"Pekin'deki üniversitete gitmeden önce yapman gereken hazırlıklar var ve bir sürü şeyle meşgul olacaksın, benimle görüşecek zamanın olmayacak. Elbette" diyor Takahaşi. "Bunu çok iyi anlıyorum. Tamam, sorun değil. Ben beklerim."
"Japonya'ya altı ay sonra döneceğim ama."
"Ben oldukça sabırlı biriyimdir. Zaman geçirmekte de üstüme yoktur."
"İnsan türünün hava karardıktan sonra dışarıya çıkması, tarih açısından baktığımızda, çok yakın zamanlarda mümkün olmuş. Eskiden insanlar güneş battıktan sonra mağaralarına çekilip kendilerini korumak zorundaydılar. Biyolojik saatimiz, hava kararınca uyumaya ayarlı hâlâ."
Şahsen daha farklı bir şeyler bekliyordum o yüzden içerik olarak beni tatmin etmedi. Ama özellikle ev hanımlarını var olan yaşam tarzlarına dair geriye ve geleceğe dönük bir sorgulayış içerisine itiyor kitap. Sıradanlaşmış yaşam tarzımıza dair bir sorgulayış. Biraz uçuk bir konu olan uyumasaydık ne olurdu sorusunu da işliyor. Yine de yarım kalmış bir öykü hissiyatı yarattı bende. Pek beğendim diyemem ama hiç sevemedim de diyemem. Bir çırpıda okunduğu ve en azından bana bir şey katmadığını düşündüğüm için alıp okunmaya değer mi bilemiyorum açıkçası. Yine de okunacaksa bile kütüphaneden alınıp okunmalı, kitaplığınıza eklemek isterseniz sonrasında bu kendi bileceğiniz iş.