Öte yandan, herkesin aynı düzeyde ve eşit oranda mal varlığına sahip olmasını savunanlar, içlerindeki "sahip olmak" tutkusundan kurtulamayıp, bunu eşitlik ideali yüceltmesi ile gizlemek istemektedirler. Bu isteğin gerisinde kıskançlık güdüsü yatmaktadır. Bir başkasının kendisinden çok şeye sahip olmaması gerektiğini ileri süren her kişi, işte bu yolla içinde duyduğu büyük kıskançlığı örtmekte, onu bastırarak kendisi ve çevresi için bir tehlike olmamasına çalışmaktadır.
Eğer sevgi, sahip olmak türünde ele alınacak olursa, kendinin kılmak, denetim altında tutmak anlamlarına gelecek ve böylece de canlandırmak ve hareketlendirmek yerine boğucu, engelleyici ve kısırlaştırıcı bir eylem haline dönüşecektir. Çoğu kez aşk olarak belirtilen şey sevme beceriksizliğini ve sevememeyi gizlemek için kullanılan maskeden başka bir şey değildir.