Sen, bilgeliksiz bilge! Sevilmek istiyorsan eğer. Yalnızca acı çekenlerdir sevilenler, sevgi verilenler, yalnızca açlık çekenlerdir: kendini armağan et önce, ey Zerdüşt! – Ben senin hakikatinim...
Ey altın parıltıları saçan neşe, gel! sen ki, ölümün en gizli ve en tatlı hazzısın kendi arifende!– çok çabuk mu geçtim yollarımdan? Ancak şimdi, yani artık yorgun düşmüşken ayaklar, bakışların arkamdan yetişebilmekte, mutluluğun yine de bana yetişebilmekte.
Ey yollarını şaşırmış gemiciler! Eski yıldızların harabeleri! Sizler, geleceğin denizleri! Henüz araştırılmamış gökler! Şimdi her yalnızlığa fırlatmaktayım oltalarımı: yanıt verin alevin sabırsızlığına, tutun bu yüksek dağlardaki balıkçı için, benim yedinci ve s o n yalnızlığımı!
Ey Zerdüşt, ey av düşkünlerinin en acımasızı! Daha düne kadar avcısıyken Tanrının, bütün erdemleri yakalayan bir ağ, ve kötülüğün okuyken! Şimdi kendi kendin tarafından avlanmış, kendi kendinin av ganimeti, kendi içine saplanmış...