Daniel C. Dennet yıllar önce "İnanca inanmak" diye bir düşünce ortaya atmıştır. Yani insanlar Allah'a değil sadece Allah'a inanmanın insanları bir arada tuttuğuna inanırlar. Bu yüzden halka açık yerlerde inançsızlıklarını gizler ve Allah fikrini reddedemezler. Onlar için mühim olan şey Allah'ın gerçek olması değildir. Sadece bu inancın toplumsal düzene olan faydasıdır. Dennet, bu dediklerini etkili siyasetçiler ve tanınmış insanlar için doğru yorumlamıştır. Bu grup insan yağmur duası için dağ başına çıkar, fakat aralarından bir tanesi Yanına şemsiye alır. O duanın gücüne inanan gerçek bir mümin, yağmayacak bir yağmur için şemsiye satın alan insandır.
Çevresi tarafından desteklenen bir a****, çevresi tarafından desteklenmeyen bir dehaya galip gelir. Daniel Dennet bir kitabında mizahi bir şekilde şöyle söylemiştir, Eğitimciler, öğrencilerinin başarılarını aldığı eğitime bağlarlar fakat başarısızlarını sahip olduğu genetiğe bağlarlar. Bu mizahi nüktede Dennet, çevre ve genetik arasındaki hak iddiasına vurgu yapmaktadır. çünkü çevre kişiye herhangi bir şey katmasıyla değil sadece kişideki şeyleri gün yüzüne çıkarmakta yani aracı olmakta önemlidir. Bu yüzden toplumlar hangi bireyleri ön plana çıkardıklarına dikkat etmelidir çünkü bu bireyler toplumların düşünme sistemini şekillendirirler. herhangi bir toplum bugün dünyaya bir çivi çakacak kadar bile katkıya sahip değilse Bunun nedeni sürekli gündemde tuttuğu veya ön plana çıkardığı kişilik tiplerinde aramalıdır.
Reklam
Ayrıca özelliklerinin bir şeyi temsil etmesini sağlayıp, her bir kez daha (korkarım bu nakarat çok can sıkıcı bir hal alacak!) evrimsel süreçlerle dizi bir dizi olasılık mevcut: Tem - silinin kendi doğuştan montajlanmış olabilir –hatta öyle olmalıdır da (Dennet, 1969) - ve geri kalanı da "öğrenilmiş ol- malıdır." Hayatta önemli olan bazı kategoriler (açlık ve susuzluk gibi) matematiksiz doğumda fiziksel olarak kodlanmış bir şekilde "gösterilen" diğerlerini kendimiz geliştirmemiz gerekir.
Sayfa 226
Bilim
Tanrı ve Ateistlik
""Yeni ateizmin" temelinde Tanri diye bir şeyin, yani var olan herşeyin ebedi ve sonsuz bir Kaynağı olmadığı inancı bulunmaktadir. Bu, diğer argümanlarının çoğunun bir anlam taşıyabilmesi için doğruluğunun kanıtlanması gereken kilit inançtır.Benim buradaki görüşüm; Richard Dawkins, Daniel Dennet, Lewis Wolpert, Sam Harris ve Victor Stenger gibi "yeni ateistlerin" yalnızca bu inancı kanitlayamamakla kalmadıkları, ayni zamanda Tanrı'nın var olup olmadığı sorusuyla alakalı olgulari göz ardi ettikleridir.
Sayfa 151·Kitabı okudu
Felsefe
Daniel C. Dennett: Dinler, onlarla eleştirel biçimde karşıt fikirde olmayı kaba olmadan gerçekleştirebilmenizin imkansız olacağı şekilde uydurulmuştu. Dawkins: Peki, kabalaşacak mıyım? Veya bunun yerine... Dennet : Hiçbir şey söylemeyeceksin, evet.
Sayfa 68·Kitabı okudu
1000Kitap