Davut Sakallı

Davut Sakallı
@davutsakalli
128 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Yer yer biraz "didaktik" ve "klişe" olsa da, yazarın acemi bir yazar olmadığı kolayca anlaşılıyor. İlk sayfaları, klişeler nedeniyle biraz sıkıcı olabilir Nâzım Hikmet'in hayatını anlattığı yerler güzel. Aslına bakarsanız, Nazım Hikmet'in biyografik romanını yazarken, Fantastik/Bilim-kurgu işine hiç girmeseymiş iyiymiş.
Roman
Nâzım’ın Görmediği DüşlerMuzaffer Sungur · Yakın Kitabevi Yayınları · 20252 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:00
İzmirli, göçmen kökenli, aykırı bir "mahalle ablası" (süper babaanne) olan Binnaz'ın, 1940lardan 2000lere uzanan öyküsü. Sevinci, hüznü, sonsuz şefkati ve yer yer deliliği ile hayatı dopdolu yaşayan bir kahraman Binnaz. Yaşadığı acılara, toplumsal baskılara karşı kendi gücünce direnmesini de biliyor; yardımseverliği ile insanların gönlünde yer edinmesini de. Başına gelenlere ve bütün gelgitlerine rağmen hiç bir karşılık beklemeden insanların hayatlarına dokunuyor. Tek isteği ise birazcık sevgi. Yazar, bu ilk romanında, bence gayet eli yüzü düzgün bir iş çıkarmış. Kitabın sonunda bir sürpriz de okurları bekliyor.
Roman
BinnazTuğçe Hepkaradagiden Özdeş · Tunç Yayıncılık · 20262 okunma
9/10
·411 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 00:00
Şiire dair yazılan, farklı kalemlerin yazıları toplanmış kitapta. Daha çok şiirin felsefesine yönelik yazılar bunlar. Her yazarın şiire bakışı farklı. Şiir anlayışı farklı. Her bir yazı da farklı farklı üslupta. Kolay okunur bir kitap değil ancak öğretici diyebiliriz.
Edebiyat
Şiir SanatıSalih Bolat · Varlık Yayınları · 20198 okunma
8/10
·496 syf.··
2026 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 00:00
Yazar, öncesi ve sonrasıyla Milli Mücadele dönemi egesine bir pencere açmış. Bize dönemi ve insanlarını izletmiş. Bu konuda pek çok araştırma yaptığı da belli oluyor. Fakat "tefrika" ile "roman" arasında çok büyük farklar var. Yazar, ne yazık ki bunun pek farkında değil sanırım. "Roman" dediğimiz, daha sistemli yazılır. Tekniğine uygun yazılır. Okuduğunuz zaman ağızda bir tadı kalır. "Tefrika" gibi lüzumsuz ayrıntılara boğulmaz. Ayrıca yazar, romanın ilk sayfalarında bilinçli bir şekilde dilini eskitmeye çalışmış. Eski sözcükleri metine boca etmiş. Bu da okuyucunun romana girmesini zorlaştırıyor. Halbuki romanın geçtiği devirde yaşamış olan hikâyecimiz Ömer Seyfettin bile, bu kadar yorucu bir dil kullanmıyor. Başkarakter de ne yazık ki iyi çizilememiş. (Spoiler Uyarısı) Başkarakterin Değişimi, bir zaman çizgisi içinde anlatılmıyor da, romanın sonunda aniden, ağzından söyletilmek istenenleri söyletmek için gerçekleşiyor adeta. Romanın ortalarında başına gelenlerden sorumlu gördüğü kişileri tek tek doğrayan adam, sonraki sayfalarda, çatışmada öldürdüğü kişileri aklından çıkaramayıp, günlerce hasta yatıyor. Sonra durduk yere adamları kurşunlayacak kadar tutarsızlaşıyor. Sevdiği kadın, elini öpecek kadar ona yakınlaşmasına rağmen, sonraki sayfalarda utangaçlığını zar zor atıyor. "Gani dayı" karakteri de "Deux ex machina" gibi metine olur olmaz girip başkaraktere müdahalede bulunuyor. Zorlu koşullar altında yaşadığı söylenen köylüler, Hıdrellez günü en güzel giysilerini giyip baharı karşılıyorlar. Başkarakter, bacısının alnından değil de dönem itibariyle toz toprak içinden pek çıkmayan ayağından(!) öpüyor. Dikkatli bakılırsa bunun gibi türlü çeşitli tutarsızlıklar var. "Tarihi roman" yazmak kolay değil. Umarım ki yazar, önümüzdeki çalışmalarına daha titizlikle eğilir.
Kırmızı BuğdayAhmet Büke · Can Yayınları · 2025688 okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2026 00:00
Kitap ilk yayınlandığında iki cildi de almıştım. İlk cildi o yıl okudum. Bu yıl da bilgilerimi tazelemek amacıyla ikinci cildi okudum. Açıkcası bu cildi bu kadar ertelememin sebebi, kitabı ilk aldığımda karıştırırken, bir bilgi yanlışına denk gelmemdi. Osman Zeki Üngör maddesinde, İstiklâl Marşı'nın yıllarca yanlış tempoda çalındığı, Üngör'ün cenazesinde bile bu durumun devam ettiği yazıyordu. Hâlbuki marşın ağır çalınma durumu yalnızca o plakta kalmış. Normal tempoda yaklaşık 1 dakika olarak çalınan eser, yapılan taşplakta 2 dakika olarak çalınmış. O kayıttan başka, İstiklâl Marşı'nın bu kadar ağır tempoda çalındığını da kimse duymamıştır herhalde. Yakın geçmişte, taşplak kaydını dinlemeyenler,bu yazılı bilgilerle, 1 dakika civarındaki İstiklâl Marşı'nı, yavaş çalınıyor zannederek daha da hızlandırmaya kalkmıştı. Halen İstiklâl Marşı'nın yavaş çalındığını düşünen kişi de çoktur. Umarım ki yazar, kitabın yeni baskılarında bu hatasını telafi etmiştir. Telafi etmediyse de biz buradan okurlarına söyleyelim. Bunun dışında takımın diğer cildi gibi güzel bir kitaptı.
Cumhuriyet’in 100 İsmiEmrah Safa Gürkan · Mundi Yayınevi · 2023874 okunma