bazı sessizlikler, söylenemeyen sözlerden değil; insanın kendisiyle yüzleşmek zorunda kaldığı anlardan doğuyordur.
1000Kitap
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma