9/10
·432 syf.··
2026 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:37
Selamlar. Benim canım Hell Bent serisinin son kitabı ile geldim. Sırada iblis kardeşlerden Raum var. Benim hüzünlü ve minik kekim. Sessiz sakin hayatında tamda barınak işi bulup yeni bir düzen oluşturmuşken bir melek ve onun tehtidi ile karşı karşıya kalmamalıydı. Ayrıca Sunshine çok güzeldi. Bu onu etkilememliydi. Bir iblis ve bir melek aralarındaki rekabet kadimdir. Ancak bu durum aralarındaki mükemmel tutkuyu söndürmeye yetmemişti. Ayrıca bir planları vardı. Raum ona yeraltı dünyasında rehberlik edecekti ve değer verdiği her şeyi hem koruyup hem kaybedecekti. Hayatlarını kurmuş kardeşlerini ve eşlerini korumalıydı. Ancak Raum farkında olmasa da Mist bir şeyler döndüğünün farkındaydı. Plan basitti. Ona uyacak ve sözleşme gereği herkes yoluna bakacaktı. Ancak karmaşa ve kaos bu planların içinde değildi. Ee biliyorsunuz aşk ve tutku her zaman bir yolunu bulur. Sizin planlarınız olsa bile kaderinde bir planı vardır. Bu seride en sevdiğim şey diğer karakterleri de tekrar okuyabilmek. Bel ya yemin ederim en çok ona ne olacağını merak ediyorum. Şimdilik Raum ve Sunshine dönelim. Sunshine ve neden mertebesinin düşürüldüğünü merakla okuyorsunuz. Bu seriyle alakalı söylemek istediğim başka bir şey daha var. Başlarda sadece fantastik ve romantik bir hikâye okuyacağımızı düşünüyoruz ama sayfalar ilerledikçe karakterlerin geçmişleri, korkuları ve birbirlerine karşı açtıkları yaralar bizleri hikâyenin içine tam anlamıyla çekiyor diyebilirim. Raum dışarıdan güçlü ve tehlikeli görünmesine rağmen içindeki yalnızlığı görmek beni etkiledi. Geçmiş ve hayvan sever yanlarını okumak kitabın en çarpıcı anlarıydı. Birbirlerine yaklaşmaya çalışırken yaşadıkları çatışmalar, güven sorunları ve fedakârlıklar romantizmi çok daha anlamlı hale getirmişti. Aralarındaki çekim zaten ilk andan
1000Kitap
Benim Şeytani KoruyucumAurora Ascher · Parola Yayınları · 202620 okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı: İçindeki Mucize Yazar adı: Anıl Şehirlioğlu Kitap türü: Kişisel Gelişim, Kişisel Rehber Sayfa sayısı: 302 Yazarın daha önce başka bir kitabını okumuştum ve o kitabı da oldukça çok beğenmiştim. Kitapta sadece seans sırasında karşılaşılan farklı insan sorunlarından, onların yaşadığı ve hayatları boyunca taşıdıkları yükleri, travmalarını okumuyorsunuz, buna sebep olan sorunlara ulaşıp çözümünü okuyarak şahit oluyorsunuz. Her bölüm sonunda özellikle olumlamalar çok dikkatimi çekti. Dünyada yaşayan her bir insan tek dert onda var sanırken, nice insanların ne dertleri var, çözmek için kimi uğraş verirken kimi de yazarın dediği gibi, her yaşadığı şeyi hakedilmiş bir şey olduğunu kendini inandırarak yaşamaya çalışıyor. Bir çok konu işlenmiş kitapta, alma verme dengesi, beklentiler, yüklenilmş fazla sorumluluklar, güçsüzlük, yalnızlık, ait hissedememe, suçluluk ve en önemlisi DEĞERSİZLİK, belki de travmaların en ağırı ve iyileşmesinin en zoru. Kitabın en başında yazar Kuantum konusuna kutsal kitabımız Kurani Kerimden Ayetlerden örnekler vererek açıklık getirmiş İnsan önce kendini sevmeli, değer vermeli, önemsemeli ki başka insanlara da aynı değeri gösterebilsin. Kitaptan bazı kesitler: 🪻Allahtan kopan bir parçasın. Dünyanın misafirisin. Var mısın bu işin hakkını vererek var olmaya 🪻 Kim olduğumuzu anlamamın yolu, önce kim olmadığımızı anlamaktan geçiyor Hayatımızdaki her insan ve her olay, bize yol gösteren trafik levhaları gibidir. Yolun sonu kendine varmaktır. 🪻Tekamül zıddıyla var olur, pozitif varsa negativ de vardır. Önemli olan senin neyi seçtiğindir. 🪻Hayatının yönetmeni sensin. Senaryonu değiştirme yetkisine sahipsin. Yaşantından memnun değilsen. Belki artık başka Filme geçmelisin. Öz sevecendir, dinginlik, huzur ve güven verir. Ego
İçindeki MucizeAnıl Şehirlioğlu · Yediveren Yayınları · 2019160 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·360 syf.··
2026 28. kitabı
