youtu.be/-n0ctj7GAyw?si=...
Deli İbram
körfezin yanağında bir nazenin ben üstünde
yörükle yabanı büyüttü yanyana göğsünde
dağda üzüm belde zeytin dalyanda balık kaynar
niçin garibanın bir gün yüzü gülmez köstence
açlık boz bir köpek ağzı dalyancının ardında
kaybolmuşlar sefaletin sinsi rüzgarlarında
baştankara bağlanmışlar beyzade düzenine
bir bilseler tarihin yekesi avuçlarında
hey gidinin deli ibram mezarından dirildi
demirkırat madrabazına haddini bildirdi
vardı saruhan hatuna yunusların sırtında
yıldız oldu köstence’nin göklerine serpildi
Söz/Müzik: Melih Yeşilbağ
Düzenleme: Ozan Çoban & Güneş Demir & Melih Yeşilbağ
Askerdeki geniş omuzlu ve sert yüzlü, donuk bakışlı Osman'dan o yıllarda eser yoktu elbette. İnce ayakları üzerinde yaylanarak yürüyen, tahtadan oyma bir kukla gibiydi. Anasıyla Kemeraltı'na gidip Kestelli Yokuşu'na sardıklarında arkalarına takılan kulaklarının içi kırmızı sokak köpekleri bile bu çocuk çok yaşamaz burada diye düşünmüşlerdi. Yokuşun bitimine doğru eski hamamı geçince iki katlı, pencere kepenkleri gül işlemeli, cümle kapısı ağır demirden bir kale girişini andıran evin önünde durdular.
"İşte burası," dedi anası. "Yusuf Reis'in hanesi."