Şimdi göğsümüzün ortasında, matkapla delinmiş o pencerelerden bakıyoruz uçsuz bucaksız ufka. Gelen giden yok. Dalgalar her seferinde ayaklarımızın dibine kadar gelip, bizden bir parça koparıp geri götürüyor. Eskisi gibi acıtmıyor canımızı bu terk edilmişlik; çünkü insan bir kere kıyıya vurmaya görsün, teni de ruhu da sertleşiyor, nasır tutuyor. Ama asıl bu hissizlik, asıl bu alışmışlık mahvediyor bizi.