Müthiş kurgu yeteneğine sahip bir yazar, karakterlerin Nietzche, Breuer, Freud, ve başdöndüren kadın Salomé olduğu bir eser. Bir kitabın içinden bin kitap çıkıyor diyebilirim. Karakterlerin tüm yönleriyle açık bir şekilde ele alındığı, akıcı ve son derece merak uyandırıcı bir kitap. Okurken bütün olay örgülerini heyecanı hissedebiliyorsunuz hatta Nietzche'nin müthiş derecedeki migren ağrılarını fiziksel olarak hissettiğimi bile söyleyebilirim. Diyalog halindekilerin her hücumu sizi bahsedilen santranç tahtasının bir parçası gibi hissettiriyor.
Her karakterin esiri olduğu saplantıları var. Bu saplantılarla birlikte sık sık karakterlerin günah çıkarmalarına, içsel yolculuklarına, bahsedilen yaşam ölüm özgürlük üçgeninde ki özgürlük arayışlarına tanık oluyorsunuz. Kendileriyle yüzleşene kadar herkes bir suçlu arıyor. Zamanım acımasız dişleri karşısında kendilerini çaresiz hissettiklerinde girdikleri özgürlük arayışlarını, kendileriyle ve kendi zihinlerindeki özgürlük kavramıyla yüzleştikleri an kazanıyorlar. Ve artık gerçek suçlular ortaya çıkıyor. Ve rahat bir nefes alıyorsunuz, yani en azından ben aldım :)
Özellikle son 100 sayfasında cok stres yaptığım, özgürlük ve mutluluk kavramı üzerine cok düşündüğüm bir kitap oldu. Ağır olduğunu düşünmüyorum ama hissettirdikleri ve sorgulattıklarıyla yorucu bir kitap, herşeye rağmen şans verilmeli.