Yazarlar bu konuda tökezliyor, düşüyor ve yollarını kaybedip sürükleniyorlar. Bazıları ilk beş sayfada kesik bir boğaza yer vermezseniz okuru kaybedeceğinizi iddia ediyor. Ben ise iyi bir korku yaratmanın yolunun beklemekten geçtiğine inanıyorum; şöyle sessizce oturun, ortamı gözlemleyin. Oyuncuların fısıltılarına kulak verin, belki de sahneye bir göz atmak için perdeyi kenara çekin. Boş salonun karanlığında oturun ve gölgelerin sizin için dans edişini izleyin. Çünkü kulağınızın dibinde ıslık çalan bıçağın esintisini ancak kendinizi tamamen kaptırdığınızda hissedebilirsiniz.
Sayfa 55·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsanın kendi gibi olanlarla bir arada olması, ortak bir amaç için, ortak bir mekânda beraberce var olabilmesi kadar kutsal olan az şey var bence bu dünyada. Hep bir ağızdan şarkılar söylemek, bir ritme kapılıp dans etmek, hiçbir şey yapılmıyorsa bile beraberce oturup bir parça ekmeği ya da güzel bir sohbeti paylaşabilmek.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendinizi geliştirmek,yetiştirmek istiyorsanız,işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız örneğin,coğrafyayla tarihle uğraşacaksınız,müzikten anlayacaksınız,dans edeceksiniz. Milletin hâlini dert ediniceksiniz.
fakat saadet kelimesini anmamak şartıyla... kelimeler hayatın ahengini bozarlar. Sokakta bir kedi yavrusunu görürsünüz, eve alırsınız, bir ad koyarsınız, o günden itibaren bu kedi sizin için bir mesele olur. Saadet kelimesini bilmeden. Fotoğrafımız çekilirken, baloda dans ederken, yeni bir insana takdim edilirken, hemen bir tarafımızda bulduğumuz o tebessüm yok mu... Onu bir yaldız gibi bütün saadete, etrafımıza, eşyaya, insanlara sürdüğümüz zaman kendimizi ne kadar mesut görürüz. -Sonra da yavaş yavaş kazırız. Hatta bütün ömrümüz bazen böylesi bir yaldızı kazımakla geçer... - Tam çıkardığımız gün altında paslı bir aynaya düşmüş gibi kendi çehremizi buluruz.
Sayfa 327 - Dergâh Yayınları
Uzun kuvars merdivenlerden aşağıya, maiyetinin kendile­rini eğlendirdiği yere bakıyordu, öylesine ince ve nazikçe dans ediyorlardı ki hayaletler gibiydiler. Düşünerek kendisine ahlaki değerler yaratmış ve bu değerlerin etkisi de onu kullarının ço­ğundan farklılaştırmıştı, çünkü onlar insan değillerdi. Onlar, on bin yıldır dünyaya hükmeden ve sadece beş yüz yıldan daha kısa bir süredir hükmetmeyi bırakmış olan Melni­bone'un, Ejder Adası'nın halkıydılar. Zeki ve zalimdiler. Onlara göre 'ahlak', yüzlerce asırdan süzülen geleneklere gösterilecek kusursuz saygıdan daha önemsizdi.
Hayat katlanmak için değil, kutlanmak içindir. Uygun adım yürümeyeceğiz, dans edeceğiz.
Sayfa 175·Kitabı okudu