DÜNYA KİMSEYE KALMAZ
Yunus Emre'nin o derin sözleri, zamanın ve dünyanın geçiciliğini ne de güzel özetliyor. "Sular hep aktı geçti, kurudu vakti geçti," derken aslında hayatın dur durak bilmeyen akışını, her şeyin nasıl da gelip geçtiğini anlatıyor. Tıpkı hanların, sultanların tahtlarını bırakıp gitmesi gibi... Çünkü dünya bir durak, bir misafirhane. Her gelenin bakıp geçtiği bir pencere.
Bu dünyaya fazla sıkı tutunmayın, her şeyi fazla ciddiye almayın. Çünkü bir gün gelecek, geriye sadece fotoğraflarda kalan hatıralar olacak. Hani derler ya, "Dünya malı dünyada kalır." İşte o tam da bu demek. Gelenlerin gittiği, gidenlerinse bir daha geri dönmediği bir yolculuktur bu hayat.
Biz geldik onlar gibi,
biz de gideceğiz onlar gibi.
Onlar gelecek biz gibi,
onlar da gidecek herkes gibi.
Ne kadar malın mülkün olursa olsun, ne kadar güçlü olursan ol, bu döngü hiç değişmeyecek. Hangi makamda, hangi konumda olursan ol, bu gerçeğin karşısında herkes eşittir. Paraya tapanlar, zulüm edenler... Belki de en çok sizin kalplerinize yazılmalı bu sözler. Zira bu fani dünyada biriktirdikleriniz değil, geride bıraktığınız iyilikler sizi ölümsüz kılar.
Nasıl yaşarsan yaşa, nasıl bakarsan bak, kime güvenirsen güven... Sonunda bu yolun bir sonu var. Hepimiz öleceğiz. Ama asıl önemli olan, bu kısa misafirlik süresince nasıl bir iz bıraktığımızdır. Gözü tok, kalbi zengin bir insan olmayı deneyin. Çünkü bu dünyadan giderken yanınıza sadece iyiliklerinizi ve vicdanınızı alacaksınız. Unutmayın, bu dünya kimseye kalmadı ve kimseye de kalmayacak.
Ayşe Keleş