Burada kabalaşacağımı, insanlardan uzaklaşacağımı, kendimi içkiye vereceğimi, dahası, bir Kazak kızıyla evleneceğimi söylüyorlar. General Yermolov, Kafkasya'da on yıl görev yapan bir subayın ya içki budalası olacağını ya da bir orospuyla evleneceğini boşuna dememiştir, diyorlar. Ne korkunç bir şey bu! Kontes B.'nin kocası olmak onurunu kazanmak gibi büyük bir mutluluğa kavuşabilmek, sarayda bir mabeynci ya da bir bölgenin soylular başkanı olmak değil miydi aslında kendimi mahvetmek? Ne çok iğreniyorum sizlerden! Acınacak durumdasınız! Mutluluk nedir, yaşam nedir, bilmiyorsunuz! İnsanın bir kez olsun, doğal yaşamı olanca güzelliğiyle tatması gerekir. Karşımda her gün gördüğüm, anladığım şeyleri: Dağların doruklarındaki ulaşılmaz karları, görmelisiniz bir kez; Yaratıcının elinden çıkmış en harika kadının ancak o kadar güzel olabileceği yüce bir kadının doğal güzelliğini görmelisiniz... ancak o zaman anlayabilirsiniz, kimin (sizin mi, benim mi) kendini mahvettiğini, kimin gerçekten yaşadığını, kimin yalancı bir yaşam sürdüğünü. O parlak dünyanızda sizleri ne denli iğrenç, zavallı bulduğumu bilemezsiniz!
"Niçin mi? Çünkü, artık ben bir Fatih kızı olmak istemiyorum, anlıyor musun? Böyle yaşamaktan nefret ediyorum, eskiliklerden nefret ediyorum, yeniyi ve güzeli istiyorum, anlıyor musun? Eski ve yırtık ve pis iğrenç bir elbiseyi üstümden atar gibi bu hayattan ayrılmak , çıkmak istiyorum. İhtiyar adam, bozuk sokak, salaşpur ev, gıy gıy, hey hey, ezan, helvacı... Bıktım artık, ben başka şeyler istiyorum, başka, bambaşka, anlamıyor musun?"