Puan vermedi·160 syf.··
2026 240. kitabı
Jack London, evrim teorisini ve insanlığın en ilkel köklerini muazzam bir edebi hayal gücüyle birleştirdiği bu sıra dışı eserinde, okuru modern zamanların konforundan söküp alarak yüz binlerce yıl öncesinin vahşi ve acımasız dünyasına götürüyor. Roman, modern çağda yaşayan bir gencin, rüyalarında sürekli olarak insanlığın henüz dilsiz, ateşsiz ve mağaralarda yaşadığı Pleistosen Dönemi'ndeki atası "Büyük Diş"in anılarını ve dehşet dolu maceralarını bizzat deneyimlemesini konu alıyor. Yazar, ırksal hafıza kavramını merkezine alarak, insan bilincinin en derin katmanlarında saklı kalan o vahşi hayatta kalma içgüdüsünü, korkuyu ve doğayla olan amansız mücadeleyi çarpıcı bir gerçekçilikle işliyor. İnsanın hayvandan insana evrilme sürecindeki o sancılı geçiş dönemini, kabile içi çatışmaları ve ilk ilkel aletlerin keşfini bir solukta okunan bir maceraya dönüştürüyor. *Adem'den Önce*; medeniyet dediğimiz o incecik cilanın altında aslında hâlâ ne kadar ilkel, ne kadar doğaya ait ve vahşi olduğumuzu, evrim zincirinin kopmayan halkalarını yüzümüze vuran felsefi ve antropolojik bir başyapıttır.
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2026 200. kitabı
Dan Brown, Robert Langdon’ı bu kez Dante’nin İlahi Komedya’sından ilham alan, Floransa sokaklarında başlayıp İstanbul’un dehlizlerine uzanan küresel bir krizin ortasına bırakıyor. Nüfus patlaması ve insanlığın geleceği gibi dehşet verici bir tezi merkezine alan roman, sanat tarihiyle örülü labirentleri ve ters köşeleriyle soluk soluğa bir yarış sunuyor.
CehennemDan Brown · Altın Kitaplar · 201329,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·178 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:15
Babamın büyükdedesi ve köyümüzden birçok kişi Sarıkamış'ta şehit olmuş. Savaşa gidip geri dönebilen 2 kişi olmuş ve biri ruslarda esir kaldıktan yıllar sonra dönebilmiş. Döndüğünde o kadar değişmiş ki karısı ve çocukları adamı tanıyamamış. Bu hikayeyi ve nicelerini dinleyerek büyüdüm ben. Dolayısıyla doğu cephesi ile alakalı bir şeyler okuduğum zaman hemen "acaba bizim dede de bu zamanlarda bu söz konusu yerlerde miydi?" Diye düşünürüm. Bu kitap da bende benzer bir etki bıraktı. Eserin hem akademik açıdan bir kaynak olarak kıymetli olduğunu düşünüyorum, hem de insan psikolojisinin savaşı nasıl algıladığı ile alakalı bir örnek olduğuna inanıyorum. İnsanın dışarıdaki savaş sırasında dahi nefsi ile yaman bir başka savaş vermesi gerekmekte. Acının, hırsın, kaybın ve hatanın hepsi insanlar için ve özellikle yönetici grubunun asları olan insanların hayatları üzerinde ne kadar etkileri olduğunu görmek gerçekten dehşet verici. Kitabın en kötü özelliği sadece bir tane defter olmasıydı. Keşke Teğmen'e bundan sonra ne olduğunu bilebilseydik. Belki bir başka çatışmada şehit oldu, belki evine döndü, belki de savaştan sonra dönecek evi kalmadı. Belki bir sürü defteri vardı savaş zamanında tuttuğu ve öldükten sonra orada burada heba olup kayboldu ve bize sadece bu defter kaldı. Belki de zaten sadece bu defteri yazabildi, gerisini yazacak hiç vakti olmadı. Her halükârda kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. O günlerde yaptıkları fedakârlıklar olmasa bugün burada rahatça yaşamamız mümkün olmazdı. İmkansızları zorlayarak mümkün kılan ve bizim bugünlere gelebilmemiz için canını ve cananını ortaya koyan bütün şehit ve gazilerin gurur duyacağı ve razı olacağı bir ülke ve toplum haline gelmek Allah'tan niyazımdır.
