İnsanlığın varolduğu günden bu yana gücü eline alan kim olursa olsun sırtını acımasız bir şekilde o güce yaslamış ve yaslayacak olması gerçeği, bu kitabı son derece evrensel kılıyor. İlk okumaya başladığım andan itibaren farkettim ki savaşın bahanesi her zaman saldırmak değil savunmak olmuş ve savaşı, zulmü tüm dünya görmediği, duymadığı sürece savaşın kötülüğü hep saklanmış. Toprak orada yaşayanındır aslında diye düşünürken, karıncaların zaten hep varoldukları topraklarda nasıl azınlık konumuna düşürüldüklerini, sömürünün ilk adımı olarak sömürü kavramının yasaklanması ve karıncaların önce kökenlerinin,benliklerinin sonra dillerinin sonra ilişkilerinin, sevgilerinin, çalışkanlıklarının nasılda sömürüldüğünü,düşünce sistemlerinin nasıl oyalanmaya çalıştığını okuyarak kitaba devam ediyorsunuz. Hüdhüd kuşlarının, karıncaların nasıl kendi çıkarları için ruhlarını satan canlılara dönüştüklerine tanık oluyorsunuz. Hayvanlar üzerinden oluşturduğu metaforlarla insanlardan bahsedildiği çok açık ancak kitapta insan adını kullanarak direk insan türüyle ilgili ne yazık ki çok gerçek tespitlerde yapılmış. Insanlarin açgözlülüklerinden, güzelliklerin değerini bilmeyip canavarlaşmasından, tüketim hastalığından, tek dertlerinin beşa alıp ona satmak olduğundan, yozlaşmalarından ve daha birçok kusurumuzdan...
Tam anlamıyla bir toplum eleştirisi olduğunu düşündüğüm bir kitap oldu benim için. Toplumumuzun gerçeklerine daha objektif bir bakış açısı geliştirebilmek adına okumak icin geç kalmamanızı tavsiye ederim
"Soylu kardeşlerim, tanrı kimseyi insanın düştüğü yere düşürmesin, insanoğlu bezirgan olduktan sonra her şeyi alıp sattıktan sonra, insan olmaktanda çıktı. Yüreği alıp sattı insanoğlu, yürek yüreklikten çıktı. Aşkı, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, barışı, arkadaşlığı, kandaki sıcaklığı, güzelliği alıp sattı insanoğlu, oburlaştı."
Ne zaman bir yılgınlık, bir umutsuzluk çökse karıncaların üstüne, hemen anında ona karsı bir umut sözü bir ışık gibi yayılıyordu karınca ülkelerine.. Ekmeksiz, susuz, havasız yaşayabilirlerdi de karıncalar, umutsuz yaşayamazlardı.