"Sancho'nun Sabah Yürüyüşü"
Dünyanın en nankör yaratığı insanla en sadık yaratığı köpek arasındaki, dünya tarihi kadar eski bu çözülmez sıkıfıkılık, aslında köpeğin insana değil, insanın köpeğe muhtaç oluşundan geliyor. (..) Peki insan sadakate değer mi? (..) Sadakat biz köpeklere moral bir tüm-lük sağladığı için, kendi içimizde bizi çelişmelerden koruyan bir tutamak olduğu için, dengesi hiç bozulmayan bir ruh huzuru yarattığı için.
Sayfa 536·Kitabı okuyor
Temsil bir model, bir soyutlama ve bir başkasını “temsil” eden bir öğe fikri gerektirir. Bir hükümdarın kendi portresi tarafından, bir gerçeğin bir şekil tarafından, bir halkın sözcüler tarafından, bir nesnenin parasal bir değer tarafından temsili gibi. Temsil, mevcut bir halkın inandığı ve inandırmak istediği bir uzlaşmanın, bir dengenin, bir düzenin mizansenidir. Güzelliğin, değiş tokuş düzeninde gürültülerin içinden çıkabileceğini gösterir. Seslerin arabulucusu, timsal maddenin takas dengesi olarak ekonomide de müzikte olduğu gibi akış trampası içinde bir dengedir: armoni.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hayatın dikenlerine düşüyorum, kanıyorum. Sonra ne oluyor? Hayatın dikenlerine düşüyorum, kanıyorum. Sonra ne? Cinsel ilişkiye giriyorum, kısa bir tatil yapıyorum, ama çok geçmeden aynı dikenlere acı içinde tatminle ya da sevinç içinde acı çekerek düşüyorum – karışımın ne olduğunu kim bilir! Bende ne gibi bir iyilik, ne gibi kalıcı bir iyilik var? Doğumla ölüm arasında bu sapkınlıktan elde edebileceğimden başka bir şey yok mu – sadece düzensiz duyguların olumlu bir dengesi mi? Özgürlük yok mu? Sadece dürtüler mi? Ya kalbimdeki tüm iyilik – bir anlamı var mı? Sadece bir şaka mı? İnsana değer yanılsaması hissettiren sahte bir umut mu? Ve böylece mücadelelerine devam ediyor. Ama bu iyilik sahte değil. Sahte olmadığını biliyorum. Yemin ederim. .
Korkmadan açabilir misin kendini ?
"Ben yarış halinde değilim. Sizi alt etmeye çalışmıyorum. Hayatımı yeniden ele almama yardım etmenizi istiyorum sadece. Aramızdaki güç dengesi kimin kazanıp kimin kaybettiği önemsiz ve konuyla ilgisi yok." "Peki Doktor Breuer, öyleyse neden bana zayıflığınızı gösterdiğiniz için utanıyorsunuz? "Size karşı bir yarışı filan kaybetmiş olduğumdan değil.Bu kimin umurunda? Tek bir sebepten kendimi kötü hissediyorum: Benim hakkımdaki fkrinize değer veriyorum ve dünkü sefil itiraflardan sonra gözünüzden düştüğümden korkuyorum
Sayfa 241·Kitabı okuyor
Para, sevgi, itibar ve saygı her insanın ihtiyaç duyduğu şeylerdir ancak bunlara emek vermek ve bunları hak etmek gerekir. Üretmek çaba gerektirir, oysa tüketmek haz verir ve zahmetsizdir.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Alıntı
Zümer;17-18. Çok güzel.
“Sahte tanrılar” diye çevirdiğimiz âyet metnindeki tâgūt kelimesi insanlar tarafından tapılan bâtıl tanrıları; Allah Teâlâ’ya isyan edilmesine sebep olan, görünür ve görünmez varlıkları; insanlık tarihi boyunca hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterme gayretlerini yansıtan, bütün küfür ve ilhad faaliyetlerini ifade eden bir terim olarak kullanılır. Muhammed Esed’in bu kelimeye yüklediği “kişinin bütün mânevî bağlarını kaybetmesine ve duygularının esiri olmasına yol açan, belli bazı şeytanî ihtirasların veya arzuların... ifsat edici gücü” şeklindeki açıklamasına (III, 939-940) –diğer anlamları dışlamamak kaydıyla– biz de katılıyoruz (ayrıca bk. Mâide 5/60). Kendi dışında veya içinde bu şekilde sahte tanrılar üretip onlara tapmaktan kurtularak Allah’a yönelen insanlar, içten veya dıştan gelebilecek her türlü saptırıcı telkinlerden, baskılardan ruhlarını kurtardıkları için duydukları, öğrendikleri sözler içinde akıl ve sağduyularıyla en iyi ve en doğru bulduklarına değer verir, ona uyarlar. Râzî’ye göre duyulan bir söz doğru da yanlış da olabilir ve bunu ayıracak olan da aklî kanıttır. Râzî, bu âyetten yola çıkarak, aklın en iyi ve en doğru olanı ayırt etme konusundaki yetkisini iman, ibadet ve hukukî uygulamalara kadar bütün konulara genellemiş; insanın her konuda aklî kanıta (hüccetü’l-akl), eleştirel düşünmeye (nazar) ve mantıksal çıkarıma (istidlâl) değer vermesi gerektiği yönünde geniş açıklamalar yapmıştır (XXVI, 260-262). Râzî’ye göre “Bir insan akıllı ve kavrayışı güçlü değilse belirtilen gerçek bilgileri zihninde toplaması da mümkün olmaz.”
17-18Sahte tanrılara kulluk etmekten kaçınan, yüzünü ve özünü Allah'a çevirenlere müjdeler olsun! Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah'ın doğru yolu buldurduğu kimseler onlardır, asıl akıl iz'an sahipleri