fakat saadet kelimesini anmamak şartıyla... kelimeler hayatın ahengini bozarlar. Sokakta bir kedi yavrusunu görürsünüz, eve alırsınız, bir ad koyarsınız, o günden itibaren bu kedi sizin için bir mesele olur. Saadet kelimesini bilmeden. Fotoğrafımız çekilirken, baloda dans ederken, yeni bir insana takdim edilirken, hemen bir tarafımızda bulduğumuz o tebessüm yok mu... Onu bir yaldız gibi bütün saadete, etrafımıza, eşyaya, insanlara sürdüğümüz zaman kendimizi ne kadar mesut görürüz.
-Sonra da yavaş yavaş kazırız. Hatta bütün ömrümüz bazen böylesi bir yaldızı kazımakla geçer...
- Tam çıkardığımız gün altında paslı bir aynaya düşmüş gibi kendi çehremizi buluruz.
Sayfa 327 - Dergâh Yayınları