Davut Sakallı

Davut Sakallı
@davutsakalli
Yıllar önce, bugün yaşadığımız şiddet sorununun kökenini sezdiriyor Emin Özdemir. Edebiyata yönlendirilmeyen çocuk, elbette tam sağlıklı bir kişilik oluşturamaz. Huzurla uyusun youtu.be/jCStJ61PrBI?si=...
Duygu ve Düşünce
Reklam
Bazı şarkılar, belirgin bir “sloganı” olmadığı için geri planda kalabiliyor. Ancak bu durum, onların büsbütün kötü şarkılar olduğunu göstermez tabii ki. Bu şarkının hakkı, 3,5 yılda, 9100 dinlenme midir sizce? Bence değil. Sizce? youtu.be/Lqs1KONpGcQ?si=...
Müzik
"Pazar" Yasağının Günümüzdeki Anlamsızlığı Üzerine
Fikir ve sanat eserleri kanununun 81. maddesinin 7. fıkrasına göre; kitap gibi bandrollü eserlerin "yol, meydan, pazar, kaldırım, iskele, köprü ve benzeri yerlerde" satışı tamamen yasaklanmıştır.(Bu kanunu aşmak için, "kitap günleri" benzeri etkinlikler düzenlenir. Bu yerlerdeki kitap satışları, "etkinlik" çerçevesinde yapılır. ) Bu yasağın yasa hazırlanırkenki sebebi, satıcıların kitabevleri ile haksız rekabete girmesinin ve korsan satışın önlenmesidir. Fakat maddede geçen "pazar" ifadesi, günümüz koşullarını karşılamamaktadır. Teşebbüs hürriyetini ve rekabeti engelleyici niteliktedir. Kanunun hazırlandığı yıllardaki pazaryerleri ile günümüzdeki pazaryerleri oldukça farklıdır. 2012 yılında yürürlüğe giren "Pazaryerleri Hakkında Yönetmelik" ile pazaryerleri tamamen düzenlenmiştir. Günümüz şartlarında pazaryerleri, satıcıların dükkanları gibidir. Pazarcılar, kitabevlerinin dükkanlarına ödediği gibi pazaryerlerine ücret öderler. Pazarcılar da vergi öderler. Pazarcılar da sigorta öderler. Pazarcılar odasına kayıtlıdırlar. Pazarda herkesin yeri de bellidir. Dolayısıyla, pazarda kitap gibi bandrollü ürünlerin satılmasında herhangi bir haksız rekabet oluşması beklenmemelidir. Çünkü pazarcılar, kaçak işportacılar değilerdir. "Kaçak işportacılar" gibi değerlendirilmemelidirler. Ayrıca, ticari olarak kârlı olmadığı için, her yerde kitabevi kurulamaması, okurların kitaplara ulaşımını da kısmen olumsuz etkilemekte, daha haksız bir rekabeti de oluşturmaktadır. Korsan piyasasının çoğunlukla dijital mecralardan yürüdüğü günümüzde, adı-yeri belli olan, bandrollü eser satışı için bakanlıktan sertifika da almış bir pazarcının, korsan işine girmesi de, kendisi için mantıksız olacaktır. Zaten günümüzde, pazar yerleri gibi perakende satış yapan zincir marketlerde de kitap ve benzeri
Siyaset
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Telif Hakları Genel Müdürlüğü'nün internet sitesinde, "sıkça sorulan sorular" bölümünde yer alan bilgiye göre bandrol; "Fikir ve sanat eserlerinin izinsiz çoğaltılmalarının ve taklit edilmelerinin önlenmesi amacıyla; fikir ve sanat eserlerinin çoğaltılmış nüshaları ile süreli olmayan yayınların üzerine yapıştırılan, holografik özellikli bir güvenlik etiketidir." Bandrol uygulamasının amaçları ise; "- Yasal nüsha ile korsan kopyanın ayırt edilmesini sağlamak, - Taşıdıkları seri numaraları vasıtasıyla hak sahiplerinin tespitini sağlamak, - Eser ve hak sahiplerinin haklarının takip edilmesini sağlamak, - Fikri hak ihlalleriyle mücadele etmek." olarak açıklanıyor. Buna göre, yasal koruma süresi dolmuş (telifsiz) eserlerin bandrol zorunluluğu olmaması gerekli değil mi? Öyle ya, bu eserlerin sahibinden veya yayın izninden bahsetmemiz söz konusu değil. Orjinallik ise hangi orijinallik? A yayınevinin yayımladığı mı orijinal? B yayınevinin yayımladığı mı orijinal? İsteyen bu eserleri zaten tepe tepe basıyor. Bu eserler, internette bile bandrolsüz bulunuyor. Dolayısıyla, telifsiz eserlerin bandrol taşıma zorunluluğu, günümüzde gereksiz "bürokratik prosedür" olmuyor mu sizce?
Duygu ve Düşünce
Bir internet araması ile kullanılmış lastikleri yatak altlığı yapmayı düşünen ilk kişi olmadığımı öğrendim :)) Bir geridönüşüm fikri olarak, lastikler eritilip, divan-sedir gibi mobilya imalatı için, parçalar üretilebilir sanırım.