Selam sana, her şeyin başında esen
Kısa, ilkbaharı yaşamın!
Gün gelir her şey yeniden dirilir
Yitip giden sadece biçimidir.
Kuşaklar kuşakları izler
Hep yücelme peşinde;
Tür türü yaratır
Bitmek bilmez çağlar boyunca;
Dünyalar geçer, dünyalar gelir!
Hayatın keyfini çıkar, sen
Baharın kenarında açan çiçek;
Sonsuz şerefi överek tadına var
Şu kısa ömrünün.
Sen de yarat değerini,
Dünyaya kat ;
Küçük ve ürkek,
Bir nefes çek gücün yettiğince,
Sonsuz günün havasından.
Ey boşluksu beline asılmış tabancanla
Sen, bütün imgelerin yolunu değiştirdiğin
Sayısız değiştirdiğin yeryüzü eşyalarını
Az bulunur bir çirkinlikle ve hızla
Ve günler yarattığın korkunç ve kaba
Ve yanmış alkollerin, sınırsız alkollerin
Kimseyi sokmadığın o taşkın havasında
Ve ölüm sonrası bir yaratık gibi kendini
Yaşamaya zorladığın kurşunla
Sen
Çılgın
Yani bir çılgınlığı anlamanın
Çağdaş ve seyircisiz tanrısı
Günüyüz, görkemiyiz bir seni kutlamanın.)
Şiirlerin yavaş yavaş bittiği saatler
Bir çocuk yüzünün, bir sokak isminin, bir kitap sayfasının
Bittiği ve uzantısını geri çektiği saattler.
(Bir şeyiz
Kaçınılmaz ölü saatler içindeki
Kimse artık bir şey için daha fazla bir şey söyleyemez
Yaşadıklarımızı ancak toplarız