Her güzel ânı bölen, etkileyen ya da bitiren, "gerçekler" denilen durumlar vardı. O güzel âna kaç dakika ayırabileceğini belirleyen sınırlar; evdeki sorumluluklar, yetişilmesi gereken bir iş, bir başka randevu, bazen çişin gelmesi, karın acıkması, bazen zorlayıcı hava şartları...
Hayat boyu çalışmak zorunda kalmış, bulunduğu mevkiyi tırnaklarıyla kazıyıp kazanmış fakirlerin asabiyetini nerede görse tanırdı. En ufak bir pürüze, gevşekliğe, gecikmeye tahammülü olmazdı bunların. Hayattan biraz keyif almaya başlasalar paniğe kapılırlardı.
Görünenin ötesine bak. Görünmeyene bak. Görünenin ardında her şeyi görünür kılan ruhu ara. Ve ona destek olan dünyanın gücünden beslen. Görünmez kaynak her yerdedir; her zaman seninledir ve nerede olursan ol, ona ulaşabilirsin. Gerçekten bakan sonunda mutlaka görür.
İnancın etrafındaki her şeyin özünü ortaya çıkarır ve onları özgürleştirir. İnandıkça evrenin başka bir katmanına geçer, daha derine iner ve görünmez kaynağa ulaşırsın.