leyla vü mecnundan geçme yolunda.
8/10
·720 syf.··
2026 4. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 04:32
Fuzuli pek kıymet verdiğim bir insandır. okuması biraz sancılı bir kitaptı hem merak edip bakalım yine neye atıfta bulunacak dedim içimden. bazen de ne anlatmaya çalışıyor diye uzunca düşündüm. gerisi ve berisi ile harika bir okuma deneyimi yaşadım. fuzuli okuyarak anlayabileceğimiz biri değil fikrimce. biraz yaşamak biraz acı görmek kısaca fuzuliyi yaşayarak okumak gerek. romantiklerin lügatında çokça sözlerini görürüz hatta bazen fuzuliye ait olmayan sözleri bile fuzuli yazmış gibi atfedilir çünkü hayatı boyunca sayısız yazısı olduğundan mütevellit böyle bir karmaşa var. Ali Nihat Tarlan’ın şerhi oldukça güzeldi nitekim sindire sindire okumama vesile oldu. kitaba başladığın zamanla bitirdiğin zaman aynı kişi olmayacaksın demişti kütüphanede ki amca :) doğrudur. fuzulinin aşka olan bu üstün yazıları bir dünyeviden öteye rahmana duyulan bir aşkın yansıması. tasavvuf vakti olana güzeldir derdim hep lakin biraz tasavvufa yönelince o da size yöneliyor ve uçan kuştan yanan oduna kadar farklı bakıyorsunuz… halen romantiklerle aynı düşüncede değilim ne kadar da fuzuli lirik şiirin öncüsü de olsa mevlaya olan aşk ayrıdır. yaratılanlarda bu aşkı görmek için yaratandan esintiler görmek gerekli fikrimce. leyladan mevlaya olursam o zaman fikir belirteceğim bu konunun yabancısıyım. burada kitaba dair düşüncemi noktalıyorum. ez cümle okuyun okutturun bende kütüphanede ki amca sayesinde okudum, şerh hali anlaşılır kılıyor ona dikkat etmek mühim. Ey Fuzûlî dehr hâlin şâh-i gülden kıl kıyâs Kim verip evvel tecemmül sonra üryan eylemiş Anla dünyanın halini Fuzûlî gül dalından Önce güzellikler verip sonra çıplak bırakmış..
Edebiyat & Roman
Fuzuli Divanı ŞerhiAli Nihad Tarlan · Akçağ Yayınları · 2017103 okunma
Puan vermedi·77 syf.··
2026 7. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 00:46
Dehr Hayati Sır ~ 07 Bir oturuşta okunabilecek kadar kısa; ama punto o kadar küçük ki okurken yakın gözlükler ciddi anlamda işe yarıyor İnce görünen ama zihnen ağır bir kitap. Ne anlatıyor? Yeni dünya düzenine dair, öğrenmekten pek de hoşlanmayacağımız gerçekleri net ve filtresiz bir dille önümüze koyuyor. Hepimizin bildiği gibi hayat bu şekilde sonsuza kadar devam etmiyor; bir başlangıcı olduğu gibi bir bitişi de var. Kitap bunu kısa ama etkili bir aktarım ile yapıyor. Dijital çağ & insanlık İnsan neslinin kendi kendini tüketme sürecini, “yapay zekâ tehdidi” başlığı altında ama çok daha derin bir perspektifle ele alıyor. Neyi, neden yaptığımızı; sonuçların nereye evrildiğini herkesin anlayabileceği bir dilde anlatıyor. Küçük bir uyarı: Okurken keyfiniz biraz kaçabilir. Gerçeklerle yüzleşmek her zaman kolay değil; özellikle de burada anlatılanlar, yüzleşmek isteyeceğimiz türden gerçekler değilse… Kitabın diliyle özetlersek: Yaşadığımız dijital çağda, bizden gibi görünüp bizden olmayanları anlamak isteyenler için düşündürücü bir okuma. Hayati Sır Dehr
DehrHayati Sır · Hayy Kitap · 20254 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 191. kitabı
