Sahile indim dün gece, Sarhoştum sanırım,göremedim eceli, O vakit vurdu kıyıya melankoli denizi, Dalgalar arasında kıvranan yüzgeçler, Senin eserin mi? Ruhum gördü ve geçti, gömdü ve gitti, Senin gibi. İhanetin çarptı beni, boğdu beni. Sadakatim gözyaşlarıydı geceleri Kahve gözlerine bağımlı olduğum yar, Hiç düşünmedin mi? Hiç düşünmedin mi burada bir yürek var Sağır,kör,dilsiz Ve yatağın bensiz Gecelerin sessiz Ebediyet sarmış bizi Biz bu aşk adasından Ebedi sürgünleriz
Şiir
Bak işte yaklaşıyor fırtına Bak yine yükseliyor dalgalar Hem geçmiş tükendi Hem yarınlar Hayat yenmekte bizleri
1000Kitap
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
'duâların yerini hayaller aldığından beri zarardayız..'
1000Kitap
Susmak neydi sahi? acının iliklerine kadar vurması mı susturuyordu insanı Yoksa güçsüz kaldığından mı. Susar insan Hangi ara bu kadar hissizleştim bilmiyorum Boş bir geminin içinde, kaptanı olmayan, dalgaların ordan oraya vurduğunu hissediyorum sadece. Kaptanı olsa Gemi nerde duracak diye bağırırdım. Oysa şimdi dalgalara bağırıyorum ama susarak, sussam da beni duysunlar istiyorum. Tam tersini yapıyor dalgalar içimdekilerle beni vuruyorlar gibi ve Rüzgar fısıldıyor kulaklarıma sessizce İstediğin kadar sus feryadından kaçamazsın..
“Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik.” Kazım Koyuncu Elbet bir gün dalgalar yeniden canlanacak ve sesin yankılanacak yurdun her bir yanında... “Teşekkürler dünya” Günaydın umuda...
Rüzgarlar boşuna esmedi, dalgalar boşuna yükselmedi.Çünkü bazen insanı uyandıran şey, güneşin sıcaklığı değil; fırtınanın sarsıntısıdır.