·
Okunma
·
Beğeni
·
391
Gösterim
Adı:
Gürültüden Müziğe
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
205
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394459
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülüş Gülcügil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Önce kaos vardı... Ve gürültüler...


Jacques Attali bu gözlemden yola çıkarak müziğin ekonomi-politiğini inceliyor ve şu sonuca varıyor: Müzik ileriyi görür.


İlkçağlardan başlayarak toplum, iktidar ve müzik arasındaki bağları ele alan Attali, bu kitabında müziğin, kurban ayinlerinden saraya isyanlardan uzlaşmalara, iktidardan ekonomiye uzanan bütün tezahürlerini inceliyor. Gürültünün bir silah, müziğinse onun biçim verilmişi, evcilleştirilmişi olduğunu gösterirken, dünyanın gürültülerine kulak vermenin, geleceği görmemize ve düzenlememize yardımcı olacağını ileri sürüyor. Attali'ye göre gramafonun icadı gibi yenilikler, insanların yerini makinelerin alacağını ve her şeyin seri olarak kopyalanacağını bildirmişti; kayıt teknolojisi ise tüketim toplumunu... Sanatçıların ve müzik yayıncılarının telif hakkı talepleri, tüketim toplumunda korsanlığa zemin hazırlayacaktı...
205 syf.
·Beğendi·8/10
Attali müzikle olan ilişkimizi, onu algılayışımızı değiştirecek türden şeyler anlatıyor. İnsanlık tarihi kadar eski olan müziksel ve işitsel evrenimizin sosyal hayatta, iktidar mücadelelerinde ne tür temsillere araç olduğunu açıklamaya çalışıyor. Yer yer keskin (belki dayanaksız!) tanımlamalarda bulunsa da dili ve birikimi ile kesinlikle okunması gereken bir yazar ve eser.
Batı zihniyeti yirmi beş yüzyıldır dünyayı görmeye çalışıyor. Anlamıyor ki dünya görülmez, duyulur. Okunmaz, ama dinlenir.
Müzik bir ayna, bir kristal küre, insanoğlunun yaptıklarını kaydeden bir yüzey, bir eksikliğin işareti, bir ütopya parçası, her dinleyicinin kendi duygularını kaydettiği hususi bir bellek, bir anamnez, düzenin ve soyağaçlarının ortak hafızasıdır; ne özerk bir etkinlik ne de ekonomik altyapının bir ürünüdür. O, halkların ve sanatçıların, insanların ve tanrıların, şenliklerin ve dualaeın ürünüdür.
...müzik, en az lisan kadar eski bir buluştur. Büyük imparatorluklar dönemine kadar, insanlara ait bütün diğer faaliyetler gibi dinsel uygulamaların bir parçası olarak kullanılmıştır. Sonraları daha önemsiz ve "aksesuar" görünüşlü, hassas ve belirsiz bir sanat halini alarak kendini soyutlamış, bu şekliyle önce kendisi için inşa edilen mekanlarda var olup, sonra da seri imalat ürünleri, anlaşılması güç avuntular, kazanç kaynakları, iktidarı ele geçirme umutları, pek çok insanın gerçekten dinlemeden putlaştırdığı ve gerçekten duymadan satın aldığı fon gürültüleriyle dünyayı istila etmiştir. Öyle ki günümüzde müziğe kitaplardan, filmlerden ve diğer eğlence türlerinden daha fazla para harcıyoruz ve müzik, dünyasallaşmanın en uç noktası haline gelmiş durumda.
"Hiçbir toplum, içinde belli farklar biçimlendirmeden sürekliliğini sağlayamazken, hiçbir ticari ekonomi de, bu farkları seri halinde kopyalanmış ürünlere indirgemeden kendini geliştiremez."
Kanımca, müziğin temel işlevi şiddetin kontrol edilebilir olduğunu, dolayısıyla toplum halinde yaşamanın mümkün olduğunu göstermektir. Daha açık olarak, gürültü bir silahtır ve müzik de onun biçim verilmişi, dinsel bir cinayet taslağının evcilleştirilmişidir.
"Kanımca, müziğin temel işlevi şiddetin kontrol edilebilir olduğunu, dolayısıyla toplum halinde yaşamanın mümkün olduğunu göstermektedir. Daha açık olarak, gürültü bir silahtır ve müzik de onun biçim verilmişi, dinsel bir cinayet taslağının evcilleştirilmişidir."
"Son olarak, icranın besteyi tuzağa düşürmemesi için beste artık duyulmak için bile değil, sadece hayal edilmek üzere tasarlanacaktır. Kardeşlik vaatlerine içedönüklük tehditi eklenecektir."

Bu ne muhteşem bir beyandır böyle. Fiilin fikrin önüne geçmemesi gerektiği durumunu müzik vasıtasıyla net bir şekilde açıklamış. Odak noktasının eylemler değil de felsefe olduğunu çok güzel bir şekilde belirtmiş. İcra ve bestenin kardeşliğinin de öznel çıkarlarının çatışması sonucunda nasıl da kendine kapanacağını çok güzel bir şekilde anlatmış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gürültüden Müziğe
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
205
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755394459
Kitabın türü:
Çeviri:
Gülüş Gülcügil
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
Önce kaos vardı... Ve gürültüler...


Jacques Attali bu gözlemden yola çıkarak müziğin ekonomi-politiğini inceliyor ve şu sonuca varıyor: Müzik ileriyi görür.


İlkçağlardan başlayarak toplum, iktidar ve müzik arasındaki bağları ele alan Attali, bu kitabında müziğin, kurban ayinlerinden saraya isyanlardan uzlaşmalara, iktidardan ekonomiye uzanan bütün tezahürlerini inceliyor. Gürültünün bir silah, müziğinse onun biçim verilmişi, evcilleştirilmişi olduğunu gösterirken, dünyanın gürültülerine kulak vermenin, geleceği görmemize ve düzenlememize yardımcı olacağını ileri sürüyor. Attali'ye göre gramafonun icadı gibi yenilikler, insanların yerini makinelerin alacağını ve her şeyin seri olarak kopyalanacağını bildirmişti; kayıt teknolojisi ise tüketim toplumunu... Sanatçıların ve müzik yayıncılarının telif hakkı talepleri, tüketim toplumunda korsanlığa zemin hazırlayacaktı...

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Sinan Ejder
  • Ekim Fırat
  • Sevimnur Karcı
  • Bahar Özşen
  • Gizem
  • İrem Hayrioğlu
  • içimdekötübirhisvar
  • Furkan Açıkgöz
  • kelebek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%50 (1)
7
%0
6
%50 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0