Küçükken kaçımız bir tokat yemişizdir annemizden ya da babamızdan? Kaçımız azar işitmişizdir abimizden ya da ablamızdan? Belki bu sayı çok denmeyecek kadar azdır ve hatta çoğunda böyle bir şey mümkün bile değildir. Ama sefaletin ve açlığın baş gösterdiği ailelerin çoğunda bu normal karşılanır. Şeker Portakalı da tam bu noktada 5 yaşında bir çocuğun günden güne sürekli annesinden, babasından, ablasından ve abisinden hem azar işiten hem de çoğu zaman dayak yiyen bir çocuğu –ki sıradan bir çocukla karşılaştırmak ona karşı büyük saygısızlık sayılır– merkez alıyor. Zezé'ye her vurduklarında sanki bana vuruyorlarmış gibi hissetiğim satırlarda gözlerim doldu. Zezé'nin 5 yaşında bir kalbi ve 40 yaşında bir aklı var. En yakın dostu olan şeker portakalı fidanı Minguinho ve sonradan edineceği arkadaşı Portuga hayatına farklı yönler vermektedir. 2 sene önce pek ilgimi çekmeyen bu kitap hatta baya saçma geliyordu. Ancak okumaya başlamam ile ve okuduktan sonra ne kadar fevri bir önyargı ile elimle ittiğimi anladım ve okumak için bu kadar geç kalmama hâlâ şaşıyorum. Mükemmel derecede içinizi bir tatlı hoş edecek nadir kitaplardan. Herkesin okuması ve okutması gereken bir kitap. puanım 11/10.