Merhabalar Bugün Veda Caddesi serisinin dördüncü kitabı Dehr ile geldim. Serinin bu kitabı biraz ağır ilerliyor doğrusunu söylemek gerekirse. "Karanlıkta kaldık çünkü ay bizim için parlamıyor. " "Şimdi çıkıp gelsem, gözlerin kapıyı gösterir diye çekiniyorum. Dışarıda kalıp üşüyeceğimden değil, sensiz kalıp yalnız öleceğimden korkuyorum..." Geçmişin hataları ile yüzleşen kalpler evlerinden kaçıp sokağa koştular. Açıldı sandıklar, saçıldı kağıtlar. Herkes payına düşen kadar acıdı ve ağladı. İmza diye düştü yanaklardan bileklere gözyaşları çünkü çok sevenler yazdı bu satırları. Aymira ve Kamer en soğuk gecelerin, en çaresiz ve kimsesiz anların iki kahramanıydı. İkisi de yaşıyordu fakat birinin mezarı birinin de son nefesi hazırda bekliyordu. Çünkü biri gitti, biri kaldı. İkiside sevdi, ikiside sevildi. Oysa bu kimsenin kazanamayacağı ve sonunda iki kaybedenin olacağı adil olmayacak bir savaş... Sona geldiklerini sandıklarında aslında en başında Olduklarını anladılar. Bir kum saatinin içinde kaldılar ve onlar istedikçe zaman aktı, kum taneleri birbirlerine karıştı. Onca şeyi aşan bu iki kalp bunu da aşacak mı?
1000Kitap
Veda Caddesi - DehrSümeyye Demirkan · Ephesus Yayınları · 2021500 okunma
Aşk-ı Mecâzî'nin Akıbeti veya Fâniliğin İspatı
8/10
·52 syf.··
2024 35. kitabı
Kitabın merkezindeki yasak aşk teması, İslami ahlak ve değerler açısından bakıldığında, hikâyenin en tartışmalı yönüdür. Kur'an ve Sünnet'te, evlilik dışı ilişkiler ve başkasının eşiyle kurulan münasebet (zina ve ona yaklaştıran her türlü fiil) kesinlikle haram kılınmıştır. Zweig, karakterlerin iç dünyalarındaki tutku ve arzuyu geniş bir perspektifte aktarır. Ancak bir Müslüman okur olarak, bu tutkunun temelinin haram üzerine kurulu olduğunu bilmek, ister istemez bir sorgulamaya yol açar. Karakterlerin çektiği acı ve hasret, ne kadar "romantik" görünse de, nihayetinde helal sınırların dışına çıkmanın bir sonucu ve belki de dünyevi cezası olarak da görülebilir. Kitap, tutkunun ne kadar yakıcı olabileceğini gösterirken, aynı zamanda haram bir ilişkinin bile zamanla nasıl bir hiçliğe dönüşebileceğini, kalpteki gerçek huzuru getiremeyeceğini de çarpıcı bir şekilde kanıtlar. Bu, okura, kalıcı sevgi ve huzurun ancak meşru zeminlerde bulunabileceği fikrini kuvvetlendirir. Dokuz yıllık savaş ve ayrılık, aşkı değil, karakterlerin özünü değiştirmiştir. Bu durum, Müslümanların kadere ve zamanın akışına olan bakış açısıyla paralellik taşıyor. İslam'da zaman (dehr), Allah'ın yarattığı ve yönettiği bir olgudur. Kitapta, dokuz yılın karakterleri geri dönülmez şekilde değiştirmesi, bize hayatta hiçbir şeyin sabit kalmadığını ve kişinin ruhsal dönüşümünün kaçınılmaz olduğunu hatırlatır. Ludwig, mecburi bir ayrılıkla, kaderin bir cilvesiyle başka bir ülkede, helal bir eş ve çocuklarla yeni bir hayat kurar. Bu, belki de karakterin geçmişteki haram ilişkiden temizlenme ve yeni bir sayfa açma yolculuğudur. Fakat o, bu yeni hayatına rağmen, eski yasak tutkunun cazibesine kapılıp geçmişe dönmeye çalışır ve beklediği "cazibeyi" bulamaz. Bu, insana, geçmişin sadece bir imtihan olduğu ve
