VE DAĞLAR YANKILANDI
Uçurtma avcısı ve bin muhteşem Güneş kitaplarının da yazarı olan Khaled Hosseini tarafından 2013 yılında yayınlanan yazarın üçüncü kitabıdır. Beni en çok etkileyen kitabı bu oldu açıkçası.
Kitap, Afganistan'ın Kabul şehire bağlı Şadbağ köyünde ki Abdullah ve Peri adında iki kardeşin hayatlarına edilen bir müdahale sonucunda savruldukları yaşamı anlatıyor. Yazar'ın kitaba başlarken anlattığı dev hikayesi kendi uyarlaması mı yoksa gerçek bir efsane mi bilmiyorum fakat çok güzel ve etkileyici idi. Abdullah'ın babası Sabır, küçük kızı Perinin doğumunda kaybettiği eşinden sonra Pervane ile evlenir. Bu evliliklerinden İkbal adında bir oğlu daha olur. Abdullah ve Pervanenin evliliğin altında da ayrı bir dram vardır. Pervanenin kardeşi olan Nebi, Kabil de Wahdati ailesin yanında aşçılık yapmaktadır. Bir gün kardeşinin evine ziyarete götürdüğü sahibi Nila Wahdati ile hayatları bir daha asla eskisi gibi olmaz. Ben kitabı bitirdiğimde ve özellikle son cümleleri okuduğumda zihnime ilk düşen kişi Nila Wahdati olmuştu. Bir kişi'nin belki bencilce belki iyilik amacı ile yapmış olduğu şey bir çok kişinin hayatını nasıl etkileyebilir? İşte bu sorunun cevabını yazar bize kitap içinde bölüm bölüm anlattığı, Markos, Bay Wahdati, İkbal,Peri, Abdullah ve belki unuttuğum bir kaç karkater ile çok iyi bir bağlantı kurarak anlatmıştı.
Kitab'ın en çok hoşuma giden kısmı ise yazar olayları öyle bir bağlamıştı ki kitabın yarısında ki bir olayda öyle bir cümle geçiyor ki sizi alıp 100 sayfa önceki olaya götürüyor. Küçücük bir kelimeyi geçmişteki bir olaya bağlaması çok başarılı idi.
Kitaptaki her bölümde ki karakterlerin kendine özgü çok farklı ve etkileyiciydi hikayeleri vardı. Başta okurken her ne kadar bağlantısız gibi gözükse de aslında her bir hikayede Peri ve
"Fotoğraf makinen var mı?" diye sordu Thalia.
"Yok."
"Hiç resim çektin mi peki?"
"Yoo."
" Ve fotoğrafçı olmak istiyrosun?"
"Garip mi buldun?"
"Biraz."
"Peki, polis olmak istiyorum deseydim, onu da garip mi bulacaktın? Kimseye kelepçe takmadım diye?"