8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:55
“İnsan, önce zihnini inşa eder; sonra da o zihin, onun hayatını…” Kişisel gelişim denildiğinde akla gelen ilk eserlerden biri olan Bilinçaltının Gücü, yıllar geçmesine rağmen hâlâ okunmaya devam ediyor. Bunun en önemli sebebi, yalnızca “olumlu düşün” demekle yetinmeyip, düşüncelerimizin yaşamımız üzerindeki etkisini merkeze alan bir bakış açısı sunması. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en önemli soru ise şu oldu: Gerçekten hayatımızı değiştiren olaylar mı, yoksa o olaylara yüklediğimiz anlamlar mı? Joseph Murphy, insan zihnini iki katmanlı bir yapı olarak ele alıyor: bilinç ve bilinçaltı. Bilinç; karar veren, sorgulayan ve analiz eden tarafımızken, bilinçaltı ise sürekli tekrar edilen düşünceleri sorgulamadan kabul eden ve davranışlarımıza yön veren görünmez bir mekanizma olarak anlatılıyor. Yazarın en temel iddiası, hayatımızın büyük bölümünü aslında farkında olmadan bilinçaltımıza yerleştirdiğimiz inançların şekillendirdiğidir. Kitabın en dikkat çekici yönü, bilinçaltını bir “dilek kutusu” gibi değil, alışkanlıklarımızın ve düşünce kalıplarımızın deposu olarak ele almasıdır. Çocukluktan itibaren duyduğumuz sözler, yaşadığımız deneyimler, korkularımız ve kendimiz hakkında kurduğumuz cümleler zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelir. Murphy, bu kalıpların değiştirilebileceğini ve bunun da tekrar, olumlama ve zihinsel canlandırma yoluyla mümkün olduğunu savunuyor. Okurken sık sık psikolojiyle felsefenin iç içe geçtiğini hissettim. Kitapta verilen örneklerin büyük kısmı umut verici olsa da zaman zaman fazlasıyla iddialı bir noktaya ulaşıyor. Özellikle her sorunun yalnızca bilinçaltını yeniden programlayarak çözülebileceği düşüncesi, günümüz psikolojisinin ortaya koyduğu bilimsel verilerle tam olarak örtüşmüyor. İnsan hayatını yalnızca düşünceler değil; çevre,
Bilinçaltının GücüJoseph Murphy · Diyojen Yayınları · 201918,5bin okunma
Agota Kristof – Büyük Defter, Kanıt, Üçüncü Yalan Hakkında
9/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Agota Kristof – Büyük Defter, Kanıt, Üçüncü Yalan Dikkat, spoiler içerir! Savaşın ne kadar dehşet verici olduğunu ve herkese, özellikle de çocuklara, neler yaptığını çok sade, net ve çocukların kendi ağzından dinlediğimiz bir kitap. Bir çırpıda okunup bitiriliyor; tarzı oldukça farklı ve etkileyici. Başta ikizlerin hemşireyi öldürüp öldürmediğini anlayamadım, nedenini de kavrayamadım. Annelerinin ölümüne tepkisiz kalmaları ve babalarını ölüme göndermeleri çok tuhaf geldi. Açıkçası iki çocuk olmadığını düşünmeye başlamıştım ve sonunda haklı çıktım. Tahmin etmesi zordu aslında; baştan okuyacak olsam birçok ayrıntıyı yeniden keşfedeceğimi hissediyorum. Yazar kalemini hiç sakınmamış. Çocukların içinde kaldıkları dehşet verici kötülükler, onların masum diliyle anlatılmış. Bu iğrençliğin gerçekliği ise insanı derin bir üzüntüye sürüklüyor. Çocukların tavırlarındaki aşırılık, savaşın vahşileştirdiği ruhlarında duyguya dair pek bir şey bırakmadığını gösteriyordu. Buna rağmen birçok yerde etik davranmaları da ayrı bir değer taşıyor. Zaten yaşananların büyük kısmının Lucas’ın kurgusu olduğunu öğrenince biraz olsun rahatlıyoruz. Ancak hikâyenin yazarın kendi yaşamından izler taşıması, anlatılanların büyük bölümünün gerçek olabileceği hissini güçlendiriyor. Kitapçının hikâyesi, kütüphanecinin hikâyesi, Yasmine’nin hikâyesi ve Mathias’ın hikâyesi… Belki de hepsi Lucas’ın bir parçasıydı. İşin en kötü yanı ise Lucas’ın geçirdiği kazayı trajik yönleriyle hatırlamıyor olmasıydı. Annesi ve babası ona gelmeyince onlara karşı kin beslemiş, yalnızca kardeşini beklemişti. Kader onları yeniden buluşturduğunda ise her şey için çok geçti. Üstelik tüm gerçekleri öğrenemeden göçüp gittiler. Klaus da en az Lucas kadar zor bir hayat yaşamıştı; annesinin onu bekleyişini ve babasının ölümünü
