Namuslu bir insan, olduğumun şuuru,
beynime vuruyor, karakter sahibi oluşum, gönlümü yüce bir duyguyla
dolduruyordu: gemi leşlerinin yüzdüğü bulanık insanlık denizinde bembeyaz bir fenerdim ben.
Ve karanlık çepçevre etrafımda pusudaydı; her taraf sessizdi, her şey
sessiz. Ama yukarda ebedi musiki, hava, asla susmayan uzak ve sessiz
uğultu devam ediyordu. Bu sonsuz, hasta mırıltıya uzun müddet kulak
verdim; derken zihnim bulanmaya başladı; şüphesiz, üzerimde yuvar-
lanan, dünyaların senfonisiydi bu; bir şarkıya bağlamış yıldızlardı...