Puan vermedi·176 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 18:19
Aylardan Kasım Günlerden Perşembe, ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken, duygusal yönü güçlü bir kitaptı. Karakterlerin yaşadıkları olaylar ve verdikleri mücadeleler bana zaman zaman kendi hayatımdan kesitler hatırlattı. Özellikle yalnızlık, umut ve geçmişle yüzleşme temaları oldukça etkileyiciydi. Yazarın dili akıcı ve sade olduğu için kitap kendini kolayca okuttu. Olayların ilerleyişinde merak unsuru sürekli canlı tutulmuş. Bazı bölümlerde karakterlerin duygularını o kadar gerçekçi hissettim ki onların yanında yaşıyormuş gibi oldum. Kitap boyunca insan ilişkilerinin ne kadar karmaşık ama bir o kadar da değerli olduğunu düşündürdü. Benim için kitabın en güçlü yanı, okuyucuyu yalnızca bir hikâyenin içine çekmekle kalmayıp aynı zamanda kendi hayatı üzerine de düşündürmesiydi. Duygusal yönü ağır basan, karakter odaklı romanları sevenlerin keyifle okuyabileceği bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde içimde hafif bir hüzün ve uzun süre etkisini koruyan bir düşünce yoğunluğu kaldı.
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,493 okunma
Iron Maiden 2016 Nobel Edebiyat Ödülünü almalıydı
10/10
·32 syf.··
2026 9. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 17:29
Nobel Edebiyat Ödülünü kabul etmekle birlikte törene katılmamış ve ödülü sonradan almış, sanırım sonradan pişman olup ses kaydı göndermiş ve bunu video olarak yayınlamışlar ve Kırmızı Kedi Yayınları da Türkçe’ye kazandırmış. Mini ciltli bir kitapçık halinde olan bu eser Bob Dylan veya müzikle ilgili kitap koleksiyonu için düşünülebilir. Basım ve kitap güzel olmakla birlikte konuşmanın içeriği ile söylemek istedikler var. Bob Dylan siyaset, savaş karşıtlığı, aşk temalarında şiirsel bir dille şarkılar yazmış. Nobel Konuşmasında üç kitaptan bahsediyor ve bu kitapların içeriğini alıntılamış. Şarkılarında ise bu alıntılar yok. Sanki Nobel Edebiyat Ödülünü neden kazandığını kendisi ikna olmamış ve şarkıları ile edebiyat kitapları arasında bağ kurmuş/kurmak istemiş. Ve sanki sadece 3 kitap okumuş; savaşla ilgili bir kitaptan bahsederken o kitaptan sonra başka savaş kitabı okumadığını söylüyor. Fakat konuşmasında anlattıkları sanki Iron Maiden grubu tarafından yapılmış gibi: The Rime of the Ancient Mariner (Powerslave): İngiliz şair Samuel Taylor Coleridge’in aynı adlı uzun şiirine dayanır. Şarkı, doğaüstü olaylarla dolu lanetli bir deniz yolculuğunu anlatır. The Trooper (Piece of Mind): Lord Tennyson'ın Kırım Savaşı'nı anlatan "The Charge of the Light Brigade" (Işık Tugayı Hücumu) adlı şiirinden esinlenmiştir. Phantom of the Opera (Iron Maiden): Gaston Leroux'un yazdığı "Operadaki Hayalet" romanının gotik atmosferinden ilham alır. Alexander the Great (356-323 B.C.) şarkısıdır.Grup bu şarkıyı 1986 çıkışlı ünlü Somewhere in Time albümünün kapanış parçası olarak yayımlamıştır. Şarkı, Makedonyalı Büyük İskender'in hayatını, askeri dehasını ve fetihlerini adeta bir tarih dersi kronolojisiyle anlatır. Ödüllü fimleri ilgi çekici bulmadığım gibi (imdb yani
2016 Nobel KonuşmasıBob Dylan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201837 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İvan ilyiç’in Ölümü
9/10
·83 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:39
