Mechul ümitlere inanmadığım ân, beni kurtaracak şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum. Ümit etmek bile az. Emin olmak ihtiyacı. Yalancı istikbalin şüpheli vaatlerine değil, teminatına ve senedine ihtiyacım var. Hâlbuki o vaat bile etmiyor ve kendisine beni nasıl karşılayacağını sorduğum vakit, korkunç bir dilsizlikle susuyor.
Felaketimizi başka biriyle taksim etmek saadettir. Fakat annelerle değil, annelerle değil. Annelere anlatılan kederler taksim değil, zarbedilmiş olur: Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıztıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür.
Her ne kadar insan bazen kaotik sesler çıkartma salahiyetine sahip olsa da, ona bu kaosu düzeltme ve sesleri ahenkli bir musikiye dönüştürme yetkisi verilmiştir. Bir başka deyişle, bu ruhsuz âlemi parlatıp kusursuz bir ayna hâline getirebilen yegâne varlık insandır.