Damla T. Arman

Damla T. Arman
@damlaarman
İstanbul Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümü Mezunuyum.
Psikolog
Lisan
İstanbul
İzmir, 3 Mart
15 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı

Damla T. Arman

, bir kitap okudu
10/10
·216 syf.·
2020 9. kitabı
Beyhan Budak
8.6/10 · 12,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir gün padişah bütün vezirlerini toplayıp, “Bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle bir şey yazdırın ki her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim” diye buyurmuş. Vezirler kafa kafaya verip düşünmüşler ve memleketin dört bir yanına haber salmışlar. Sonunda bir gün sultanın karşısına çıkıp hazırlattıkları yüzüğü vermişler. “Tamam işte” demiş padişah yüzüğe bakarak. “İstediğim de buydu.” Yüzüğün üzerindeki yazıya bakmış bir kez daha: “Bu da geçer ya Hu” yazıyormuş üzerinde. Sufilerin dergâhlarına bu söz tablo olarak asılırmış: “Bu da geçer ya Hu.” Yani her şey ama her şey geçiyor. Mevlana’nın dediği gibi: “Her şeyi bu kadar dert etme ey gönül, zira ne bu dertler kalıcı ne de bu ömür.”
Her büyük değişim, küçücük bir ilk adımla başlar. Her şeyi değiştirebilme potansiyeline sahip olduğunu hatırla. Bugünkü deneyimini inşa eden de sensin. Elbette değiştirebilecek olan da yine sensin. Hiçbir şey için geç değil... Ağaç dikmek için en iyi zaman yirmi yıl önceydi belki ama ikinci en iyi zaman bugündür.
Düşüncelerin tohumdur. Kaçınılmaz şekilde, zihninin ve kalbinin toprağına ektiğin düşüncelerin meyvelerine maruz kalacaksındır. Unutma ki orman da toprağa düşen minicik bir tohumun sonucudur. Önemsemediğin bir düşünce şekli, zamanla yaşamını kuşatan bir ormana dönüşecektir. Bu yüzden konuşurken seçtiğin kelimelere, ağzından çıkan seslere, sözlere ve zihnine ektiğin düşünce tohumlarına karşı bilinçli ve zinde ol. İçeriye kader olarak davet ettiğin her söze, her düşünce şekline dikkat kesil... Güzel konuş, güzel düşün, güzel yaşa...
Bir deneyimde ya da birkaç deneyimde hayal kırıklığı yaşadıktan sonra bütün yeni ve güzel deneyimleri, eskinin korkularıyla örselemek, başlamadan sonuna karar verme cüretini göstermek aslında ne büyük bir haksızlık... Kime karşı mı? Sana eksilmeyen bir “değer” bahşedene karşı... Potansiyeline karşı... Yapabileceklerine karşı... Zekâna karşı... Hislerine karşı... Yüreğine karşı... Başlı başına kocaman bir “haksızlık” bu!