Kitaba puanım 10 üzerinden 9 oldu. Bunun sebebi eserin herhangi bir eksikliği değil; tam tersine çok çabuk bitmiş olmasıydı. Okurken o kadar büyük bir keyif aldım ki İvan İlyiç’in iç dünyasında biraz daha kalmak, Tolstoy’un kaleminden birkaç sayfa daha okumak istedim. Belki de kırdığım o bir puan, kitabın bana yetmemesindendi. Çünkü bazı eserler vardır, son sayfasına geldiğinizde bitmesini istemezsiniz. İvan İlyiç’in Ölümü benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Bazı kitaplar vardır; bittiğinde “iyi ki okudum” dersiniz. Bazıları ise son sayfasını kapattığınızda sizi uzun süre düşünmeye mahkûm eder. İvan İlyiç’in Ölümü benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Sadece 83 sayfalık bir eser olmasına rağmen, birçok kalın romandan daha fazla düşündüren, daha fazla sorgulatan ve insanın içine daha derinden işleyen bir metin. Kitabı bitirdiğimde sayfa sayısına değil, içinde taşıdığı düşünce yoğunluğuna hayran kaldım. Üstelik Tolstoy’un bu eser üzerinde yaklaşık dört yıl çalıştığını öğrenince, her cümlenin neden bu kadar güçlü ve etkileyici olduğunu daha iyi anladım. Bir yazarın eserine verdiği emeği ve önemi görmek, kitabı benim gözümde daha da değerli hâle getirdi. Tolstoy’u zaten dünya edebiyatının en büyük romancılarından biri olarak görüyorum. Bu kitabı okuduktan sonra bu düşüncem daha da pekişti. Çünkü Tolstoy burada yalnızca bir insanın ölümünü anlatmıyor; yaşamı, insan ilişkilerini, toplumun ikiyüzlülüğünü ve ölüm karşısındaki çaresizliği anlatıyor. Bunu yaparken de okuyucuyu sarsmayı başarıyor. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca İvan İlyiç’in hikâyesini okurken değil, aynı zamanda kendi hayatınızı sorgularken buluyorsunuz. İvan İlyiç karakteri, dışarıdan bakıldığında başarılı ve düzenli bir hayat sürmüş bir insan. İyi bir kariyeri, toplum içinde
Roman
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202261,2bin okunma
Bilginin, Kabul Görmenin ve İnsan Olmanın Hikâyesi
10/10
·325 syf.··
2026 21. kitabı
Eser, ilk bakışta zihinsel engelli bir gencin olağanüstü bir deney sonucunda zekâsının gelişmesini anlatıyor gibi görünse de aslında insanın kabul görme ihtiyacını, aile ilişkilerini, bilginin sınırlarını ve insan olmanın anlamını sorgulayan derin bir romandır. Charlie Gordon, çevresindeki insanlar tarafından çoğu zaman dışlanan, küçümsenen ve tam anlamıyla anlaşılmayan bir gençtir. Charlie'nin ailesi üzerinden de farklı bakış açılarıyla karşılaşırız. Babası Matt, oğlunun durumunu kabullenmiş ve onu olduğu gibi sevmeye çalışan bir karakterdir. Annesi Rose ise Charlie'nin diğer çocuklarla aynı olabileceğine inanır ve bu uğurda hem kendisini hem eşini hem de çocuğunu yıpratır. Charlie'yi "normal" hâle getirme arzusu zamanla bir sevgi biçiminden çok bir takıntıya dönüşür. Bu durum, engelli bireylerin yaşadığı birçok sorunun aslında onların durumlarından değil, toplumun ve ailelerin beklentilerinden kaynaklandığını düşündürür. Charlie'nin zekâsı ameliyat sonrasında olağanüstü bir şekilde gelişir. Kısa sürede birçok alanda uzmanlaşır, bilimsel tartışmalara katılır ve çevresindeki insanları bilgi düzeyiyle geride bırakır. Ancak burada romanın en önemli sorularından biri ortaya çıkar: Bilgi gerçekten insanı tamamlar mı? Charlie'nin zihinsel gelişimi ile duygusal gelişimi aynı hızda ilerlemez. Bilgi bakımından bir dâhiye dönüşürken, duygusal dünyasında hâlâ birçok eksiklik yaşamaktadır. İnsan ilişkilerini yönetmekte zorlanır, duygularını anlamlandırmakta güçlük çeker ve yalnızlaşır. Böylece eser, insanın yalnızca zekâdan ibaret olmadığını; duygu, empati ve ilişkilerle de var olduğunu gösterir. Roman boyunca Charlie ile ilgilenen bilim insanlarının tavırları da dikkat çekicidir. Özellikle Profesör Nemur ve ekibi, büyük bir başarı elde etmek isterken Charlie'nin bir insan
