8/10
·296 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:37
Bu etkileyici eserin okuma yolculuğunu ✯Bellisperennis✯ hocam ile birlikte gerçekleştirdik. Kitaba dair ortak pencerelerimizi ve iki farklı okuma deneyimimizi aşağıda paylaşmaktayım. ✯Bellisperennis✯; Bir kitabın daha sonuna geldim. Öncelikle neleri beğendiğimden ve nelerin beni zorladığından bahsetmek istiyorum. Açık konuşmak gerekirse, kitabın bazı bölümlerinde anlatım fazlasıyla uzatılmıştı. Bu nedenle okuma temposunun düştüğünü hissettiğim ve zaman zaman sıkıldığım yerler oldu. Ancak buna rağmen kitabın ana fikri ve geçmişi, zamanı değerlendirme biçimi o kadar özgün ve etkileyiciydi ki kesinlikle okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum. Özellikle “hafıza kliniği” fikri ve insanlığın geçmişe sığınma arzusu son derece başarılı, hatta yer yer tüyler ürpertici bir şekilde işlenmiş. Bunun yanı sıra kitap boyunca pek çok yazar, düşünür ve devrimciden verilen örnekler anlatıyı zenginleştiriyor. Geçmişe dair hatıraların izini sürerken, tarihin önemli kırılma noktalarına ve savaşlara da değinilmesi kitaba ayrı bir derinlik katmış. Eğer yavaş ilerleyen ama son sayfasını kapattığınızda zihninizde yeni kapılar açan, uzun süre üzerine düşündüren kitapları seviyorsanız bu kitabı listenize mutlaka ekleyin. Son olarak, bu kitabı benimle birlikte okuma nezaketinde bulunan Ömer Faruk İnceler hocama da teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculuğu paylaşmak kitabı benim için daha da anlamlı kıldı. Daima kitaplarla ve sevgiyle kalın :) Ömer Faruk İnceler ; Zaman Sığınağı ’na başladığımda içimi ısıtan Alzheimer hastaları için kurulmuş o şefkatli geçmiş klinikleri fikri, sayfalar ilerledikçe beni çok şaşırtarak tam bir kaosun ortasına bıraktı. Aslında insanlardaki yalnızlığın verdiği acıyı dindirmek adına çok vicdani, çok insani bir çözümdü. Ama Georgi Gospodinov öyle bir şey yapıyor ki, o masum kaçış alanını alıp tüm
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,727 okunma
8/10
·304 syf.··
2026 26. kitabı
Gece Yarısı Treni Matt Haig Ah sevgili Wilbur…tam 81 yıl Bu kitap, yaşamak için ertelenmiş hayallerin, söylenememiş sözlerin ve içimizde taşıdığımız pişmanlıkların hikâyesi… Wilbur’un çıktığı tren yolculuğu aslında bir yere varma hikâyesi değil; geçmişiyle, seçimleriyle, kayıplarıyla ve en çok da kalbinde taşıdığı aşkla yüzleşme hikâyesi. Onunla birlikte ben de zaman zaman kendi hayatıma dönüp baktım. Yazarımız @mattzhaig yine umut dolu ama bir o kadar da hüzünlü satırlarla şunu hatırlatıyor: “Hayat bir yarış değil. Bir yerlere yetişmeye çalışırken sevmeyi, durmayı, anın tadını çıkarmayı unutabiliyoruz.” Kitabı okurken sürekli fırsat varken neden daha çok sevmedik, daha çok cesaret etmedik? diye sorgular oldum. Gece Yarısı Kütüphanesi ile benzer temalara sahip olsa da bence aralarında önemli bir fark var. Gece Yarısı Kütüphanesi “Başka bir hayat yaşasaydım ne olurdu?” sorusunun peşine düşerken, Gece Yarısı Treni mevcut hayatımızdaki dönüm noktalarına, verdiğimiz kararların ilişkilerimize ve çevremizdeki insanlara etkisine odaklanıyor. Her iki kitap da kalbimde ayrı bir iz bıraktı ama ilk göz ağrısının yeri daima bambaşka… Ve neticesinde kitap gönülden tavsiyemdir. Sakın kitabın başlarında pes etmeyin sonradan göreceksiniz güzel bir okuma serüveninde ilerliyor olacaksınız “Bazı yolculuklar bizi yeni yerlere değil, kendimize götürür.”