1000k
Geçmişe YolculukStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202533,7bin okunma
Baba Evi (Orhan Kemal)
Puan vermedi
Baba Evi #y:34 Toplumcu ve realist bir yazar olarak Türk edebiyatında özgün bir yeri olan Orhan Kemal’in hayatından izler taşıyan otobiyografik eserlerinden oluşan “Küçük Adamın Romanı” serisinin ilk kitabını “Baba Evi” oluşturuyor. “Küçük Adamın Romanı” serisi, “Baba Evi”, “Avare Yıllar”, “Cemile”, “Dünya Evi” ve “Arkadaş Islıkları” romanlarını içeriyor. Romanın baş karakteri “Küçük Adam”, Balkan göçmeni kalabalık bir ailenin 5-6 yaşlarındaki küçük çocuğudur. Doğduğu yıl, babası Çanakkale Savaşı’ndadır. Dedesi, onun doğduğunu babasına çocuğun diliyle; “Ben de dehr'in sitemin çekmeğe geldim dehr'e! (Ben de dünyada dert çekmek üzere doğdum)” diyerek telgrafla bildiriyor. Aile, Anadolu’ya geçtiğinde önce Konya, sonra da Adana’da yaşamaya başlıyor. Konya’da yaşarlarken, babası Kurtuluş Savaşı’na katılmak üzere Ankara’ya geliyor. Aile, Konya’da Ermeniler’den kalan eski bir evin alt katına yerleşiyor. Ancak, halkın arasındaki bazı kişilerin toplanıp, “gavur hükümeti” olduğunu iddia ettikleri Ankara’ya karşı sokaklara dökülmeleri ve bu esnada yaşanan olaylar nedeniyle Konya günleri, aile için kabusa dönüşüyor. Orhan Kemal, kendisinde de hayat boyu izler bırakan Konya günlerini romanda şöyle anlatıyor; “Birdenbire bir isyan içinde bulduk kendimizi, yahut da bana öyle geldi. Keçe külâhlı, poturlu insanlar, yerlere kaba kaba basarak koşuşuyorlar, ‘İstemezük, biz bu hükümeti istemezük!’ diye bağrışıyorlardı. Soran olursa, kömürcünün oğlu olduğumu söylememi sıkı sıkı tembih etmişlerdi. Babaannem, babama ait ne kadar kitap, kağıt, fotoğraf, kılıç, tüfek varsa, daha doğrusu Ankara'daki babama ait ne varsa hepsini yatakların pamukları içine, tavan arasına saklamıştı. Alaettin tepesinden atılan kurşunların bizim evin üst kat pencere camlarını kırıp Ermeni mektebine, Ermeni
Baba EviOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20082,762 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2025 1. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 22:04
Gürpınar kitabında; " Çekme elem-i derdini bu dehr-i fenânın Al destini bûs eyle heman pir-i mugânın Sunsun sana bir bade ki rahat bula cânın Anlarsın o demde nicedir zevki cihânın Zevk ister isen mey ile meyhane vardır. Her ne var ise hâlet-i mestanede vardır." (Çekme derdinin acısını bu fani dünyanın Al elini öp hemen yaşlı meyhanecinin Sana bir içki sunsun ki rahat bula canın Anlarsın o zaman nicedir zevki dünyanın Zevk istersen içki ile meyhane vardır Her ne varsa sarhoşluk halinde vardır.) diyor. Ve daha sonra kadınla erkeğin eşit olduğuna Bahriye Hanım ve Ferdi Bey karakteriyle değiniyor. Ayrıca içki yasaklarını, sanatta taklitçiliği mizahi bir dille bizlere anlatan Gürpınar, Cumhuriyet sayesinde kadınların kazandığı özgürlüğün sosyal hayata yansımasını da bizlere anlatıyor. Kitapla kalın
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,532 okunma