Her kişi belli bir özgürlüğü yaratmak zorundadır, kendisi ve başkaları için. Ben yapabiliyor muyum bunu? Ben ıssız bir denizin üstünde yazdan kalma bir karpuz kabuğu gibiyim. Dalgalar sürüklüyor. Karşı durmuyorum, direnmiyorum, seçmiyorum, tasarlamıyorum.
1984 tarihli şöyle bir güzel şiirin de yer aldığı Mirzabeyoğlu eseri:SU [*]
Tükenmez seferinde köpük köpük dalgalarSuyun derdi kendinde hasret kaygı ve umutİki âşık oturmuş bir merkezden halkalarSuya düşmüş bir kundak eller üstünde tabut
***
Körpe dallar hevesi hep yeniden tomurcukİnsan kaygan bir yaprak rüzgârın bûsesindeSessiz sessiz ağlarken meme bekleyen çocukBir sırrın fısıltısı akan suyun sesinde
***
- “Zoru alteden çile suda akan bahtiyârZaman suda işledi şimdi sularda gizliDurgun suyun kokusu nasibiyle ihtiyarGeleni karşılıyor mehtâbın nurdan izi!”
***
Her şey suda başladı suya düştü ayrılıkKaya da tutan yosun sözlükteki isimlerNefes nefese sular petek içinde varlıkSürüp giden hâtıra zarfa konmuş resimler
***
Bilmem hangi sularda davetiyem sarılmışYemyeşil bir gecede ayrılık kaçırılmışKelimeye bürünmüş şırıl şırıl bir akış- “Yüzünü görmek için her şeyden vazgeçilir!”
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-III-, 7 Eylül 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
O yer boş;
"Onun hakkındaki duygularım şöyleydi: her şeyin merkeziydi o. Artık o noktaya gitmiyorum. O yer boş (...) Ama bir yerde varsın sen.Senden bir şey kalıyor geride. Bir yargıç. Demek istiyorum ki, içimde yeni bir damar keşfedersem,onu özel olarak sana göstereceğim. Hükmün nedir?diye soracağım. Sen belirleyici olarak kalacaksın."
Bretonya'da rüzgar şarkı söylüyor, yaşlı taşların arasına dalgalar vuruyordu. Denizden kırmızı kayalar yükseliyordu. Nini sakindi; denize ve gökyüzüne, bütün bunlara aşinaymışçasına gülümseyerek bakıyordu.