"Alan!... Kaç kez söylemek gerekiyor sana bunu? Buradan çıkan müşterilere 'görüşmek üzere' denmez. 'elveda' denir çünkü bir daha gelmeyecekler."
İntihar dükkanı, herkesin mutsuz olduğu bir şehirde kimi kez cesaret bulabilmek, kimi kez kullanacağın aracı seçebilmek için ziyaret edilen bir işletme. Asık suratlı müşterileri ağırlayan, asık suratlı dükkan sahipleri... Bu garip şehire doğan, güler yüzlü çocuğumuz Alan, bir noktada sana dayatılan hayatı reddetmek üzerine düşündürdü beni. Öyle tasasızca çıldırttı ki herkesi, her şey bittiğinde aile üyelerine bahşedilmeyen bir ayrıcalığa sahip olmak isteyeceğine şaşırdım.
Kitap gotik bir animasyon havası verdi bana. Sahneleri çok güzel tasvir edilmiş, karakterler tüm absürtlükleriyle rollerini gerçekleştiriyordu. Aletlerin yaratıcılığı çok hoşuma gitti özellikle. Kitap bittiğinde, süreç boyunca yaşanan değişime şaşırdım çünkü her şey kademe kademeydi. Değişime direnmenin ve direnenin yaşadığı zorluklar çok güzel anlatılmıştı.
Bir de filmi varmış sanırım, fragmanına bayıldım. Fırsat bulursam izleyeceğim.