Alıntı
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026253 okunma
Reklam
"Irgat Siman" Üzerine...
Puan vermedi·243 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:13
Balkan coğrafyası, tarih boyunca imparatorlukların, inançların ve farklı aidiyetlerin amansız çarpışmalarına sahne olmuş; bu çarpışmaların en büyük bedelini ise daima "küçük insan" ödemiştir. 1961 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İvo Andriç'in üç uzun öyküsünü ve lirik notlarını barındıran Irgat Siman adlı eseri, tam da bu tarihsel fay hatlarında gezinen, insan psikolojisinin ve toplumsal dönüşümlerin haritasını çıkaran bir başyapıt. Andriç'in "vakanüvis" tavrının ardına gizlenmiş muazzam bir sosyolojik laboratuvarla karşılaşıyoruz. Kitaba dair değerlendirmelerimi dört ana başlıkta toparlayabilirim: Sosyalizme Göz Kırpan Bir Trajedi ve Osmanlı Hukukunun İronisi: Kitaba adını veren Irgat Siman novellası, sosyalist Yugoslavya'nın kuruluş yıllarına denk gelen yazım tarihiyle, alt sınıfların başkaldırısı üzerinden sosyalizme zarif bir selam çakıyor. 1878 Avusturya-Macaristan işgaliyle değişen hegemonya karşısında saf bir özgürlük umuduna kapılan kmet (ırgat) Siman'ın, kendi ağasına karşı başlattığı zamansız ve trajik isyanı okuyoruz. Ancak metinde çok daha çarpıcı bir ironi var. Andriç, bir yandan Osmanlı feodalitesini eleştirirken, diğer yandan Siman'ın ağzından Osmanlı yasalarının çağları aşan kapsayıcılığını istemeden de olsa itiraf ediyor: "Türk yasası bunca yıl önce gelmiş olmasına rağmen -orostopolluğa bak ki- sanki daha bu sabah benim için yazılmışa benziyor." Emperyal gücün rengi değişse de (Osmanlı'dan Avusturya'ya), hukukun ve mülkiyetin statükoyu nasıl koruduğunu gösteren kusursuz bir detay. Jepa Köprüsü: Eserde yer alan Jepa Köprüsü, Andriç'in estetik felsefesinin zirvelerinden biri. Zindandan çıkan Vezir Yusuf'un memleketine yaptırdığı köprü üzerinden sanatın otonomisi, iktidarın geçiciliği ve "sessizliğin" gücü anlatılıyor. Bu öyküyü okurken, yazarın
Irgat Simanİvo Andriç · Cem Yayınevi · 2000108 okunma
Zaferden sonra…
8/10
·384 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 03:14
“Hain Mezarıma Tükürecekler!” romanını okurken Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca cephelerde verilen bir mücadeleden ibaret olmadığını, toplumun her kesimini derinden etkileyen büyük bir varoluş savaşı olduğunu bir kez daha hissettim. Kişisel tüm isteklerini “zaferden sonra”ya bırakan bir nesille tanıştım. Yazarın kurduğu atmosfer beni dönemin içine çekti, oradaymış gibi hissettirdi. Karakterin yaşadığı olaylar ve verdiği mücadele eserin sürükleyiciliğini oldukça arttırmış. Roman, tarihî gerçeklik ile güçlü kurguyu başarılı bir şekilde buluşturmuş. Kitaba konu olan kişiyi daha önce duymuş ve “gerçekte” ne olduğunu bilsem de kitapta ne olacağını daima merak ettim. Bu da yazarın başarısı bence.
