İnsan kendisiyle aşırı ilgilendiğinde, ister istemez kendine karşı ölçüsüz bir sevgi ya da nefret beslemeye başlar. İki durumda da zamanından önce tüketir kendini.
Sürekli, aralıksız çalışma insanı alıklaştırır, bayağılaştırır, kişiliksizleştirir. (...) Çalışmada insan kendini unutur; öte yandan bunun sonu tatlı bir saflığa değil, aptallığa yakın bir duruma varır. Çalışma insan öznesini nesneye dönüştürmüş ve artık köklerine ihanet etme hatasını yapan bir hayvan olmuştur insan.
Hayvanlar, hepsi kendi çabalarıyla yaşar, sefaleti bilmezler çünkü hiyerarşi ve sömürü yoktur onlarda. Sefalete yalnızca insanda rastlanır, benzerini kendine kul köle eden bir tek o var; yalnızca insan kendini bunca aşağılayabilir.
Kendiliğinden gelişen bir koyuverişle sevmeyenler üzüntüleriyle, kaygılarıyla, ama ayrıca zamansallığı aşamamalarıyla dizginlenir. Hepimizin düşmanı olan zamana savaş açmanın günü gelmedi mi hâlâ?
Uykusuzlukla umutsuzluk arasında kopmaz bir bağ vardır. Ben uykusuzluğun katkısı olmasa, umudun bütünüyle yitirilmesinin düşünülemeyeceğine inanıyorum. Cennetle cehennem arasında tek fark vardır: Kişi cennette doyasıya uyur, cehennemdeyse asla uyumaz.