de Silentio

de Silentio
@deSilentio
Merhametin Nietzsche'nin Efendi Ahlakına Galip Gelişi
Ablasının uzaklaşmasını izlerken Nietzsche'nin kurduğu yapı gözünde sarsılmaya başladı. Soyut olarak köle sınıfından bahsetmek iyiydi, ama iş kendi ailesine geldiğinde, eve girdiğinde hiç de öyle tatminkar bir sonuç çıkmıyordu. Ayrıca güçlülerin ayakları altında çiğnenen bir köle varsa o da Martin'in ablası Gertude'du. Bu yaman çelişkiye vahşice sırıttı. Maruz kaldığı ilk duygusal etkiyle düşünsel tasavvurları sarsılmıştı; evet, hem de bizzat köle ahlakı tarafından sarsılmıştı. Çünkü hissettiği şey tam olarak ablasına duyduğu merhametti.
Sayfa 395·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her şey mana üzere kuruluysa, bu tablonun da verdiği bir mesaj olmalı. Tablo bitene kadar zihin duvarlarıma çarpan mesaj: “Parçaya, parçadaki hatalara ve olaylara takılma. Bütüne çevir bakışını.” Tablo bittikten sonra: “Eve dön. Şarkıya dön. Kalbine dön. Kalbine dön. Eve dön. Şarkıya dön."

de Silentio

, bir kitap okudu
Puan vermedi·238 syf.·
2021 4. kitabı
İhsan Oktay Anar
8.5/10 · 67,8bin okunma
Puan vermedi·68 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
İnsan ne tür bir varlıktır? Acı duyan, hisseden, duyumsayan, şartlarının çocuğu? ya da her şeye rağmen salt düşünen, akıl varlığı, şartların çocuğu olmayı reddeden? İnsan bu iki bakışın baktığı yerde durmuyor bence. Ne şartlar tamamen bizi esir alıyor ne de şartlardan bağımsızız. Öyleyse ne diye gerçekliğin yok sayıldığı teoriler üretiyoruz? Ne diye gidişatı değiştiremeyiz gibi bir tutum takınıyoruz? Altıncı Koğuş özelde Stoacı felsefenin kayıtsızlık tutumuna genelde teorilerin hayata hakim olamayacağı üzerine yazılmış; çarpıcı sonuyla bu fikri somut gerçekliğe dökmüş bir kitap. Bir adam masasında oturup akşama kadar kitap okusa, fikir üretse, işlese, parlatsa sonra eline bir kalem alsa yazsa '' Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir. Bu düşünceyi değiştirmek için irade gücü göster, onu silkip at, şikayet etmeyi bırak; acı kaybolup gidecektir.'' Tam bu satırları yazdığı an dışarıda bir kadın çığlığı duyulsa, şiddet gören bir kadın çığlığı.. Günlerce yemek yememiş, soğuğu yatak bellemiş bir adam gelip penceresine dayansa.. Masa başı adamı pencereyi açıp bu zavallı insanlara acı hakkındaki düşüncenizi değiştirin diyebilir mi? Diyemez ama biz bu adama ve dahi masa başında yazıp çizen herkese bir şeyler söyleyelim. Hatta bizim tavrımız söylemin ötesine geçsin. Tüm acı çekenler toplanalım. Sessiz bir protesto düzenleyelim. Geçelim bu adamların karşısına saatlerce gözlerinin içine bakalım. Herkes insan olmak bakımından şartlardan etkilenmeli öyleyse duruşumuzdan etkilenecekler. Eskisi gibi gerçekten kopuk yazamayacaklar. Hatta eskiden yazdıklarını yazamayacaklar. O halde yazmaları da şartların eseri. Yani birileri susarak onlara rahatlık temin ediyor diye; masalar, sandalyeler, kitaplar sunuyor diye ; kol gücünü çalıştıranlar var diye onlar yazıyorlar. Birileri okuyamıyorsa
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma