Buna göre ilkel kabile yaşantılarındaki baba-oğul ilişkileri önemli bir kaynaktır. Kabilenin başında her şeye gücü yeten bir baba vardır ve tüm malların ve kadınların sahibi odur. Bu duruma karşı gelen oğullar birleşerek hem nefret ettikleri hem de ideal olarak gördükleri babayı öldürürler. Sonra nefret ettikleri babayı aynı zamanda sevdiklerini fark ederek pişmanlık duyarlar ve aynı sonucun başlarına gelmemesi için belli kurallar koyarlar. Pişmanlık ve sevgi hisleriyle babanın yerine korkulan bir hayvanı totem olaral belirleyip ona tapmaya anma törenleri düzenlemeye başlarlar. Zamanla bu totem Tanrının prototipi haline gelerek tüm tapınma ve kurallar insanlığın ilk dinini oluşturur.
Çünkü onlar İslam'ı bir toplum, bir ümmet ve bir medeniyet meydana getirmesi mümkün olmayan lugavî ve lafzî kalıplara(şekilciliğe) ve bireysel ibadetlere indirgediler.
İslam toplumunda hırsızlık vb. cezaları uygulamaya geçmeden önce toplumun refah seviyesinin yükseltilmesi gerekir. Bu yapılmadan fakirliğin hüküm sürdüğü bir toplumda, bu gibi cezaları ugulamaya girişmek hata olur.