Madalyonun gerçek yüzü
Seni öldürmeyen darbe güçlendirir diyerek seni aldattılar. Müsaade et, madalyonun diğer yüzünü anlatayım. O ağır darbelerden sağ çıkanlar, hayata her zaman daha güçlü devam etmezler; çoğu daha temkinli ayrılır o savaştan. Artık vaatlere daha az inanır, insanlara daha mesafeli yaklaşırlar. Çünkü iyi niyetin, hayal kırıklıklarını engellemeye yetmediğini en acı yoldan öğrenmişlerdir. Sana hayata bakışlarının nasıl değiştiğini anlatabilirler. Bu aniden bilgeleştikleri için değil, hayatın ellerinden o tatlı illüzyonları zorla söküp alması yüzündendir. Sanıldığı gibi buz tutmazlar; sadece insanlara ve eşyalara daha az bağlanırlar. Bilirler ki bugün sarsılmaz görünen ne varsa, yarın yok olabilir. Gerçek şu ki; ağır darbeler her zaman kahramanlar yaratmaz. Sadece insanı, hayatı olduğu gibi görmeye mecbur bırakır; olmasını umut ettiği gibi değil.
İnsan ve Hayat
Final
Uykusuzluktan kan çanağına dönmüş bir çift göz. Kan ağlayan bir yürek. Yaptığım yanlışların altından kalkma ümitlerini bir bir tüketen, buna rağmen yine de yanlış yapmaktan vazgeçmeyen bir beyin. Salak mıydım? Değildim; üstelik beni tanıyanlar benim ciddi derecede zeki olduğumu düşünürlerdi. Ama zekamı kullanma konusunda pek istekli değildim. Tembel miydim? Belki evet, belki hayır. Belki sadece nereden başlayacağımı bilemiyordum, belki de miskindim. Şanslı mıydım? Kesinlikle. Hayat bana karşı çok cömertti ama ben elindekileri harcamaktan vazgeçmiyordum. "Son birkaç günde ne yaptın?" diye sorsalar ne cevap verebilirdim? Yattım, kalktım, içtim, birkaç duble daha içtim... Neydi sorunum? Ruhsal bir darbe mi? Hiç bitmeyecek sandığım çöküşün izleri mi? O halde neydi tüm bunlar? İsteksizlik mi? Neden bazı geceler uyumadan önceki son düşüncem, "Sabaha uyanmazsam her şey ne kadar kolay bir şekilde çözülecek," oluyordu? Korkuyor muydum? Peki neden? Oysa bugüne kadar her zaman "güçlü irade"nin tartışmasız keskinliğine inanmıştım. İradem mi zayıftı? Karakterim mi oturmamıştı? Hayır, böyle bir şeyi kendime yakıştıramazdım; deliliği kabullenebilirdim ama bunları asla. Ne yapmam gerektiğini bilmiyor muydum? Elbette biliyordum. Ama bir şeyleri yapmaya başlamam, önce bazı açıklamaları yanında getiriyordu. Yine hayal kırıklığına uğratacaktım beni sevenleri. İşte bundan korkuyordum. Oysa bunu ertelemek, etkiyi sadece artırıyordu. Neden bekliyordum? Daha ne kadar bekleyecektim? Artık bu sorunlar kafamın içerisinde sürekli dönüyordu. Adeta öfkeli bir kalabalık vardı kafatasımda; her biri bir hatamı haykırıyor, bana soruyordu: "Ne zaman bunu çözeceksin?" diye. Artık televizyonda neşeli diziler izleyemiyordum. Dışarıda neşeli rolü yapmak beni yıpratıyordu zaten; yalnız kaldığım zaman da
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
SİLİKON VADİSİ’NİN KARANLIK AYNASI: PETER THIEL, PALANTİR VE TEKNO-FEODALİST "ÇIKIŞ" FELSEFESİ 21. yüzyılın ilk çeyreği geride kalırken, küresel güç dengeleri ulus devletlerin egemenlik alanlarından çıkarak, insanlık tarihinin en büyük veri ve sermaye tekellerini elinde tutan dar bir teknokratik elitin eline geçmiştir. Bu yeni nizamı, kurduğu algoritmik yapılar ve finanse ettiği radikal siyasi figürlerle el altından dizayn eden en hegemonik aktör ise şüphesiz Peter Thiel’dir. Thiel, sadece Silikon Vadisi’nin en güçlü yatırımcılarından biri değil; felsefi temellerini demokrasi düşmanlığı, esoterik seçkincilik ve toplumsal sözleşmenin mutlak reddi üzerine kuran yeni bir ideolojik akımın, yani "Tekno-Feodalizm"in baş mimarıdır. Onun dünyayı algılayış biçimi, kurucusu olduğu gözetim şirketi Palantir’in küresel operasyonları ve son olarak ailesini Arjantin’e taşıyarak gerçekleştirdiği fiziksel kaçış, insanlığın karşı karşıya olduğu totaliter geleceğin entelektüel haritasını sunmaktadır. I. CONFINITY'DEN BEYAZ SARAY'A: PAYPAL MAFYASI VE İKTİDARIN SÖZLEŞMELİ MİMARİSİ Bugünkü küresel teknopolitiğin köklerini anlamak, 1998 yılında Peter Thiel tarafından kurulan şifreleme yazılım şirketi Confinity ile Elon Musk’ın X.com adlı çevrimiçi bankacılık girişiminin birleştiği o tarihsel kırılma noktasına geri dönmeyi gerektirir. Birleşik yapının idaresini üstlenen Elon Musk, sistemin altyapısını Microsoft platformuna taşımak istediğinde, Unix mimarisinde ısrar eden Max Levchin liderliğindeki yazılım mühendislerinin sert direnciyle karşılaşmıştır. Bu teknik çatışma, Thiel’in öncülük ettiği bir iç darbe ile Musk’ın görevden alınması ve şirketin adının PayPal olarak değiştirilmesiyle sonuçlanmıştır. Bu erken dönem kriz, Thiel’in yönetim felsefesinin ilk açık kanıtıdır: Teknik veya
Felsefe
Benim fikrimce geçmiş…
İnsanların geçmişe dair düşünceleri, vücuttaki yara izlerine benzer. Vücut bir darbe aldığında nasıl iyileşmek için o bölgeyi onarmaya çalışırsa, zihin de yaşadığı olayları anlamlandırıp düzeltmeye çalışır. Ancak bazen bu iyileştirme çabası, yarayı kapatmak yerine onu tekrar tekrar açar. İnsan geçmişi düşündükçe unutmak yerine daha çok içine çeker; çözmeye çalıştıkça daha da derinleşir. Bu yüzden bazı anılar, ne kadar kurcalanırsa kurcalansın, iyileşmekten çok insanın kendine yeniden zarar vermesine dönüşebilir.
Hayata Dair
Kalbe Atılan Kesik
En beklenmedik cepheden gelir kurşun. En az acıyacağını düşündüğün yere öyle bir darbe alırsın ki öleceğini sanırsın. İhtimal veremez ve konduramazsın. Kelebeğin ömrü bir gün çünkü, dersin. İhanetini yıllara sığdırdığına inanamazsın.
Kalbinizi acıtan her darbe,aklınızı olgunlaştırır