Duygusal bir boşluk romanı olarak okunmak isteniyor ama beni bu yoruma ikna etmiyor. Aydan’ın kocası işkolik, evet; fakat evine, işine bağlı, birlikte yemek yiyen, film izleyen ,karısını öven ,hakaret etmeyen ,değer veren bir eş portresi var ortada. Bunları hiç yaşayamayan, yokluğun içinde kalan kadınlar varken Aydan’ın hikâyesini “mahrumiyet”le açıklamak bana inandırıcı gelmedi. Buradaki mesele eksiklikten çok beğenilme arzusu ve doyumsuzluk. Aydan ne yalnız ne de ihmal edilmiş; sadece yetinemeyen bir karakter. Ahmet Altan’ın dili akıcı çünkü içi boş , karakter derinliği ise belli bir noktada yetersiz kalıyor. Kitap kolay okunuyor, zor savunuluyor. Bittiğinde geriye bir dram değil, ikna edilememiş bir okur kalıyor.
Ahmet Altan yine sınıfta kaldı.