Bir parça ekmeğim olsaydı! Şu küçük leziz çavdar ekmeklerinden olsa, bir yandan yürür, bir yandan ısırırdım. Yürürken, bu en iyi cins çavdar ekmeğini gözümün önüne getiriyordum, şu anda yemesi ne güzel olurdu! Müthiş acıkmıştım; ölüp yok olmayı istiyordum. Duygusallığım hız kazandı, ağlamaya başladım. Yoksulluğum bitmek bilmiyordu.
Caddeden aşağı epeyce yürümüştüm ki, paket için arkamdan seslendi.
"Kalsın, sende kalsın!" diye yanıt verdim. "Senin olsun. Önemsiz şeylerdi zaten. Şu dünyadaki her şeyim bu kadar işte!"