Bir Teğmenin Doğu Cephesi Günlüğüİ. Bahtiyar İstekli · İş Bankası Kültür Yayınları · 200917 okunma
9/10
·486 syf.··
2026 107. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 16:11
The Conti Family adlı mafya serisinin ilk kitabı kendileri ve bayıldım yazarın dili anlatımı falan süper on bile verebilirdim ama tek bir nokta yüzünden vermedim . Ana çifte tek kelime ile bayıldım korkunç bir durumda bu kadar derin sevgi anlayış adam zaten şahane Luca bebeğim taptım sana :D Don Luca Conti 11 sene hapisten sonra şartlı tahliye ile salıverilen Conti mafyasının başı inanılmaz karizmatik şahane bir adam . Hapse girmesine sebep olan tanıklığı büyük kızı yapmış o konuları arada öğreniyoruz zaten . Aralarında olan durumu neden işlerin o noktaya geldiğini falan küçük küçük okuyoruz ayrıca kızın evlendiği çok güçlü zengin bir adam var . Bu adam Luca 'nın kaldığı hapishaneyi satın alıp son beş senesini orada ona zehir ediyor . Adam içerdeyken bunların işler hiç bozulmamış zira oğulları kardeşleri dehşet birbirine ve e önemlisi Luca'ya sadık . Adamın çıktıktan sonra asıl amacı kızının kocasından falan intikam almak yani ortama sertçe dönmek . Fakat erken tahliye duruşmasında savcı hatun adamın hayatını değiştiriyor . Elana 32 yaşında işinde çok iyi hırslı sisteme sadık Savcımız kendileri duruşma sırasında bunlar birbirlerini karşılıklı görüyorlar . Ve iki tarafında dengesi kayıyor resmen bu arada Luca mesela ilk karısı ile aşk ile evlenmiş ve çok güzel ilişkileri varmış . Bu ayrı hoşuma gitti genelde böyle olmaz zira . Neyse Luca şartlı tahliye alıyor ayağa takip kelepçe olacak vs bunun bir gece öncesi Luca kadını gizli numarayla arıyor kısa bir konuşma oluyor aralarında . Ertesi gün kuralların görüşmeleri için toplantı oluyor bunlar yine karşılaşıyor artık ortada manyak bir çekim var . Durum o kadar olanaksız ki devamlı bu iş nasıl olacak diyorsunuz . Luca ertesi gün manyak gibi korunan Elena'nın evine gecenin bir yarısı geliyor ve dehşet seksi tutku dolu bir
LucaClaire Kirby · Independently published · 01 okunma
Güvenlik Vaadiyle Kabul Edilen Bir Hapishanenin Anatomisi
8/10
·384 syf.·
2026 11. kitabı
Bazı kitaplar vardır; onları okurken hikâyeyi takip edersiniz. Bazı kitaplar vardır; sizi karakterlerin peşinden sürükler. Margaret Atwood'un Damızlık Kızın Öyküsü ise başka bir şey yapıyor. Hikâyesini anlatırken, okurun eline bir tuğla veriyor ve soruyor: Bir toplum kendi hapishanesini nasıl inşa eder? Bu sorunun cevabını yalnızca Damızlık Kızlar'da ararsak kitabı eksik okumuş oluruz. Çünkü Gilead yalnızca kadınların değil, herkesin rolüne hapsedildiği bir dünya. Teyzeler var. Sistemin gardiyanları. Kadınları denetleyen, eğiten, itaati erdeme dönüştüren kadınlar. Kitabın en rahatsız edici taraflarından biri de burada başlıyor. Baskının yalnızca erkekler tarafından uygulanmadığını görüyoruz. Tarih boyunca birçok baskıcı düzen, kendisini mağdur ettiği insanların bir kısmı tarafından korunmuştur. Atwood bunu çok iyi biliyor. Marthalar var. Görünmez emekçiler. Devrimlerin, rejimlerin ve ideolojilerin en çok unuttuğu insanlar. Hayatta kalmaya çalışanlar. Komutanlar var. Gücün sahipleri. Ama gerçekten özgürler mi? Komutan ile Fredinki'nin gizli buluşmalarında dikkatimi çeken şey buydu. Güçlü görünen adamın yalnızlığı. Scrabble oynama isteği. Sohbet etme arzusu. Bir insan tarafından görülme ihtiyacı. Gilead kadınların özgürlüğünü çalmış olabilir ama erkeklerin de insan ilişkilerini mekanikleştirmiştir. Sonunda herkes bir rol kazanmıştır; fakat kimse tam anlamıyla insan olarak kalamamıştır. Serena Joy var. Bir zamanlar savunduğu fikirlerin altında ezilen bir kadın. Tarihin en ironik karakterlerinden biri gibi. Nick var. Belirsizlik. Umut. Kaçış. Belki de yalnızca bir yanılsama. Moira var. Fredinki'nin zihninde hiç sönmeyen ihtimal. Direnişin sembolü. Ve Fredinki... Ne kahraman. Ne devrimci. Ne de kurtarıcı. Sadece hayatta kalmaya çalışan bir insan. Belki de bu yüzden bu kadar
Duygu ve Düşünce
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma
Funda'dan...
Puan vermedi·345 syf.··
2026 19. kitabı
​Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız ya da yeni bitirdiyseniz, şunu baştan kabul etmek gerekir: İncir Kuşları, kahvenizi yudumlarken keyifle okuyacağınız bir kitap değil. Sinan Akyüz, olayları ajite etmeden ama tüm çıplaklığıyla, adeta bir tokat gibi yüzümüze vurarak anlatmış. Kitabı okurken insanlığınızdan utanıyorsunuz. Yan komşunuzun, dün birlikte kahve içtiğiniz insanın bir gecede nasıl bir canavara dönüşebileceğini görmek dehşet verici. Suada’nın yaşadığı trajediyi okurken "Bu kadarı da kurgudur" demek istiyorsunuz ama bunun gerçek bir kadının anılarına dayanması kalbinize bir taş gibi oturuyor. ​Yazarın dili oldukça akıcı ve sürükleyici; ağır bir konuyu ajitasyona boğmadan, bir belgesel romancılığı titizliğiyle aktarmayı başarmış. Kitap bittiğinde içinizde derin bir hüzün ama aynı zamanda kadının gücüne, sabrına ve hayatta kalma iradesine karşı muazzam bir saygı kalıyor. Savaşın sadece cephede erkekler arasında geçmediğini, en ağır bedeli geride kalan kadınların ve çocukların ödediğini anlamak için okunması gereken, sarsıcı bir başyapıt olduğunu düşünüyorum.
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 201733,4bin okunma