HZ Osman
​Hicret yollarında bir derin nehir, Hayâ kuşanmıştır, eğilir şehir. Edeb kapısında zikreder dehr, Zünnûreyn lakaplı o sultan sensin. ​Malını mülkünü Hakka adayan, Rume kuyusunda susuzluk yakan, Ceyş-ül Usre günü önde parlayan, Gözünü kırpmadan can veren sensin
Erzân metâ'-ı fazl ü hüner tâ o denlü kim Bin ma'rifet zemânede bir âferînedir Ebnâ'yı dehr her hünere âferîn verir Yâ Râb bu âferîn ne tükenmez hazinedir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
“Rûhumda bir âsûde nefesdir hülyâ-yı visâl, Kalbimde sürûr-ı dehr, gönlümde safâ-yı cemâl.”
Edebiyat
Vazgeç heves-i aşktan ey dil Kerem değilsin Leylâ'ya Kays ne gam, Zühre'yçün Tâhir değilsin Çah içresin gönül vazgeç taht-ı kasr-ı Mısr'dan Bekler Züleyha sarayın lik Yusuf değilsin Meydan-ı aşkta cengim çok da'vâsın idersin Kahr pençesinde zebun ammâ Selîm değilsin Elbette yıldızın gülsün dehr içinde daim Efsûs ki hayrü'l-encam sâhibkıran değilsin Çeşmün yaşın döküp dirsin eylerim tahammül Ya'kub misal ağlarsın ammâ Eyûb değilsin Var git diyar-ı aşktan Nemlî bozup yeminin Kurban-ı aşk olursun lik İsmail değilsin Nemli
Şiir
Bâdiye-i dehr içre garîbdir selef ü halef, Bergüzâr-ı hüsn-i amel bâkî kalır neseb-be-neseb... {Dünya çölünde geçmiş de gelecek de gariptir. Nesilden nesile kalıcı olan yalnız güzel amellerdir.} K.Bânu Dağ
Nergis gözlerinin değdiği o mehtaba kurbanım
rukiyesuna.blogspot.com/2026/04/calabin... youtu.be/Xj0CIWHfgfI?si=... Bir âh çeksem âlemin çatısı yerle bir olur. Bir cilveyle harlanır âhımın âteşi. Oysa şurada şuh çiçekler parıldar. Yüzünde ak allık, nâzenindir dolunay. Bense gamımdan ötürü tandır gibi yanmaktayım. Bakışlarım, arşın bûsesine mânâlar yüklemekte; Oysa mânâ benim, tesellinin ta kendisiyim. Onunla iftihar eden dudaklarım, Kalbime şerbet içirir. Oysa felekler benim, ufkun ta kendisiyim. Gamsız geçen her gece sanki bir cehennem. Dost arıyorum dedim, külhâna götürdüler beni. Aşkın fetvasında sanki görüş içindeydiler. Dağıldım ummana, sığmadım; bunda bir beis görmediler. Sonra bir cennet gördüm; Başımın üstünde değil, dizinin dibinde. Bir buyruk söyle, yeter ki göğsümü kan edeyim; Çirkefin zincirinden eteğine sarılayım. Hükmüne râm olsam, bostanını bana açar mısın?