Şayet bizi yaratanla tanışma imkânımız olsaydı, ona hangi soruları sorar, hangi taleplerde bulunurduk? Aldığımız yanıtlar tatmin edici olmaz, verilen sözler tutulmazsa bizler ne kadar ileri gidebilirdik? Roman, okuru bu sorular üzerinde düşünmeye zorluyor. Hikâyenin fantastik kurgusu ayrıntılandırılmamış, ikna edicilikten uzak; daha çok alegorik bir anlatı niteliği taşıyor.
Tanrı ile kulları arasındaki adaletsizlik, yaratıcının bizleri var ettikten sonraki sorumlulukları ve yalnızlık teması üzerinden şekillenen bir öykü olarak yorumladım.
Her insan yazgısından şikâyetçidir; bunu değiştirmeye cesaret edemeyenler ise suçu başkalarında arar.