Okul zamanı bu kitap üzerine çok çalışmıştım. Frued her yönüyle sevebileceğiniz bir insan değil ama bazı yönleri tam olarak deha seviyesinde. Onu sadece cinselliğe indirgememek gerektiği düşüncesindeyim. Hala ondan öğreneceğimiz çok şey var.
Bir gün padişah bütün vezirlerini toplayıp, “Bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle bir şey yazdırın ki her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim” diye buyurmuş.
Vezirler kafa kafaya verip düşünmüşler ve memleketin dört bir yanına haber salmışlar. Sonunda bir gün sultanın karşısına çıkıp hazırlattıkları yüzüğü vermişler.
“Tamam işte” demiş padişah yüzüğe bakarak. “İstediğim de buydu.”
Yüzüğün üzerindeki yazıya bakmış bir kez daha: “Bu da geçer ya Hu” yazıyormuş üzerinde.
Sufilerin dergâhlarına bu söz tablo olarak asılırmış: “Bu da geçer ya Hu.” Yani her şey ama her şey geçiyor.
Mevlana’nın dediği gibi: “Her şeyi bu kadar dert etme ey gönül, zira ne bu dertler kalıcı ne de bu ömür.”