Damla yüce

Yaşadım sadece. İyi, kötü, ama elimden gelen buydu. Çünkü insan istediği gibi değil, başına geleni yaşar. İnsan yaşamı kendisi seçemiyor.. yaşam kendi gerektirdiği gibi, kafasına göre insanı seçiyor.
Yaşamı iyileştirmemiz gerek. Doğrusu da bu. Çünkü insanlar daha iyi yaşamayı hakediyorlar. Uzun yıllar, öbür dünyanın daha iyi olduğunu düşündük. Orası daha adil olacaktı, orada melekler korosu kurulacaktı. Oysa bu dünyanın daha iyi olması lazım.
"Arada bir düşmek," diyor, "belki de bize iyi gelir. Kafamızı kırmadıkça."
Dedikodu değirmeni, diye düşünüyor, gece gündüz dönüp insanların adını öğütlüyor. Dürüst insan toplumu; kıyıda köşede, telefonlarda, kapalı kapılar ardında görüşüyorlar. Neşeyle fısıldaşıyorlar. Schadenfreude. Önce hüküm, sonra mahmekeme
Bu tarifsiz hissi ilk kez tadıyordum. Muhtemelen uçmak da böyle bir şeydi. Ağırlığın ne olursa olsun seni kaldıran bir şeylerin olması. Tek şart kendini bırakmak. Hayatın kulağına biteviye fısıldadığı bütün "Sakın bırakma kendini!" nasihatlerine tezat. Bırak bana kendini. Ben suyum, rüzgarım, taşırım seni.