HainSelim Erdoğan (Hidrojeolog) · Kronik Kitap · 2025519 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 00:00
Artık yeter dediniz, bu kadar yaşam yeter, ne kazanacak ne de kaybedecek bir şeyiniz kaldı. Hayata dair tüm arzu, istek, heyecan ve inanç tükendi. İntihara hazırsınız, sadece birkaç saniye sonra her şey sonlanacak. Buna ramak kala bir adam geliyor yanınıza... Öyle bir adam ki... Kimdi gelen, neden geldi, nasıl geldi... İntihardan vazgeçiriyor, kurtarıyor hayatınızı. Ama gerçekten kurtarıyor muydu, karşılığında çetin bir anlaşma yapıyor, öyle bir anlaşma ki sizi hayata bağlayan ama özgürlüğünüze ket vuran bir sözleşme... Anlaşmaya göre artık o ne derse sorgusuz sualsiz yapacaksınız, hayatınızın tüm kontrolü onda. Çaresizce bu anlaşmayla yaşamaya başlıyorsunuz. Hayatınız daha güzel olmaya başlıyor ama yine de şüpheler var, soru işaretleri var. Kimdi bu adam, büyük sır ne, bizden gerçekte ne istiyor... Bu adamın kim olduğunu öğrenince kitabı bir daha okuyasım geldi. Kendi idaremize hakim olmayı, insanın kendini arayışı, özgürlük, önyargıları kırmak ve bunlarla nasıl baş edeceğimizin farkındalığını veriyor yazar. İntihar döşeğinden büyük bir şirketin patronu olmaya uzanan ilginç bir yol...
Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet GezerLaurent Gounelle · Pegasus Yayınları · 20137,5bin okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 16:54
“Haritalarda bulunmayan bir ülke burası: Yokluk Ülkesi. Sınırları sessizlikle çizilmiş, mevsimi daima yağmur öncesi…” Bir ofis masasının sıradanlığında başlayan, ancak yıldızların yörüngesinde yankılanan imkansız bir çekim. Petrikor. Yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu… Başkalarının gözünden kendini görmek nasıldır, bilir misiniz? Kendinizi yakın hissettiğiniz kişilere karşı, gerçek sizi ortaya koyarsınız, mesafeli olduğunuz kişilere karşı, biraz daha resmi, hiç tanımadığınız insanlar ise çok daha farklı değerlendirir. Bu değerlendirmede; sizin güvendiğiniz kişilerin niyetini bilmiyorsanız; tanımadığınız insanlar, size yaklaşmak bile istemezler, ya da çok daha samimi davranırlar. Maalesef, kimse gerçek sizle ilgilenmiyor. Duydukları, sizin yaptıklarınızın her zaman önüne geçiyor. O yüzden kime güvendiğinizi ve arkanızı kime yasladığınıza dikkat edin. Petrikor; Johan Axon kaleminden, Limera Yayınlarından basımı yapılan, 254 sayfadan ibaret roman. Petrikor kitabında, yazar karakterlere isim vermemiş. Adam ve kadın olarak geçiyor. Herhangi iki insan... Adam; daha çok iç dünyasında yaşayan, fazla iletişim kurmayı sevmeyen, o yüzden genelde, mesafeli olarak adlandırılan karakter. Kadın; içine kapanık, duygusunu çok ifade edemeyen karakter. Duygular ne kadar yoğun olursa olsun, olmadı mı olmuyor işte. Ne bağlanabiliyorlar, ne de kopabiliyorlar. Oasis ve Lapis gezegenleri ve yeryüzünde adam ve kadın... İkisi de aslında yokluklar ülkesi ve yokluklar ülkesinde var olma mücadelesi veriyorlar. Çünkü herkes, hayatının bir noktasında Yokluk Ülkesinden geçer. Ve bazıları, orada kalır. İnsanın kalbi ne kadar büyüktür gerçekten? Bir kalp ne kadar şeyi içine alabilir, kaç kişiyi sevebilir, kaç acıyı, kaç sevinci taşıyabilir? Tarih boyunca arayanların en büyük sırrı da buydu:
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202674 okunma
Reklam
Reklam