1000Kitap
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tavsiye Kitaplar Serisi
Puan vermedi·252 syf.··
2026 58. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:46
Akşam Yıldızı benim için beklentimin üzerinde çıkan kitaplardan biriydi kesinlikle . İçinde tarih, aşk, gizem ve mistik unsurların hepsinden biraz biraz var. Özellikle Göbeklitepe etrafında şekillenen hikâye ilgimi ayrıca çekti çünkü okurken hem bir şeyler öğreniyor hem de karakterlerin peşinden sürükleniyorsunuz. Dili oldukça akıcı olduğu için sayfalar hızlı ilerliyor. Ortalara doğru biraz sıkılsam da genel itibariyle merak uyandırıcı bir yanı var o yüzden o kısımlara çok takılmadan okumaya devam ettim. Zaten tam anlamıyla bir tarihî roman da değil, klasik bir aşk romanı da değil; her türden bir parça taşıdığı için farklı bir okuma deneyimi sunuyor. Tarihle harmanlanmış, gizemli ve sürükleyici hikâyeleri seviyorsanız bence şans vermeye değer bir kitap. Ben okurken çok keyif aldım, okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar.
1000Kitap
Akşam Yıldızıİskender Pala · Kapı Yayınları · 20208,2bin okunma
Viktor E.Frankl/ Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk
Puan vermedi·148 syf.··
2026 34. kitabı
Viktor E.Frankl/ Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk Viktor E. Frankl, 20. yüzyılın en önemli psikiyatristlerinden biridir. Nazi toplama kamplarındaki sağ kurtulan Frankl, bu cehennemde bile insanın hayata tutunmasını sağlayan şeyin ne olduğunu gözlemlemiş ve psikoloji dünyasına Logoterapi (Anlam Yoluyla Tedavi) ekolünü kazandırmıştır. Onun felsefesinin temel noktasında bir birinden ayrılmaz üç kavram vardır kavram yer alır: Anlam, Özgürlük ve Sorumluluk. Frankl'kitapta yer alan söyleşisinde; insan ne zevk ne mutluluk ne güç ne prestij için temel bir ihtiyaç duyar aslen ve temel olarak her insanın ihtiyacı hayatı yaşamaya değer kılan bir anlam bulma ve buna ulaşma arzusudur. Freudun ifade ettiği gibi insanın amacı haz olsaydı içgüdününün tatmini bir amaca yani haz amacına dönüşür fakat bunun da ötesinde bir haz aracı durumuna gelir anlam ve değer odaklı olan kişi bu şekilde dördü ve şerbet odaklı kişiye dönüşür şehvete düşkünlüğünün negatif karşılığı ise uyuşturucu bağımlılığının altında yatan kendine acıma isteğidir der.Frankl, hayatı anlamlı kılmanın üç yolu olduğunu söyler: 1. Eser üreterek ya da bir iş yaparak (Yaratıcı değerler)2. Bir şeyi deneyimleyerek veya biriyle bağ kurarak (Sevgi, doğa, sanat gibi deneyimsel değerler) 3. Değiştirilemez bir acıya karşı takınılan tutumla (Kaçınılmaz acıyı bir zafere dönüştürmek ,neitzche nin öldürmeyen acı güçlendirir metaforu ) Frankl bir söyleşisininde potansiyel olarak acı çekerek ama sadece mecbur kalınırsa acı çekinmeli, bu bir tercih olmamalı unutmayın yok gereği çağırmaya gerilerek gereksiz acılara katlanmak bunların hiçbir anlamı yoktur Asıl acı kişinin kurtulamadığı ve değiştiremediği koşullarda çektiği acıdır kişi bu acının üstesinden gelmek zorundadır. Sabit bir anlam yoktur: Hayatın genel, soyut bir anlamı yoktur.
