Sinan

Sinan
138 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Reklam
Kendinden kaçabilir mi insan?
7/10
·299 syf.·
2019 20. kitabı
İshak ve Jülide romanın iki kahramanı. Bana göre eserin türü roman değil daha çok hikaye diye düşünüyorum; beyaz perdeye aktarılabilecek nitelikte kaleme alınmış bir hikaye. Ve dahası şu ki hayatın içinden bir hikaye gibi hissettiriyor bana. Kaçışlara sığınmaya çalışan insanın 'kader'den kaçamayacağının, boşverip düşünmeden yola çıktığına inanan inanmaya çalışan insanın kendisinden kaçamayacağının gözler önüne serildiği bir yapıt. Kitabın ilk kısımlarında ve belli noktalarında zaman zaman sevmediğim hatta karşı çıktığım tasvirler kelimeler kullanılsa da esere genel konu olarak baktığımda kısmen göz ardı edilebileceğini düşünüyorum. İnsanın dünyada en çok istediği şey belki de anlaşılmaktı. Anlaşılmak yetiyor muydu peki? Belki de yetmiyordu anlaşılmanın yanında duymak hissetmek istiyordu anlaşıldığını. Öyle bir hal ki bitmeyen istekler sürecine itiyor sanki bu durum insanı. Sahi isteklerimiz nereye kadar uzanıyor; bir isteğimize ulaştığımızda peşinden bir yenisi bizi sarıp sarmalamıyor mu? Nefsimizin bize oynadığı bir oyun mu bu? Eğer öyleyse, ki öyle bence, ruhumuzun gıdasını eksik etmemeli daha uygun daha sağlıklı besinlerle onu beslemeliyiz zannedersem. İfade etmeye çalıştığım gibi kitabın giriş kısmını ve bazı yerlerini beğenmesem de ortalarına yaklaşırken olayın ve cümlelerin çekiciliği sizi alıp içine hapsediyor. Bir hayata tecessüs eder gibi aslında yaşadığımız dünyayı gözlüyoruz. Kendi içimizde yapamadığımız yüzleşmeyi satır aralarında büyük bir merak ve heyecanla belki biraz da buruklukla takip ediyoruz. Duygularımızın eşliğinde zaman zaman hüzünlenip düğümlenip zaman zaman tebessüm ediyoruz. Kitabın son kısımlarına geldiğimizde ne olursa olsun her zaman 'umut'a sığındığımızı görüyoruz. Girdiğimiz bir döngüde kaçmaya çalıştığımız noktanın tam ortasında
DüşerkenTarık Tufan · Profil Kitap Yayınları · 20188,5bin okunma

Sinan

, 2019 okuma hedefini güncelledi.
2019 OKUMA HEDEFİ
69/30 kitap - %230 tamamlandı
69 kitap okudu
30 kitap
11bin sayfa
16 inceleme
41 alıntı
kitap
Ruhuma Dokunan Adam - Sezai KARAKOÇ
10/10
·143 syf.·
2019 19. kitabı
Sezai KARAKOÇ ve medeniyet tasavvuru.. Okuduğum her eseri tek bir noktada birleşiyor; eserleriyle geç tanışmış olmamın burukluğu içimdeki yerini her zaman koruyacak sanırım. Medeniyet tasavvuru yolunda fikir işçiliği yapan ve muhtemelen ki bana göre kesinlikle öyle Türkiye'nin en önemli mütefekkiri. Yitik Cennet eserine biraz uzak durmuştum yani ne olabilir ki içeriğinde şeklinde bir ön yargım mevcuttu. Okumaya başladıktan sonra eser beni içine çekti bitmesini istemediğim bir dünyayla karşılaştım. İslam Medeniyetinin inşası için daha doğrusu günümüzde yeniden canlanıp hayatımıza hakkıyla katabilmek için Peygamberler hayatını derinlemesine idrak etmeye ve kelama düşürmeye çalışan Karakoç mükemmel bir eser sergilemiş. Kitabın son bölümü olan çıkış kısmında da ifade ettiği gibi içten kabuğa doğru bir yol alışı ifade etmeye çalışmış ve insan kelamıyla daha muazzam nasıl ifade edilebilir bilmiyorum. Tabiri caizse tarih tekerrürden ibarettir tümcesini ilk insan ilk peygamber Hz. Adem'den itibaren kâinatın yaratılış sebebi son peygamber Hz. Muhammed'e kadar olan süreci ve peygamberlerin hayatlarındaki imtihanların kademe kademe nasıl bir medeniyetin doğuşuna hazırlık olduğunu zarif bir şekilde işlemiş. Bir medeniyetin inşasında yahut yeniden canlandırılışında İlahi Aleme uzanıp oradan ışığını alarak rehberler öncülüğünde hayatımıza ve dünyamıza uygulamanın yolunu inancı doğrultusunda sergilemiş. Medeniyetlerde kuruluşun, yükselişin ve dağılışın mutlak olduğuna ancak mayanın korunması halinde Yitik Cennet'in her an keşfedilebileceğine olan inancını vurgulaya vurgulaya bizleri dirilişe, diriliş yolunda mücadeleye; umudumuzu, inancımızı ve mayamızı her daim diri tutmaya davet ediyor. Diriliş neslinin rehberliğini yapmaya çalışıyor, kendini bu yola adıyor. Böylesine
Yitik CennetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111bin okunma
Yitirilmiş Medeniyet
7/10
·224 syf.·
2019 18. kitabı
·
Ahmet Hamdi Tanpınar'dan okuduğum ilk eser olsa gerek. İçeriği hakkında fikrim yoktu roman veya hikaye tarzında olduğu yönünde bir beklentim vardı. Okumaya başladığımda öyle olmadığını fark ettim. Dili bana fazla ağdalı geldi. Zaman zaman kitabı yarıda bırakmayı fazlasıyla düşündüm fakat sabredip bitirebildim çok şükür. Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul tasvirlerinin yapıldığı eserden bana kalanlar ise; bir medeniyet inşası için mimarinin, musîkinin, peyzajın, edebiyatın ve daha göremediklerimin olmazsa olmazlardan olduğu oldu. Selçuklu ve Osmanlı dönemi sanatı ve eserlerinde hissettiği, manevi dünyanın maddeye nakşedilişini kitabında işleyen Tanpınar çağın değişen koşullarında zamanla bu güzelliklerin yitirildiğine de şahitlik eder. Günümüzün basit diliyle tarif edecek olursam tabiri caizse bana göre; 'inandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanır' tümcesinin kompozisyonu olmuş seyahatname niteliğinde bir eser.
1000Kitap
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
Reklam