Geçen gün seyyar bir kitapçıda, kitaplara bakıyordum. Yanımda bir anne-oğul vardı. Kitap alıyorlardı. Anne, oğlunun okumadığından dem vuruyordu. Oğlu ise annesinin seçtiklerinden başka bir kitap aldırmak istiyordu. En sonunda anne, oğula okutmak istediklerini aldı, pazarlığını yapıp alışverişini bitirdi. Hangi kitapları aldığını göremedim. Acaba aldıkları kitaplar arasında görseller var mıydı? Zira, okuma alışkanlığının edinilmesinde görsellerin önemi var. Ben mesela uzun yıllar kitap okumasam da, gazete okuya okuya bir okuma alışkanlığı kazanmışım. Geçmişte insanlar, çizgi romanlar, mizah dergileri okurken okuma alışkanlığı kazanmış. Çünkü çoğu insanın evinde, metin yoğunluklu kitapları okuyacak, güzel aydınlatılmış bir okuma masası, sessiz sakin bir ortam yok. Bazıları da göz muayenesi olmamış, tipik göz kusurları olduklarından habersiz. Bir iki sayfa okuduklarında zorlanıyorlar ve kitapların kendilerine yönelik olmadığını düşünüyorlar. Düzenli kitap okuyanların çoğu ise, bu gibi sebeplerle kalın kitaplardan kaçınıyor. Yanlarında taşıyabilecekleri, küçük aralarda okuyabilecekleri kitapları tercih ediyorlar. Yayınevlerine, orijinali tek cilt olan kitapları, neden bir kaç cilt olarak yayınlamadıklarının hesabını soruyorlar. Halbuki kabul etmeleri lazım. Her kitap, yanınızda taşıyıp, ara ara okuyabileceğiniz kitaplardan değil. Uzun lafın kısası, okuma alışkanlığı kazanmak; okuyacağınız kitaptan başlayarak, okuma masanıza ve düzenine; sandalyenizden oturuş pozisyonunuza, okurken müzik dinleyip dinlemeyeceğinize; dinleyecekseniz hangi tür müziği dinleyeceğinize, sesi hangi seviyede açacağınıza kadar bazı incelikler barındırıyor. Bu incelikleri keşfetmek, okuma zevki ve sağlıklı bir okuma alışkanlığı kazanmanızda büyük önem taşıyor.