Bir arayış ve yolculuk üzerine yazılan kitapları okumayı çok seviyorum, bana aslında hayatımızın da bir yolculuk olduğunu hatırlatıyorlar. Bu kitapta da kendi öz benliğini ve hakikati bulmak isteyen Siddhartha’nın bu yolculukta yaşadıklarını okuyoruz.
Bir yolculuğa başlarken olduğumuz biz ile o yolculuğun sonundaki biz aynı biz miyizdir? Yol insanı değiştir, yolculuk insanı değiştirir. O yolculukta yaşadıklarımız, inişlerimiz, çıkışlarımız, acılarımız, kayıplarımız, mutluluklarımız bize aradığımız şeyi buldurur. Kimse bize o yolculuğumuzda neler yaşayacağımızı öğretemez; kendimiz yaşayarak öğreniriz.
İşte Siddhartha’nın yolculuğu da böyleydi. Samanalar ile geçirdiği çile dolu günler, ticarete atılıp zengin olduğu günler, bir kadına aşık olduğu günler… ona hakikati öğretecek bir öğreticiyi bulmaya çalışır, ama zamanla anlar ki, aramak demek bulmak demektir. Bulmak demekse artık hayatta bir amacının kalmamasıdır. Artık aramayı bırakır, yaşamaya başlar. Yaşamın kendisi zaten bir öğreticidir. İnsan yaşarken öğrenir; bir ırmaktan öğrenir, bir taştan öğrenir, bir dosttan öğrenir, bir çocuktan öğrenir… öğrenmek için yaşamak; biraz gözlemlemek, seyretmek gerekir. Yaşam bize zaten öğrenmemiz gerekenleri verecektir. Yeter ki buna hazır olalım.