Ahmet Hamdi Tanpınar'dan okuduğum ilk eser olsa gerek. İçeriği hakkında fikrim yoktu roman veya hikaye tarzında olduğu yönünde bir beklentim vardı. Okumaya başladığımda öyle olmadığını fark ettim. Dili bana fazla ağdalı geldi. Zaman zaman kitabı yarıda bırakmayı fazlasıyla düşündüm fakat sabredip bitirebildim çok şükür.
Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul tasvirlerinin yapıldığı eserden bana kalanlar ise;
bir medeniyet inşası için mimarinin, musîkinin, peyzajın, edebiyatın ve daha göremediklerimin olmazsa olmazlardan olduğu oldu.
Selçuklu ve Osmanlı dönemi sanatı ve eserlerinde hissettiği, manevi dünyanın maddeye nakşedilişini kitabında işleyen Tanpınar çağın değişen koşullarında zamanla bu güzelliklerin yitirildiğine de şahitlik eder.
Günümüzün basit diliyle tarif edecek olursam tabiri caizse bana göre;
'inandığı gibi yaşamayan, yaşadığı gibi inanır'
tümcesinin kompozisyonu olmuş seyahatname niteliğinde bir eser.