Anlam, Özgürlük ve SorumlulukViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayınları · 202633 okunma
6/10
·121 syf.··
2026 52. kitabı
Evvel Zaman İçinde W. Somerset Maugham 1946 yıllında yayınlanan tarihsel roman, Floransa'da ve diğer İtalyan şehirlerinde geçmektedir. Ünlü Floransalı politikacı, diplomat, filozof, yazar Niccolò Machiavelli romanın baş karakteri olarak karşımıza çıkmaktadır. Roman, Machiavelli'nin Cesare Borgia ile karşılaşması ve Imola'daki ev sahibinin karısı Orelya'yı baştan çıkarmak için her türlü yollu denediği başarısız bir aşk hikayesini konu almaktadır. Okunmaya değer zevkli ve eğlenceli bir eser....
Edebiyat & Roman
Evvel Zaman İçindeW. Somerset Maugham · Çağlayan Yayınları · 19553 okunma
6/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Arthur Schopenhauer’un Mutlu Olma Sanatı kitabını okurken açıkçası zorlandım. Kitabın dili bana oldukça ağır geldi; bazı cümleleri anlamak için birkaç kez okuyup hatta tekrar dinlemek zorunda kaldım. Schopenhauer düşüncelerini detaylı ve kapsamlı bir şekilde açıklamayı tercih etmiş, ancak bu durum yer yer kitabın akıcılığını benim için azalttı. Belki de bu kitabı daha sakin ve zihinsel olarak daha boş olduğum bir dönemde okusaydım, anlatılanları çok daha iyi kavrayabilirdim. Kitaba başlarken daha pozitif ve motive edici bir eser bekliyordum. Fakat Schopenhauer’un karamsar dünya görüşü satır aralarında kendini sıkça hissettiriyor. Bu yüzden kitap bana beklediğimden daha negatif bir atmosfer sundu. Yine de üzerinde düşünmeye değer birçok tespiti vardı. Özellikle 13. yaşam kuralında geçen “Oysa insan neşeliyse genç, yaşlı, fakir, zengin olup olmadığının önemi yoktur. Mutludur. Bu nedenle ne zaman olursa olsun, neşeye kapı açmalıyız.” sözü dikkatimi çekti. Neşenin insan hayatındaki yerini çok sade ama etkili bir şekilde anlatıyordu. Benzer şekilde 31. kuralda mutluluğun onda dokuzunun sağlıktan geldiğinin söylenmesi de oldukça gerçekçiydi. Çoğu zaman sağlığın değerini ancak onu kaybettiğimizde anlıyoruz. Bu nedenle Schopenhauer’un mutluluğun temelinde sağlığı görmesi bana son derece haklı geldi. Her ne kadar kitap beklentilerimi tam olarak karşılamasa ve okuması zaman zaman yorucu olsa da, insanı kendi yaşamı üzerine düşünmeye iten, altı çizilecek birçok cümle barındıran bir eserdi.
Duygu ve Düşünce
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma