Bırak kendi yankı odalarında bağrışıp dursunlar.
İki yanlış bir doğru etmez ama internet bu gerçeği teslim etmeyi hiç beceremiyordu.
Twitter hepimizi vasıfsız ama hevesli hakimlere dönüştürüyor.
"Yaratmaktan ziyade biriktiriyorum ben," diye açıklamıştı kadın. "Dünya zaten öyle zengin ki. Yaptığım şey insan hayatının keşmekeşini damıtıp konsantre bir okuma deneyimi hâline getirmekten ibaret."
Belki de, yazmak münferit bir yükseliş meselesi oldu mu, başkalarıyla paylaşmak imkânsız hâle geliyordur.
Birbirlerini rezil olmaktan esirgemek Asyalıların kültürlerinde varmış, bu yüzden bu kadar kibarlarmış.
Biz yazarlar ölümsüzlüğün ötesinde ne isteyebiliriz ki? Hayaletlerin de tek derdi hatırlanmak değil mi?
İnsanı yerinden sıçratan şeylerin dehşet verici olmasının sebebi insanı gafil avlamaları, seni neyin beklediğini bilmemen.
Yaşayanlar bedenlerin yükünü taşımaya mahkûm.
Hakikatimle hakikat arasında salınıp duruyor hepsi.
"Ne!" dedi hayretler içinde kalan bu adam. "Siz mezarı bir takdis belirtisi olarak mı kabulleniyorsunuz? Sizin inancınıza göre içinden çıkan kurtların üstünde yürüyen ve onun yanaklarını yiyecek böceklerin merhametine terk edilen bir cesetten ve çürümüş bir insan vücudundan daha dehşet verici herhangi bir şey düşünebiliyor musunuz? Yarabbi! Ölmüş bile olsa, sıkıca bağlanmış ve ağzı tıkanmış bir yüz benim nefesimi keser! Taşındığını gördüğünüz bu sefil, bir çukura atılma aşağılanması dışında, yüz elli arkadaşının da cenaze alayına katılmasına mahkûm edildi, onlara da kıskanç ve nankör bir adamı sevmiş olmalarından ötürü ceza olarak cenaze töreninde yüzlerine üzgün bir ifade vermeleri emredildi, aslında yargıçlar adamın suçlarının bir kısmının onun kıt aklından kaynaklandığına inanıp üzülmeselerdi, arkadaşlarına ağlama cezası da vereceklerdi. Suçlular dışında, herkes yakılır: Aslında bu çok uygun ve çok mantıklı bir alışkanlıktır; zira inandığımıza göre ateş, saf olanı saf olmayandan ayırdığından ve sıcaklığının çekim gücüyle ruhu meydana getiren bu doğal sıcaklığı birleştirdiğinden, ruha durmaksızın yükselme gücü verir. Bu yükseliş herhangi bir yıldıza, her halktan daha az maddesel, daha zihinsel olan bazı halkların dünyalarına kadar sürer; zira onların mizaçları yaşadıkları kürenin saflığına denk gelmeli ve katılabilmelidir. Bu kök ateş o dünyanın elementlerinin saflığı sayesinde daha da düzeltildiği için, bu ateşli, coşkulu ruh o ülkenin kentsoylularından birini meydana getirmeye yönelir.
Machiavelli Prens adlı kitabında, "Şans bir kadındır. Onu susturmak için onu dövmek ve onunla savaşmak gerekir," diye yazmıştır. 1532 yılında bile bu korkunç ve dehşet verici bir betimlemedir. Ama merhametsiz ve bitmek tükenmek bilmeyen bir hırsa sahip olan bir hükümdardan da bu beklenir.