İttihat ve Terakki Cemiyeti
Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Miralay Sadık, Damat Ferit, İsmail Hakkı Paşa, Lütfi Fikri, Rıza Tevfik, Dr. Rıza Nur gibi, tek ortak yönleri İttihat ve Terakki'ye düşmanlık beslemek olan adamların himayesinde kurulmuştu. Parti, gücünü, uzun süredir birbirine düşman unsurları bir araya getirmesinden alıyordu. Rumlar, Bulgarlar, Ermeniler, Araplar ve Türkler, kısa vadeli bir amaç çevresinde, İttihat ve Terakki Cemiyeti'ni yıkmak için toplanmışlardı. İtilafçılar, sonunda her şeyin kendilerinden yana işlemeye başladığına inanmışlardı. İttihatçılar ise bu seçimin çökmekte olduklarının, dolayısıyla hemen harekete geçmeleri gerektiğinin işareti olarak gördüler. 1910 Ağustos'unda Talât, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Selanik'teki "gizli meclis"inde, "güvenoyu alamamak olasılığını sezer sezmez... (Meclisi) hemen dağıtmak üzere hazırlıklı bulunuyoruz" demişti.
İlerde eğlenceler alicigim
"kutladinmi Gökçen kızın doğum gününu" "Kutladım murathanla kavga ediyordu yine" "Kavga etmedikleri gün vardı da sanki sen beni dinle alayım senin kızı Benim oğlanı işte Ne diyorsun devrem?" "Oğlunun bacaklarını kırmamı istemiyorsan kızımdan uzak dur Devrem zaten Bugün kızımın saçını çekmiş yine" "Senin kız da az da...'' dedi Yusuf bu sefer kocaman bir kahkaha atarak" nerede görse Benim oğlan istiyor ayrıca yarın öbür gün bu kız evlenince ne yapacaksın sen" "Gelen iyi biriyse bir topuna sıkarım sonra geri yollarım kötü birisi iki topuna da sıkar geri yollarım yani sonuç olarak kesinlikle geriyorlarim" "Tamam işte alalim benim murathan'a onu da geri gönderecek değilsin herhalde elinde büyümüş miş gibi damat Hem benimle dünür olacaksın fena ama düğünde senin boyuna 5 bir yerde takacağım söz lan" "Kapat lan şu konuyu valla yüreğim dayanmıyor"
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şef Damat İbrahim Paşa ?
"Lale Devrinin (1718-1730) ünlü sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın da, Patronalı Halil isyanı sonunda idam edilmesiyle sonuçlanan parlak kariyerine, 1688'de İstanbul'a ilk geldiğinde Topkapı Sarayı Helvahânesindeki helvacı bölüğünde başladığını da ekliyelim."
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne olursa olsun, narsistik sapkın erkek, dışarıdan bakıldığında, tamamen saygın ve iyi diye tavsiye edilen biridir: ideal damat, düşlerdeki koca... Toplumsal hayata gayet iyi dahil olmuş olan narsistik sapkın ilk bakışta ille de ben-merkezci biri olarak görülmez, sapkın olarak ise hiç görülmez. Kimi zaman küstah gözükebilir, ama her zaman değil. Onun toplumsal tutumu, olası bir ava yaklaşımının ötesinde, kesinlikle normaldir. Hatta göz kamaştırıcıdır. Önce göz koyduğu kadını, sonra da çevresindeki kişileri baştan çıkarmak için pençelerini gizlemeyi iyi bilir... Yanlarına yaklaştığı kadınlara gereken bir uyarı geliyor insanın aklına: Aman dikkat, kusursuz erkek!
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Alıntı
Damat genellikle düğün öncesinde gerçekleşen nişan töreninde etkin olarak bulunuyordu. Bu törende, yasal sözleşmenin ayrıntıları ve gelinin çeyizi babasıyla müzakere edilip karara bağlanıyordu. Roma hukukuna göre, reşit olmayan kadınlar kendi başlarına evlilik, çeyiz gibi konularda müzakere edemez ya da sözleşme imzalayamazdı; bu nedenle babaları ya da yasal vasileri bu işlemleri onlar adına yürütüyordu.
Sayfa 62 - Pinhan Yayınları·Kitabı okudu
Damat sevgisi, albayım, insan sevgisine oranla çok kısa sürüyor.