dava adamları serisi | Mücahid Erbakan
Zor bir yolda yürümek mecburiyetinde olan insanlar, yolda yürümeye başlamadan önce gönüllerinde ve zihinlerinde yürümek ve yol almak zorundadırlar. Necmettin Erbakan
Alıntı
dava adamları serisi
Ölümü hayata tercih eden bir milletin önünde hiçbir şey duramayacaktır. Hasan el-Benna
Alıntı
Reklam
İslam davası, kuru sözlerle değil fedakârlıkla ayakta kalır. Bu dava için gerektiğinde malını Allah yolunda harcayan HZ.EBÛ BEKİR gibi sadıklar. Hak karşısında kimseden çekinmeyen HZ.ÖMER gibi adalet timsalleri. İlim hikmette ve cesarette zirve olan HZ.ALİ gibi yiğitler. Allah ve Resûlü uğruna canını ortaya koyan HZ.HAMZA gibi kahramanlar lazım bize...!
Bir Emevi mirası: Sorumluluğu Allah'a atmak
Kur'an'da anlatılan "kader" kozmoloji için konan ölçüleri-yasaları ifade eder. 1 Bu bağlamda insanın kaderi de "özgür iradesi ile yaptığı seçimler" ekseninde ölçülendirilir. 2  Bu sebepledir ki seçimlerimizin sonuçlarının getirdiği sorumlulukları vardır. İşte bu sorumluluklardan kaçınmak isteyenler kendi tercihlerinin, kararlarının yol açtığı sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın yolu olarak tüm bunların kendileri dışındaki faktörleri sonucu olduğunu bunun önceden belirlenmiş bir plan/kader olduğunu iddia ederler. Özellikle de sorumluluk toplumsal ise yani siyasi liderler kendi sorumluluklarındaki eylemleri meşrulaştırmak, bu icraatları sorgulatmamak için "Biz yapmıyoruz; bunları bize Allah yaptırıyor" derler. Bu tarihin en eski siyasi manipülasyonudur: Allah'ı kendine kalkan edinip, sorumluyken kendilerini sorgulanamaz kılmak… Yöneticilerin kaderi kullanıp Allah'ı istismar etme taktiklerinin Müslümanların tarihindeki ilk izdüşümünü Muaviye'de rastlıyoruz.  Peygamberimizin arkadaşlarından Hucr b. Adiy'i Hz. Ali taraftarı olduğu için öldüren Muaviye, tepkiler karşısında zor durumdaydı. "Biz yapmadık, Allah yaptırdı bize" diyerek kendisini sorgulanamaz kılmaya çalışmıştı. Emevilerle birlikte "Zillullahi fi'l-Arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) ve "Sultânullahi fi Arzihî" (Allah'ın yeryüzündeki gücü) gibi sıfatlarla kutsallık kazandırılıyor, sultanların her icraatı, Allah adına sayılıyor dolayısıyla eleştirilemiyordu. Çünkü bu yapan, Allah adına(!) iş yapan birisiydi. Muaviye'den sonra yerine sultan olarak varis bıraktığı Yezid döneminde Kerbela, Harre gibi travmatik katliamlarına, kadınlara tecavüzlere, yağma ve yolsuzluklara vb. büyük yıkımlarına gerekçe olarak bunların Allah'ın önceden belirlediği planı/kaderi olduğunu camilerden vaaz ettirmişti.  Bir başka Emevi
Alıntı
Yaşamak bir davadır bilene. Ve bir rezalettir köle olana ve cahile. Yaşayacaksan tadına vara vara. Ve düşünmeden kara kara. Ölüm bile güzel olur, anlayana. Bir amacın varsa büyük, Ve yaymışsan ömür denen zamana. Ömrünce mutlu yaşarsın, Yaşamak şerbetini içerken kana kana. Aslanlar gibi yaşarken Aman vermiyorsan çakallara Vicdanın rahat, Kutsal olur senin dava... Erdal ÖZAYDIN
Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.
Alıntı
Reklam
Reklam