#AlbertCamus. #Baskaldıranİnsan #CanYayinlari Merhaba sevgili dostlarım 🪽 Albert Camus’ün BAŞKALDIRAN İNSAN eseri, sadece bir fikir - düşünce kitabı değil; insanın adaletsizliğe, köleliğe ve saçmaya karşı başlattığı o büyük itirazın felsefi anatomisidir de aynı zamanda.. Yazar; bu eserinde bizi aynanın karşısına geçip kendimize şu soruyu sormaya teşvik ediyor : "Neden boyun eğiyoruz ve ne zaman dur demeliyiz?" Camus, kitabın merkezine yerleştirdiği; "Başkaldırıyorum, öyleyse varım" sözüyle, bireyin kendi değerini ancak boyun eğmediği an fark edebileceğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor , biz okurlarına Yazar, insanın köleliği reddettiği an, aslında efendisiyle eşit olduğunu anladığı an olduğunu da savunuyor. Fakat bu uyanışın / bilinç sıçramasının ince olduğu kadar tehlikeli bir çizgiside var Özgürlük arayışı, bir başkasının celladı olmaya dönüşebilir mi * * * * * * * * * Kitapta beni en çok etkileyen ve üzerine düşündüren noktalardan bazıları şunlar oldu , sizinle de paylaşmak istediğim.. Okurken sizi de bir hayli düşündüreceginden emin olduğum: KÖLELİK VE ÖZGÜRLÜK DENGESİ: Camus, ayaklanan kişinin artık bir köle olmadığını, efendisiyle eşit olduğunu anladığı o kırılma noktasını harika bir şekilde betimliyor, hayran kalınası.. Fakat bu noktada bir uyarı yapmayı da ihmal etmiyor:
1000k
Başkaldıran İnsanAlbert Camus · Can Yayınları · 20213,275 okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 17:43
Norveçli yazar Knut Hamsun, 1859’da dünyaya gelmiş, 1920 yılında ise Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülmüş. Hamsun’un kendi yaşamından derin izler taşıyan ilk büyük eseri Açlık, 1890’da yayımlanmış. Roman, modern bireyin içsel çatışmalarını, gururla hayatta kalma mücadelesini ve yazarlık tutkusu uğruna göze aldığı yoksulluğu psikolojik bir derinlikle işler. Romanın kahramanı, Kristiania (bugünkü Oslo) sokaklarında yazarlık yaparak geçinmeye çalışan genç bir adamdır. Ne adı ne de kimliği net olarak verilir; bu da onun evrensel bir “insan” temsili haline gelmesini sağlar. Yaşadığı en büyük sorun, istikrarsız geliridir. Yazıları kimi zaman reddedilir, kimi zaman da yazacak hali kalmaz. Açlık sürekli bir tehdit gibi yakasındadır. Ancak bu fiziksel açlık, romanda aynı zamanda varoluşsal bir açlık haline gelir. Anlam arayışı, tanınma isteği, değer görme çabası… Tüm bu duygular kahramanı içten içe tüketir. Romanın en çarpıcı yönlerinden biri, karakterin gururudur. Açlıkla kıvranmasına rağmen kimseden yardım almaz. Yardım tekliflerini geri çevirir, hatta yardım edenlere öfke duyar. Yalnızca emeğinin karşılığını alarak yaşamak ister. Bu, onun için ahlaki bir duruştur ama aynı zamanda yavaş yavaş kendini yok etmesine neden olan bir iç savaşa dönüşür. En çarpıcı çelişkilerden biri şudur: Açlıktan kırılırken bile cebindeki son parayı, yardıma muhtaç birine verebilir. Başkalarına merhametli, kendine karşı acımasızdır. Açlık, bir anlamda kişinin kendiyle savaşının romanıdır. Eser; kendiyle iç savaş vererek, değerlerini ayakta tutmaya çalışan kahramanın, fiziksel olarak nasıl yere serildiğini anlatır. Onuru, dürüstlüğü, başkaldırısı ve yazma tutkusu; hepsi birer ideal gibi görünürken aynı zamanda onun fiziksel ve ruhsal çöküşünü hızlandırır. Roman boyunca karakterin zihinsel
İnceleme
AçlıkKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 202435,7bin okunma
Huzurun Bedeli: Kalmak mı Gitmek mi?
Puan vermedi·176 syf.··
2026 24. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 01:19
Yitik Ufuklar, James Hilton’ın en bilinen eserlerinden biri olarak, okuru gerçek dünyadan koparıp zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor. Shangri-La gibi ütopya bir mekân üzerinden huzur, zaman ve insanın içsel dengesi sorgulanıyor. Roman yüzeyde bir macera hikâyesi gibi başlasa da ilerledikçe derin bir felsefi metne dönüşüyor. Özellikle Hugh Conway karakteri üzerinden verilen “kalmak mı gitmek mi?” ikilemi, kitabın en çarpıcı yönlerinden biri. Çünkü burada mesele sadece bir yer seçimi değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi tercihi. Shangri-La’nın sunduğu sakinlik ve dinginlik ilk bakışta kusursuz görünse de, bu düzenin içinde gizli bir durağanlık ve vazgeçiş hissi de var. Bu da okuru şu soruyla baş başa bırakıyor: Huzur, gerçekten her şeyden vazgeçmek midir? Dili oldukça sade ve akıcı olan roman, betimlemeleriyle sakin bir atmosfer kuruyor. Okurken adeta yavaşlıyorsunuz. Günümüzün hızlı temposunda bu yönüyle ayrı bir değer taşıyor. Yitik Ufuklar, sadece bir ütopya değil; insanın ne istediğini sorgulatan, sakin ama derin bir roman. Yitik Ufuklar James Hilton
Edebiyat
Yitik UfuklarJames Hilton · Ötüken Neşriyat · 2026506 okunma