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,9bin okunma
Çocukluk hatıralarım ve sıcacık bir his
10/10
·182 syf.·
2012 1. kitabı
Tahminen 11-12 yaşlarındayken evimizde bulduğum Sovet kitaplarından biriydi bu kitap. Kiril alfabesini bildiğim için zorlanmadan okumuştum. O zamanlar kitap okuma hevesim daha fazlaydı ve kitapla yaşıyordum resmen. Kitabın kahramanı Neznayka'da ('hiç bir şey bilmeyen' olarak çevirilen) kendime ait bir şey bulmuştum galiba. Ukala, her şeyi bildiğini iddia eden, asi ama adaletli bir kahramandı. Etrafındaki çocukların zorbalığına uğruyordu hep ve bunları okurken ağladığım olurdu. Benim için çok değerli bir kitap ve ilerde çocuğuma kesinlikle okuyacağım bir kitap o yüzden annemden ta Bakü'den getirmesini özellikle tembihledim. Hazırcevaplığın, her koşulda her zor durumdan zekası sayesinde çıkabilmenin bol bol anlatıldığı güzel bir çocuk masalı. Kitaptaki diğer kahramanlar da rengarenk ve komik. Demin birden aklıma geldi ve nostalji yaşadım. Okuyacaklara keyifli okumalar, tavsiyedir.
Bilməzlə Dostlarının MacəralarıNikolay Nosov · AlfaCin Nəşriyyatı · 03 okunma
Olağanüstü Bir Hayat
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:21
Yakın tarihimizde yaşadıklarımızı bir belgesel tadında 450 sayfalık bu kitapta yeniden hatırlamış oldum. Türk televizyonculuğunda bir marka bir duayen olan Sevgili Uğur Dündar'ın güç odaklarına asla eğilmediği çıkarcı menfaatçi Yolsuzluklara bulaşan başta siyasiler,çeteler olmak üzere bir çok suç örgütüne karşı verdiği cesurca korkusuzca mücadeleden izler var kitapta. O sadece halkın tarafsızca haber alma hakkını öne çıkarmış bunu 50 yıllık gazetecilik hayatında hep önemsemiş mesleğinin daima zirvesinde yerini koruyan bir efsanedir. Kitabın 450 sayfası okuru uzun yaşanmış gerçeklerle dolu heyacanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Bizim gibi balık hafızalı toplumların bu tür kitapları sık sık okuması gerekir diye düşünüyorum. Evet ya bunları da yaşamıştık diye buruk bir iz bırakıyor geride... Uğur Dündar'ın hayatında maddiyatın hiç bir zaman önde olmadığını da. Gerek uhdesinde birlikte çalıştığı arkadaş ve dostlarına daim yardımcı olduğu, yine Mezun olduğü vefa lisesinde eğitim gören ihtiyaç sahibi öğrencilere kitaplarının telif gelirlerini burs verilmek üzere bağışladığı gibi kendine nevi şahsına yakışır davranışlarını da bu kitap vesilesi ile öğreniyorsunuz. Uzatmadan kitabın arka kapağında ki kendisi ile ilgili değerlendirmelerle bitirelim. Uğur Dündar sırf yayıncılara değil, Türkiye'de her bireye bir rehber, bir el kitabı gibidir. Bekir Coşkun Sevgili Uğur, sen Türkiye'de hırsızların ve üçkağıtçıların korkulu rüyası olmuş adamsın. Emin Çölaşan Bir gazeteciden daha fazladır. Bir kamuoyu lideridir, "anchorman"dir. Emre Kongar Uğur Dündar'ı, özellikle şu karanlık dönemdeki kamusal işleviyle bir deniz fenerine benzetiyorum. Yol gösteriyor, ümit ve cesaret veriyor. Haluk Şahin Medyanın pisliğe, rezilliğe, çıkarcılığa bulaşıp tam anlamında yozlaştığı bir dönemde
Olağanüstü Bir HayatGökmen Ulu · Sia Kitap · 201945 okunma